
Cumhuriyet'in ilk yılları denildiğinde akla önce Türkiye Büyük Millet Meclisi gelir; ardından bakanlıklar, istasyon binası ve yeni devletin simgeleri... Oysa genç Cumhuriyet'in önünde en az bunlar kadar önemli başka bir görev vardı: Ankara'yı yaşanabilir bir başkent hâline getirmek.
Çünkü ortada büyük bir ideal vardı ama o ideali taşıyacak şehir henüz hazır değildi. Sokaklar çamurdu, temiz su yetersizdi, kanalizasyon eksikti. Hızla artan nüfus ise her geçen gün yeni ihtiyaçlar doğuruyordu.
İşte tam bu noktada, bugün adını çok az kişinin hatırladığı belediyeciler tarih sahnesine çıktı.
Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'nın belediye hizmetlerini yürüten ilk isimlerden biri Kütükçü Ali Bey oldu. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise 1924'te kurulan Ankara Şehremaneti'nin ilk şehremini Mehmet Ali Bey olarak görevlendirildi. Ardından görevi devralan Ali Haydar Yuluğ, Ankara'nın modern belediyecilik anlayışını şekillendiren en önemli isimlerden biri hâline geldi.
Onların mücadelesi bugünkü anlamda dev projeler açıklamak değildi. Temiz su getirmek, yolları düzenlemek, çöpleri toplamak, salgın hastalıklarla mücadele etmek, yangınları önlemek ve hızla büyüyen başkentin temel ihtiyaçlarını karşılamak... Cumhuriyet'in şehircilik sınavı işte bu günlük hayatın içinde veriliyordu.
Mustafa Kemal'in Ankara'yı başkent olarak seçmesi yalnızca siyasî bir karar değildi. Aynı zamanda çağdaş bir şehir kurma iradesiydi. Bu nedenle şehir planları hazırlandı, yeni mahalleler oluşturuldu, geniş caddeler açıldı ve belediye teşkilatı bu büyük dönüşümün en önemli aktörlerinden biri oldu.
Bugün Ankara'nın sokaklarında yürürken çoğumuz bu ilk belediyecileri hatırlamıyoruz. Oysa kullandığımız yolların, parkların, içme suyu şebekesinin ve şehir düzeninin temelinde onların attığı ilk adımlar bulunuyor.
Bir şehrin tarihi yalnızca kalelerinde ya da anıtlarında saklı değildir.
Bazen unutulmuş bir belediye kararında...
Bazen eski bir imar planında...
Bazen de adını neredeyse kimsenin hatırlamadığı ilk belediye başkanlarında gizlidir.
Çünkü bir başkenti kurmak, yalnızca devlet binaları inşa etmek değildir; o başkentte yaşayan insanların hayatını kolaylaştıracak belediyecilik kültürünü de inşa etmektir. Cumhuriyet'in Ankara'da verdiği ilk sınavlardan biri de işte buydu.