Daha önceki yazımda, yaz aylarının vazgeçilmez sebzelerinden domatesin bu kez rengi, kokusu ve lezzetiyle değil, içeriğinde bulunabilen pestisitlerle gündeme geldiğine dikkat çekmiştim.
Her gün sofralarımıza giren domates, salatalık, biber ve diğer sebze-meyveler yalnızca besin değerleriyle değil, üretim aşamasında kullanılan kimyasallarla da konuşuluyorsa burada asıl sorulması gereken soru şudur:
Tüketici ne kadar dikkat etmeli değil, denetim ne kadar güçlü?
Çünkü gıda güvenliği konusunda bütün sorumluluğu tüketicinin omuzlarına bırakmak doğru değildir. Vatandaş satın aldığı ürünün hangi koşullarda yetiştirildiğini, hangi ilaçların kullanıldığını ya da hasattan önce hangi işlemlerden geçirildiğini bilemez. Bu nedenle güvenli gıdaya ulaşmanın yolu, güçlü denetimden ve şeffaf bir üretim zincirinden geçiyor.
Tüketiciye güven veren uygulama
Tam da bu noktada bazı büyük market zincirlerinin pestisit analizlerine daha fazla önem vermeye başlaması dikkat çekici bir gelişme.
Özellikle kışlık hazırlıkların başladığı şu günlerde, salça ve konserve yapımında tercih edilen Rio domateslerin raflara ulaşmadan önce laboratuvarlarda pestisit analizinden geçirilmesi ve ürünlerin “Pestisit Analizinden Geçmiştir” etiketiyle satışa sunulması, tüketici açısından önemli bir güven unsuru oluşturuyor. Bu uygulamanın en önemli tarafı ise yalnızca analiz yapılması değil, sonucun tüketiciyle paylaşılması.
Çünkü günümüzde vatandaşın istediği sadece “Bu ürün güvenlidir” denilmesi değil; bunun hangi analiz sonucuna dayanarak söylendiğini de görebilmek.
“Analizden geçmiştir” etiketi neden önemli?
Bir ürünün üzerinde “Pestisit Analizinden Geçmiştir” ibaresinin bulunması, tüketici açısından küçük gibi görünen ancak son derece önemli bir ayrıntı.
Çünkü market rafında ürün satın alan vatandaş artık yalnızca fiyatına değil, gıda güvenliğine de bakmak istiyor.
Hele ki son dönemde sebze ve meyvelerde pestisit tartışmaları sık sık gündeme gelirken, analiz sonuçlarının QR kod aracılığıyla tüketiciye sunulması şeffaflık açısından olumlu bir adım.
Bu uygulamanın yaygınlaşması halinde tüketici ile üretici ve satıcı arasındaki güven ilişkisinin de güçlenmesi mümkün.
Güvenli gıda lüks değil, haktır
Burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor: Güvenli gıda tüketicinin ayrıcalığı değil, hakkıdır.
Vatandaş domates alırken “Acaba içinde ne var?” diye düşünmek zorunda kalmamalı. Çiftçi üretim yaparken hangi ilacı ne zaman kullanacağını bilmeli. Market de sattığı ürünün güvenliğinden emin olmalı. Bunun yolu ise üretimin tamamını kapsayan güçlü bir denetim mekanizmasından geçiyor.
Marketlerin pestisit analizlerini artırması ve sonuçları tüketiciyle paylaşması bu nedenle değerli bir gelişme. Ancak bu uygulamaların birkaç ürünle sınırlı kalmaması, mümkün olduğunca yaygınlaştırılması gerekiyor.
Çünkü mesele sadece bir domatesin güvenli olup olmadığı değil. Mesele, soframıza koyduğumuz her gıdaya güvenebilmek.
Tarladan sofraya uzanan zincirin her halkasında denetim, analiz ve şeffaflık ne kadar güçlenirse, tüketicinin de içi o kadar rahat edecektir.
Ve belki de artık market raflarında sadece “taze”, “ucuz” ya da “yerli” ifadelerini değil, “analiz edildi, sonucu burada” anlayışını daha fazla görmenin zamanı geldi.
Daha önceki yazımda, yaz aylarının vazgeçilmez sebzelerinden domates, bu kez rengiyle değil, içeriğindeki pestisitlerle gündeme geldiğini belirtmiştim.
Her gün sofralarımıza giren domates, salatalık, biber ve diğer sebze-meyveler yalnızca lezzetleriyle değil, içerdikleri kimyasallarla da gündeme geliyorsa burada tüketicinin üzerine daha fazla sorumluluk yüklemek yerine denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştım.
Konun ciddiyetini algılayan bazı 3 harfli marketlerin harekete geçtiğini ve pestisit analizi uygulamasına başlattıklarını öğreniyorum.
Özellikle salça ve konserve yapımında tercih edilen Rio domatesler, raflara ulaşmadan önce laboratuvarlarda pestisit analizinden geçiriliyor ve 'Pestisit Analizinden Geçmiştir' etiketiyle müşterilerle buluşuyor.
Bu güzel bir gelişme. “Analizden geçmiştir” etiketi tüketiciye güven sağlamaktadır.
ŞOK Marketler Şirketin 2020'den bu yana yürüttüğü 'Tarladan Sofraya Doğru Tarım' modeli, pestisit analiz uygulamasıyla gıda güvenliği ve izlenebilirliği güçlendiriyor. Sözleşmeli tarım modeliyle çiftçilerle doğrudan ve uzun vadeli işbirlikleri kuran ŞOK Marketler, alım garantisiyle üretimin sürdürülebilirliğini destekliyor.
Ziraat mühendisleri aracılığıyla sahada doğru ilaçlama, kayıtlı üretim, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve hasat zamanlaması gibi konularda eğitim ve geri bildirim sağlanıyor. Hasat sonrası gerçekleştirilen pestisit analizlerinin sonuçları üreticilerle paylaşılırken, gerekli durumlarda iyileştirme alanlarına yönelik yönlendirmelerde bulunuluyor. Böylece pestisit kontrolü yalnızca ürünün rafa ulaşmadan önceki son aşaması olarak değil, tarladan sofraya uzanan üretim ve tedarik sürecinin bir parçası olarak ele alınıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen ŞOK Marketler Üst Yöneticisi (CEO) Uğur Demirel, gıda güvenliğini tarladan sofraya uzanan bir yaklaşımla ele aldıklarını, kendi laboratuvarlarında başlattıkları pestisit analizi uygulamasını farklı meyve ve sebze gruplarını sisteme dahil ederek, genişlettiklerini belirtti.
Demirel, evlerde kışlık mutfak hazırlıklarının başladığı bir dönemde Rio domatesleri de pestisit kontrolünden geçirerek mağazalarında müşterileriyle buluşturduklarını aktararak, şunları kaydetti:
'Müşterilerimizin kış hazırlıklarını da gönül rahatlığıyla yapmasını arzu ediyoruz. Ürünlerin analiz sonuçlarını QR kodlar aracılığıyla müşterilerimizle paylaşarak, bu süreci şeffaf hale getiriyoruz. Aynı zamanda üreticilerimizi saha eğitimleriyle destekleyerek, sürdürülebilir tarımı güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni laboratuvarlar açarak, daha fazla üründe analiz yapmaya devam edeceğiz
Özellikle evlerde kışlık mutfak hazırlıklarının başladığı bir dönemde Rio cinsi domateslerde pestisit kontrolünden geçirerek mağazalarında müşterileriyle buluşturduklarını aktararak, şunları kaydetti:
Greenpeace Türkiye’nin her yıl ağustos ayında gerçekleştirdiği “İçinde Ne Var?” kampanyası kapsamında Ankara ve İstanbul’daki büyük marketlerden alınan domatesler laboratuvarda mercek altına alındı.
Her gün sofralarımıza giren domates, salatalık, biber ve diğer sebze-meyveler yalnızca lezzetleriyle değil, içerdikleri kimyasallarla da gündeme geliyorsa burada tüketicinin üzerine daha fazla sorumluluk yüklemek yerine denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Çünkü tüketicinin beklentisi son derece basit: Parasını ödediği gıdanın sağlıklı ve güvenilir olduğundan emin olmak.
Daha fazlasını keşfedin
İSTANBUL (AA) - ŞOK Marketler, taze meyve ve sebzede gıda güvenliğini güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği pestisit analizi uygulamasına 'Rio' domatesleri ekledi.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, kış hazırlıklarının başladığı dönemlerdede özellikle salça ve konserve yapımında tercih edilen Rio domatesler, raflara ulaşmadan önce laboratuvarlarda pestisit analizinden geçiriliyor ve 'Pestisit Analizinden Geçmiştir' etiketiyle müşterilerle buluşuyor.
Mağazalara sevk edilmeden önce mevzuat kapsamındaki kontrollerin yanı sıra şirketin tedarik platformlarındaki pestisit analiz laboratuvarlarında kontrol edilen ve Türk Gıda Kodeksi'ne uygun bulunan Rio domateslerin mağazalara sevkiyatına başlandı. Domates, biber ve narenciye ürünleriyle başlayan uygulama, sarımsak ve çekirdeksiz üzümü de kapsayacak şekilde genişletiliyor.
Analizden geçen ürünlerin sonuçları tüketicilere sunuluyor. Rio domateslerin kasalarında 'Pestisit Analizinden Geçmiştir' etiketi yer alırken, etiketteki karekod okutularak ürünün analiz raporuna Cepte ŞOK uygulaması üzerinden ulaşılabiliyor.
.'
.'