Seçimlere sayılı saatlerin kaldığı şu ana kadar, siyaset alanında her şey söylendi, yazıldı, çizildi, ben de son zamanlarda toplumu çok meşgul eden kedi, köpek ve benzeri hayvan katliamları ile diğer yaşamsal alanlarda tırmanan, endişe yaratan, toplumsal yozlaşmadan söz etmek istiyorum.
Ortaçağ döneminde Hristiyan dünyasının dini lideri 9. Papa Gregori, “Kediler şeytandır, gördüğünüz yerde öldürün” şeklinde bir fetva veriyor, ülkede büyük bir kedi katliamı yaşanıyor. Tarihi kayıtlarda, Papa’ya ve Tanrı’ya hoş görünmek, yakınlaşmak isteyen barbar insanların, topladıkları kedileri çuvallara doldurup diri diri yaktıkları anlatılıyor. Bu kedi katliamı üzerine, ülke farelerin istilasına uğruyor, arkasından büyük bir Veba salgını patlıyor ve çok sayıda insanın ölümün yol açıyor.
Sabah televizyon ekranlarında haberleri izlerken bunlar geçti aklımdan.
“Sınav gözetmeni, okulun kedisini pencereden attı” başlıklı haberi izliyorum. Sırt üstü, dört ayağı havada, yerde cansız yatan kediyi izlerken, “Kedi gibi dört ayağının üstüne düştü” deyimini anımsıyorum ve yüksekten düşmekle kolay kolay ölmeyen kedinin, bu şekilde cansız yatan görüntüsü, son derece ürkütücü. Nasıl bir şiddetle karşılaştıysa kedi, bu kez dört ayağının üstüne düşememiş!
Bu haberi, sahibinin elinden kurtulan kocaman siyah bir köpeğin, yine sahibinin elinde yürüyüş yapan küçücük beyaz bir köpeğe saldırısı izliyor. Orada bulunanların engellemeye gücünün yetmediği boğuşmada, siyah iri köpek, küçücük beyaz köpeği parçalayıp, oradakilerin gözleri önünde öldürüyor.
Sadece kedi köpek gibi hayvanlar üzerinde tırmanan vahşete mi tanık oluyoruz?
Ya ülkemizde, hatta coğrafyamızda tırmanan, çağımıza yakışmayan olaylar!..
Afganistan’dan Pakistan’a, Yemen’den Filistin’e, Rusya’dan Ukrayna’ya, ülkeler ve toplumlar arasında bitmek bilmeyen çatışmalar, savaşlar...
Rusya’da eğlence salonuna yapılan saldırıda yüz elliye yakın can kaybı oluyor, olay sonrası yakalanan teröristler, Türkiye üzerinden Moskova’ya ulaştıklarını açıklıyorlar!..
Ülkemizde her gün yaşanan sokak kavgalarının, çatışmaların, cinayetlerin, adli vakaların çoğunun, son yıllarda yurdumuza doldurulan on milyonun üzerindeki yabancı kökenlilerden kaynaklandığı görülüyor.
Terörle mücadelenin, şehit acılarının, etkisiz hale getirilen terörist haberlerinin sonu gelmiyor.
Avrupa ülkelerinde yaşanan bir çok eylemsel kargaşanın, ülkemizden kaçan guruplar tarafından yaratıldığı belirtiliyor.
Bu gelip geçici yaşantımızı, doğamızda var olan tüm canlı ve cansız varlıklarla birlikte, birbirimize borçlu olduğumuzu, ne zaman öğreneceğiz?
Aşık Veysel’in dediği gibi, “İki kapılı bir handa, gidiyoruz gündüz gece.” Bu güzelim dünya üzerinde doğuyor, yaşıyor, ölüp gidiyoruz, ama, bir türlü içerisinde yaşadığımız bu cennetin farkına varamıyoruz, doyasıya tadını çıkaramıyoruz.
Ülkeler ve toplumlar arasında yaşanan tüm anlaşmazlıkların, çatışma, kavga ve savaşların, yönetici kesimlerin ihtirasarından kaynaklandığını, onların saltanatlarını sürdürmekten başka niyetlerinin bulunmadığını öğrendiğimiz zaman, üzerinde yaşadığımız gerçek cenneti keşfedeceğiz diye düşünüyorum.
Bilim ve teknolojinin zirvesine çıktığı bu dönemde; siyasal çekişmeler arasında bocalayan, ekonomik krizle, yoklukla, yoksullukla cebelleşen toplumumuzun, bir an önce aydınlık, barış ve kardeşlik içerisinde yaşayacağı huzurlu, güzel günlere kavuşması dileğiyle...
31 Mart yerel seçimleri öncesi, son kez bir şeyler söylemek istedim!
Kediler Şeytan mıdır?
Cengiz Özer
Yorumlar