Tebrikler sayın Kılıçdaroğlu başardınız, yüz yıllık övündüğünüz Atatürk’ün partisini böldünüz. Sizi SSK Genel Müdürlüğünüz döneminden itibaren tanıyorum.

70’li yıllar, üniversite öğrencisi, stajyer bir gazeteci olarak görevim icabı sizi takip etme de başladım. Yıllar sizin yüzünüze gülmüş, iyi bir bürokrat, namuslu duruşunuzla tanınmış bir isim oldunuz.

Doğrusu aradan geçen yıllar boyunca bunlardan hiç taviz vermediniz. Bu ilkeleriniz sizi Maliye Bakanlığı üst düzey bürokratı yaptı, sonrada siyasete taşıdı.

Hiç kimse bütün bu makamlardaki dürüst Kemal Kılıçdaroğlu’ndan şüphe duymadı. Biraz şans ve birazda tesadüfler eseri CHP içlerine kadar daldınız. Yetmedi 24 yıl CHP üyeliği yaptınız.

Bu da yetmedi, 16 yıl Atatürk’ün partisine Genel Başkanlık yaptınız, milyonda bir insana nasip olacak bu kadar kutsal görevlere sahip oldunuz, peki CHP’nin bugünü duruma düşmesinden dolayı mutlu musunuz?

Ne olurdu yani evladınız sayılan ve sizin bulup çıkardığınız Özgür Özel’i karşınıza alıp, konuşsaydınız? İstimi yakalamış, iktidar yolunda ilerlerken, bu çelme neyin nesi? Buna nasıl izin verdiniz?

Ne olurdu ülke ekonomik sıkıntı içinde yüzerken, siz kurtarıcı olarak önce çıkıp sonra bilinmeyen bir nedenle bölen biri oldunuz?

Bu muydu? sizin CHP’yi güvenli bir limana taşıyıp partiyi teslim etmeniz? Kurultayda mağlubiyeti kabul edip köşenize çekilmeniz yerine çıkıp ‘’sırtımdan hançerlendim’’ dediniz.

Peki, siz son yaptıklarınızla hançerlenme değil de, CHP’yi tam böğründen vurmadınız mı? Ben Özgür Özel’in hiçbir şeyi değilim, zaman zaman mecliste görür selamlaşırız, o kadar, ama yiğidi öldür hakkını ver.

Tarafsız bir Gazeteci olarak söylüyorum ki Atatürk’ten sonra, CHP’nin başına geçen liderler içinde bence kim ne derse desin en başarılı Genel Başkan, tam bir halk çocuğu olarak siyaset yapmaktadır.

Önüne takoz koyma yerine, bir büyük, bir duayen politikacı olarak, o kutsal koltuğu ona teslim edip arkasında da dursaydınız daha şık olmaz mıydı? İsminiz CHP tarihine de altın harflerle yazılmaz mıydı.

Nerede o dürüst devlet adamı, nerede o dürüst siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu? Belki sizin haberiniz yoktur, bu da mümkün değil ama, yüzde 4’lere düşürdüğünüz partiyi parayla kiralık tutulduğu iddia edilen insanlara tezahürat yapılmasına izin verdiniz.

Bu muydu arkadan hançerlendim dediğiniz partinize yapılanları görmemezlikten gelmek? nasıl oluyor da etrafınızı saran, makamları ellerinden alındığı için parti aleyhine çalışıp, sizi yanlış yönlendirenlere izin veriyorsunuz?

Oldu mu şimdi Sayın Kılıçdaroğlu? Belki siz sırtınızdan hançer yemiş olabilirsiniz, ama bence siz hançeri CHP’nin tam böğrüne sapladınız. Bu parti ki sizi, siz yaptı. Atatürk’ün emanet ettiği CHP’ye Genel Başkan mertebesine kadar yükseltti.

Ne olurdu sanki siyasi hayatınızın sonuna yaklaştığınız şu son dönemlerinizde bir eser bıraksaydınız da genç lider Özgür Özel’le beraber olup partiyi iktidar limanına yanaştırıp köşenize çekilseydiniz?

Ama siz ne yaptınız, hırsınız önünüze geçmiş, yüzde 4’lere kadar düşürdüğünüz CHP’yi etrafındaki bazı gözü kin ve hırs bürümüş partililerle beraber güvenli liman yerine dibe çektiniz?.

Oldu mu sayın Kılıçdaroğ’lu? Dost acı söyler, 45 yıllık gazetecilik hayatımda Demirel’li, Özal’lı, Ecevit’li, Erbakan’lı ve ihtilal hükümetlerini yakından tanıyan bir gazeteci olarak, şu an CHP’nin içinde olanların benzerine hiç rastlamadım.

O liderler partilerini sırtlayıp hep yukarılara taşımak istemişlerdir ve hepsi de zaman zaman başarıya ulaşmış ve iktidarı yakalamışlardır.

Ama siz sayın Kılıçdaroğlu, 16 yıllık Genel Başkanlığınızda, kaç kez partinizi iktidara taşıdınız? Doğrusu ben hiç hatırlamıyorum.

O halde bırakın genç bir genel başkan çıkmış, üstelik sizin yarattığınız bir genç genel başkan olmuş ve halkı arkasına alarak, emin adımlarla iktidara yürüyor, neden çelme takma lüzumu hissediyorsunuz?

Sizin de amacınız iktidarı yakalamak ve gemiyi güvenir bir limana yanaştırmak değil miydi? Olmadı, olmuyor bırakın bari bu genç lider gelmiş denesin, bizde görelim.

Şimdi oldu mu sayın Kılıçdaroğlu, oldu mu demekten başka bir şey gelmiyor içimden.