Screenshot 20260915 101239 Chat G P T

Ankara’da bazı projeler vardır; büyüklüklerini hektarla, konut sayısıyla ya da harcanan parayla anlatabilirsiniz.

Yeni Mamak öyle değil.

Onu anlamak için biraz da beklenen yılları saymak gerekiyor.

Yaklaşık bin hektara yayılan devasa bir dönüşüm alanından söz ediyoruz. Mamak’ın eski mahallelerini dönüştürmek, sağlıksız yapılaşmayı ortadan kaldırmak ve yerine çağdaş bir kent parçası kurmak hedeflenmişti.

Kâğıt üzerinde son derece güçlü bir fikirdi.

Fakat yıllar geçti.

Yönetimler değişti. Planlar değişti. İhaleler yapıldı. Etaplar oluşturuldu. Bazı binalar yükseldi, bazı konutlar teslim edildi.

Ama Yeni Mamak hâlâ bitmedi.

Bugün projenin çeşitli bölümlerinde çalışmalar devam ediyor. Yeni ihaleler yapılıyor, konutlar üretiliyor, hak sahiplerine teslimatlar gerçekleştiriliyor.

Yani ortada terk edilmiş bir proje yok.

Fakat insanın sormadan edemediği başka bir soru var:

Bir kentsel dönüşüm ne kadar sürmelidir?

Beş yıl mı?

On yıl mı?

On beş yıl mı?

Yoksa bir insanın hayatındaki önemli bir dönemi içine alacak kadar uzun mu?

Çünkü kentsel dönüşüm dediğimiz şey yalnızca betonarme binaların yenilenmesi değildir.

Orada yaşayan insanların hayatları da dönüşür.

Evini teslim eden bir aile düşünün.

“Birkaç yıl sonra yeni evimize döneceğiz” diye yola çıkıyor.

Çocuğu ilkokula gidiyor.

Bekliyor.

Çocuk liseye başlıyor.

Bekliyor.

Üniversiteye gidiyor.

Aile hâlâ bekliyor.

İşte o noktadan sonra mesele artık mühendislik değildir.

Mesele insan ömrüdür.

Yeni Mamak’ın bana göre en önemli problemi de burada yatıyor.

Proje o kadar büyük, o kadar uzun ve o kadar çok parçaya ayrılmış durumda ki başlangıçtaki “yeni bir kent kurma” fikri zaman içerisinde yerini etap etap bina üretmeye bırakma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Oysa bin hektara yaklaşan bir alanı dönüştürüyorsanız yalnızca ev yapmıyorsunuz.

Bir şehir kuruyorsunuz.

Okulu olacak.

Parkı olacak.

Sağlık merkezi olacak.

Ulaşımı olacak.

Esnafı olacak.

Çocukların oynayacağı sokakları, yaşlıların oturacağı meydanları olacak.

En önemlisi de eski mahallelerin yıllar içinde oluşturduğu insan ilişkilerini tamamen yok etmeyecek.

Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca binaların yan yana gelmesi değildir.

Şehir biraz da komşunun kapısını çalabilmektir.

Yeni Mamak bugün hâlâ devam ediyor.

Konut teslimleri yapılıyor. Yeni etaplar için çalışmalar sürüyor. Yeni ihaleler gerçekleştiriliyor. Planlarda düzenlemeler yapılıyor.

Bunların hepsi önemli.

Ama yaklaşık yirmi yıla yaklaşan bir hikâyede yalnızca “kaç konut yapıldı?” sorusunu sormak artık yeterli değil.

Başka sorular da sormamız gerekiyor.

Kaç insan bekledi?

Kaç aile kirada yaşadı?

Kaç kişi yeni evine kavuşamadan yaşlandı?

Kaç çocuk doğduğu mahalleye geri dönemeden büyüdü?

Ve nihayet:

Bu kadar büyük bir dönüşüm neden daha kısa sürede tamamlanamadı?

Bu soruların cevabı yalnızca bugünkü yönetime de yüklenemez.

Yeni Mamak farklı dönemlerin, farklı kararların, ekonomik krizlerin, plan değişikliklerinin, mülkiyet sorunlarının ve yönetim tercihlerinin üst üste bindiği uzun bir Ankara hikâyesidir.

Bu nedenle meseleyi yalnızca siyasi bir tartışmaya indirgemek de kolaycılık olur.

Ama aynı şekilde yılların gecikmesini sıradanlaştırmak da doğru değildir.

Çünkü devletin ve belediyenin kentsel dönüşümdeki en büyük sorumluluğu yalnızca yeni konut yapmak değildir.

İnsana verdiği zamanı da korumaktır.

Kaybedilen para yeniden kazanılabilir.

Yıkılan bina yeniden yapılabilir.

Plan yeniden çizilebilir.

Ama bekleyerek geçen on yılın ihalesi yeniden yapılamaz.

Belki Yeni Mamak’ın bize öğrettiği en önemli ders de budur.

Kentsel dönüşümün gerçek ölçü birimi metrekare değildir.

Hektar değildir.

Konut sayısı hiç değildir.

İnsanın hayatından eksilen zamandır.

Ve Ankara’nın doğusunda yükselen yeni binalara bakarken artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Yeni Mamak dönüşüyor da, bu dönüşümü bekleyen insanların kaybolan yıllarını kim geri verecek?