Screenshot 20261026 142909 Chat G P T

Ankara’ya gelenler arasında Julius Sezar’ın adını hiç düşündünüz mü?

Soru ilk duyulduğunda insanı duraksatıyor. Çünkü burada sözünü ettiğimiz, Roma tarihinin en tanınmış isimlerinden Gaius Julius Caesar. Antik kaynaklar, onun MÖ 47’de Galat hükümdarı Deiotaros’un konağında konuk edildiğini anlatıyor. Konağın bulunduğu kalenin adı Bloukion. Bugün ise Bloukion’un Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki Karalar-Asarkaya çevresinde aranması gerektiği düşünülüyor. Kesinlik değil; güçlü bir ihtimal.

Bu ihtimalin izini sürerken önce iki bin yılı aşkın geriye, Roma ile Galatya arasındaki çalkantılı ilişkilere dönüyoruz. Caesar, MÖ 47’de Zela’da Pontus Kralı Pharnakes’i yenmişti. Ardından Galat hükümdarı Deiotaros’un topraklarına uğradı. Cicero’nun daha sonra kaleme aldığı savunma konuşması, Caesar’ın Bloukion’da kralın evinde konuk edildiğini aktarır. Aynı konuşmanın konusu, Deiotaros’a yöneltilen bir suikast suçlamasıdır. Cicero bu iddiayı çürütmeye çalışırken, Caesar’ın konakladığı yeri ve evde geçtiği ileri sürülen olayları anlatır.

Strabon da Bloukion’u Deiotaros’un kraliyet ikametgâhı olarak anar; Peium’u ise kralın hazinelerini sakladığı kale diye tanımlar. Böylece Bloukion, yalnızca haritada kaybolmuş bir ad olmaktan çıkar: Galatya’nın Roma’yla kurduğu ilişkinin ve bir kralın siyasî gücünün parçası hâline gelir. Fakat antik metinler kalenin adını veriyor, bugünkü yerini değil. O yeri bulmak için yazılı kaynakları arkeolojik izlerle karşılaştırmak gerekiyor.

Karalar’da bu karşılaştırmayı anlamlı kılan buluntular var. 1933’te Remzi Oğuz Arık’ın yaptığı kazılarda tümülüsler ortaya çıkarıldı. Tümülüslerden birindeki Yunanca yazıt, Galat hükümdarı Deiotaros’un oğlu Deiotaros Philopator’un adını taşıyordu. Yıllar sonra, 1986–1987’de Asarkaya çevresinde yapılan kurtarma kazılarında kayalık tepeyi kuşatan Helenistik dönem duvarları bulundu. Ankara Üniversitesi’nin daha yakın tarihli yüzey araştırmaları da burada Galat yerleşimine işaret eden duvar ve seramik izlerini değerlendirdi.

Burada küçük ama önemli bir ayrım var. Cicero’nun söz ettiği Deiotaros, yazıttaki Deiotaros Philopator değil; onun babası, Deiotaros Philoromaios’tur. Yani Karalar’daki yazıt, Caesar’ı konuk ettiği anlatılan kralın değil, o kralın oğlunun mezarını işaret ediyor. Bu bulgu, Karalar’ın Galat hanedanıyla bağını güçlendiriyor; ancak tek başına “Asarkaya kesin olarak Bloukion’dur” sonucunu vermiyor. 2024 tarihli bir arkeometri bildirisi, yazıtı ve Asarkaya’daki surları birlikte ele alarak Bloukion’un Karalar’da bulunma ihtimalini çok yüksek görüyor. Yine de bu, kanıtların birlikte yorumlanmasına dayanan bir yer tespiti.

Öyleyse “Sezar Ankara’ya geldi” diyebilir miyiz?

Bu cümle, hangi Ankara’dan söz ettiğimizi açıklarsak anlam kazanır. Caesar’ın bugünkü Ankara kent merkezine, antik Ankyra’ya geldiğini gösteren bir kayıt yok. Söz konusu olan, bugünkü Ankara il sınırları içindeki Kahramankazan’da, Karalar-Asarkaya çevresinde aranması gereken Galat kalesidir. Eğer Bloukion’un burası olduğu teşhisi doğruysa, Caesar Ankara’nın bugünkü coğrafyasına, Galat hükümdarının konuğu olarak gelmişti. Ama kral konağının Asarkaya’daki tam yerini henüz bilmiyoruz.

Benim için Asarkaya’nın asıl çekiciliği de bu belirsizlikte yatıyor. Bir yanda Cicero’nun metninde geçen kral konağı, diğer yanda Karalar’daki tümülüsler ve Asarkaya kayalığındaki Helenistik duvarlar… Aralarında iki bin yılı aşan bir zaman var; ama aynı tarihî çevrede buluşuyor olabilirler.

Ankara’nın yakınındaki bu kayalıklar, belki de Sezar’ın konuk edildiği kalenin sessiz tanıklarıdır. “Belki” diyorum; çünkü tarihî merakı ayakta tutan, güçlü ipuçlarını kesin hükme çevirmeden takip edebilmektir. Asarkaya’nın cevabı henüz tamamlanmadı. Fakat sorusu artık çok daha çarpıcı:

Julius Sezar, bugünkü Ankara’nın yanı başında, Galat kralının konağında mı konuk edildi?