1970'li yıllardaki küresel petrol krizleri, insanlık tarihinde enerjinin sadece ekonomik bir girdi değil, ulusal bağımsızlığın ve güvenliğin temeli olduğunu acı bir tecrübeyle gösterdi. O gün yakıt kuyruklarıyla sarsılan dünya, enerjide dışa bağımlılığı bitirmek için alternatif arayışlara hız verdi; bugün ise bu arayış küresel bir Güneş Devrimi’ne dönüştü.
Dünya ülkeleri enerji omurgasını güneşe dayarken, Fransa’dan Amerika’ya, Çin’den Avrupa’ya kadar her coğrafyada entegre güneş politikaları, çatı GES’leri ve esneklik hamleleri hayata geçiriliyor.
Peki, coğrafi konumu itibarıyla devasa bir güneş potansiyeline sahip olan Türkiye neden bu devrimin lideri olmasın?
Anadolu; binlerce yıllık güneş kültü ve medeniyet mirasıyla, ekolojik dengenin yeniden kurulacağı bir geleceğin merkez üssü olabilecek potansiyeldedir. Türkiye, sadece enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmakla kalmayıp; şehirlerini ve kırsalını Güneş Kentler, Güneş Köyler (GÜNSERA) ve Güneş Tarımı (Agrivoltaics) modelleriyle yeniden inşa ederek "Türkiye Güneş Uygarlığı"nı tüm dünyaya ilan etmek için eşsiz bir tarihi fırsatla karşı karşıyadır.
Kasım ayında Türkiye’de gerçekleştirilecek olan COP31, bu büyük dönüşümün ve vizyonun küresel ölçekte duyurulması için milat niteliğindedir.
Bizler, onlarca yıllık akademik birikim ve saha çalışmalarıyla bu modelleri geliştirmiş olan akademisyenler ve uzmanlar olarak; ülkemizin geleceğine yön verecek bu stratejik vizyonu COP31 platformunda sunmaya ve paylaşmaya hazırdır.
Ankara’nın ve tüm Türkiye’nin örnek birer "Güneş ve Bilim Kenti" haline gelmesi, köylere dönüşün ve ekolojik kalkınmanın sağlanması amacıyla hazırladığımız Türkiye Güneş Uygarlığı projelerimizi COP31’de yetkililerle ve dünya kamuoyuyla buluşturmak istiyoruz.