
Çankaya Köşkü denildiğinde aklımıza Cumhuriyet’in kuruluş yılları, devlet meseleleri, önemli kararlar ve tarihî görüşmeler gelir. Oysa aynı köşkün bahçesinde, pek az bilinen başka bir hayatın izleri de vardı.
Güvercinlerin hayatı…
Atatürk’ün hayvanlara düşkünlüğünü biliriz. Foks adlı köpeği, atlara duyduğu sevgi, doğayla kurduğu yakınlık sıkça anlatılmıştır. Fakat Çankaya’da güvercin yetiştirdiği ve köşkün bahçesinde özel bir güvercinlik bulunduğu pek konuşulmaz.
Bu ayrıntının peşine düştüğümde karşıma ilginç bir bilgi çıktı.
Atatürk’ün Çankaya’daki güvercinliğiyle ilgilenen özel bir bakıcı bulunduğu anlatılıyor. Daha da ilginci, burada yetiştirilmek üzere Selanik’ten güvercin getirtilmiş olması.
Güvercin yetiştiriciliği üzerine araştırmalarıyla tanınan Yavuz İşçen’in 2003 yılında kaleme aldığı bir yazıda, Atatürk’ün Selanik Dönek güvercinlerine ilgi duyduğu ve bu kuşları Çankaya’ya getirttiği belirtiliyor.
Selanik Dönekleri sıradan güvercinler değildir. Uçuş sırasında gerçekleştirdikleri dönüşlerle tanınan, Balkan coğrafyasının köklü güvercin ırklarından biridir.
Burada insanın aklına ister istemez bir soru geliyor:
Atatürk’ün Selanik güvercinlerine ilgisi yalnızca bir yetiştiricilik merakı mıydı, yoksa doğduğu şehre duyduğu özlemin küçük bir yansıması mı?
Bunu kesin olarak bilmiyoruz. Ancak Selanik’ten ayrılmış, hayatının büyük bölümünü savaş meydanlarında ve devlet meseleleri arasında geçirmiş bir insanın, çocukluğunun şehrinden gelen kuşlara ilgi duyması üzerinde düşünmeye değer.
Üstelik Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Çankaya, bugünkü görkemli devlet yerleşkesinden çok farklıydı.
Eski bir bağevinden gelişen köşkün çevresinde ağaçlar, bahçeler ve çeşitli hayvanlar bulunuyordu. Atatürk, Ankara’nın bozkırını yeşertme düşüncesini yalnızca Atatürk Orman Çiftliği’nde değil, kendi yaşadığı çevrede de önemsemişti.
Güvercinlik anlatısı da bu hayatın küçük fakat anlamlı bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Yine de tarihçinin ve araştırmacının dikkatli olması gereken bir nokta var. Güvercinliğin tam yeri, getirilen kuşların sayısı ve sonraki akıbetleri konusunda henüz yeterli belgeye sahip değiliz. Anlatılanları kesinleşmiş arşiv bilgileriyle karıştırmamak gerekiyor.
Belki de asıl araştırılması gereken budur.
Bugün Atatürk Müze Köşkü olarak korunan yapının geçmişinde, bu güvercinliğin izlerini gösterecek bir fotoğraf, bir bakım kaydı ya da bir tanıklık bulunabilir.
Çünkü tarih yalnızca büyük kararların, savaşların ve anlaşmaların hikâyesi değildir.
Bazen bir devlet adamını anlamak için çalışma masasından kalkıp bahçesine bakmak gerekir.
Çankaya’da bir zamanlar kanat çırptığı anlatılan o güvercinler, bize Cumhuriyet’in kurucusunun pek tanımadığımız insani dünyasından küçük bir pencere açıyor.
Ve ben şimdi o pencerenin ardındaki hikâyeyi merak ediyorum.
Çankaya’nın güvercinleri nereye uçtu?