
Beypazarı'nın üzerinde bir tepe vardır.
Bugün oraya çıkanlar aşağıdaki eski evleri, sokakları, vadileri seyreder.
Adı Hıdırlık Tepesi'dir.
Peki neden Hıdırlık?
Beypazarı'nda yüzyıllardır anlatılan rivayete göre Hızır, Allah'a daha yakın olmak için bu tepeye çıkar ve burada dua eder.
Elbette bunun tarihsel bir belgesi yok.
Zaten efsanenin belgeye ihtiyacı da yoktur.
Çünkü bazen bir şehrin hafızasını arşivler değil, insanların yüzyıllarca birbirlerine anlattıkları hikâyeler saklar.
Beypazarı'nın Hızır'la ilişkisi yalnızca Hıdırlık Tepesi'nden de ibaret değil.
Beypazarı efsaneleri üzerine yapılan akademik bir araştırmada Hızır'la doğrudan ilişkili üç ayrı anlatı tespit edilmiş:
Karakoca, Karakaş Seli ve Beypazarı'nda Göl Efsanesi.
Bunların içinde Karakoca efsanesi özellikle ilginç.
Bir Hıdırellez günü...
Genç kızlar eğlenmektedir.
O sırada üstü başı perişan yaşlı bir adam çıkagelir.
İhtiyar daha önce başka kapıları da dolaşmış, yardım istemiştir.
Kimse onun kim olduğunu bilmez.
Çünkü Anadolu'da Hızır zaten böyle gelir.
Kapınızı çaldığında kendisini tanıtmaz.
Bazen bir yolcudur.
Bazen aç bir ihtiyar.
Bazen yardım isteyen bir yabancı...
Ve insanın karşısına çoğu zaman onu sınamak için çıkar.
Beypazarı anlatısındaki yaşlı adamın da Hızır olduğu anlaşılır.
İşte benim ilgimi çeken yer burası.
Çünkü Beypazarı'nda Hızır yalnızca bir efsane kahramanı olarak kalmamış.
Coğrafyanın içine yerleşmiş.
Bir tepenin adında...
Bir suyun hikâyesinde...
Bir sel anlatısında...
Hıdırellez günü kapıları dolaşan yaşlı bir adamın suretinde...
Üstelik Beypazarı Belediyesi de Hıdırlık Tepesi'nin tarih boyunca pek çok efsaneye konu olduğunu kaydediyor. Yerel kültür kaynaklarında tepenin adı doğrudan Hızır'ın burada dua ettiği inancıyla ilişkilendiriliyor.
Belki de asıl soru şudur:
Hızır gerçekten Beypazarı'na geldi mi?
Bunun cevabını bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz başka bir şey var.
Beypazarı insanı yüzlerce yıl boyunca onun gelebileceğine inanmış.
Belki de Hızır efsanesinin bütün sırrı budur.
Çünkü Hızır'ın hangi kapıyı çalacağını hiç kimse bilmez.
Belki bir gün Beypazarı'nda bir kapıyı da çalmıştır.
Ve kapıyı açan kişi...
Karşısında kimin durduğunu hiç anlamamıştır.