Akşamları biraz daha erken üşüyor insan. Sokakta yürürken montumuza biraz daha sıkı sarılıyor, sıcak bir eve girdiğimizde derin bir nefes alıyoruz. Peki ya sokakta yaşayanlar?
Onların gideceği sıcak bir ev, kapanacak bir kapı, üzerine çekilecek bir battaniye yok.
Sokak hayvanları için kış, yalnızca soğuk havadan ibaret değil. Açlık, susuzluk, hastalık ve araç trafiğiyle birlikte mücadele ettikleri uzun bir dönem başlıyor. Özellikle yavru, yaşlı ve hasta hayvanlar için birkaç derece daha düşen hava, hayatla mücadeleyi çok daha zor hale getiriyor.
Bizim için kapının önüne bırakılan bir kap mama, temiz bir kap su ya da yağmurdan koruyan küçük bir karton kutu belki çok sıradan görünebilir. Onlar içinse bütün bir günü değiştirebilir.
Bazen bir apartmanın girişinde birkaç saatlik sıcaklık, bazen bir kap yemek, bazen de yalnızca fark edilmek…
İyilik yapmak için büyük şeylere ihtiyacımız yok.
Bir sokak köpeğinin başını okşamak, yağmur altında kalan bir kediyi güvenli bir yere almak, mama ve su bırakmak ya da çevremizdeki hayvanların ihtiyaçlarını fark etmek küçük ama değerli adımlar.
Çünkü kış geldiğinde sokaklar herkes için aynı değildir.
Biz soğuktan kaçabileceğimiz bir yere sahibiz. Onlarınsa çoğu zaman yalnızca sığınabilecekleri bir köşe var.
Bu yüzden havalar soğumadan önce biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor.
Belki her hayvanı evimize alamayız. Belki hepsine yetişemeyiz. Ama karşımıza çıkan bir canlının hayatını kolaylaştırabiliriz.
Kış kapıda.
Onların da sıcaklığa, yemeğe, suya ve en önemlisi merhamete ihtiyacı var.
Bazen bir kap mama, bir kap su ve küçücük bir sığınak, bir canlının kışı atlatmasına yetebilir.
Ve belki bu kış, sokakta yürürken yalnızca kendimizi değil, bize bakan gözleri de düşünmenin zamanıdır.