Yeni kaybettiğimiz bazı yakınlarımızın ailelerine taziyelerde bulunmak ve diğer akrabalarımızı, dostlarımızı da ziyaret için gittiğimiz Osmaniye ile İskenderun civarında, depremin ilk günlerindeki ürkütücü havayı 15 gün kadar yeniden teneffüs ettik; yöre halkı ise halen enkazlar üzerinde devam eden iş makinalarının gümbürtülü çalışmaları arasında, delik deşik sokaklarda, caddelerde, ağır hasarlı yıkılmayı bekleyen yüksek binaların gölgelerinde yaşamayı adeta kanıksamış görünüyor.
İskenderun’da, yükselen deniz sularının halen kurutulamadığı yer yer bataklığa dönüşmüş sahil yolunda, çamurlara bata çıka ilerledik, konteynırlarda çile dolduran yakınlarımızın sıkıntılarına ortak olduk, “Belki de bu konteynırlarda beş yıl daha çile çekeceğiz,” diyorlar, umutlarını büyük ölçüde yitirmişler, ancak, 31 Mart hızla yaklaşırken, her yerde yerel seçimler konuşuluyor.
Siyaset alanında, yoğun olarak Ak Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hatay mitingjndeki sözleri tartışılıyor. Ne demişti Erdoğan?
“Merkezi yönetimle yerel yönetimler el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı...”
Deprem felaketinde en büyük yıkımı yaşamış olan Hatay halkından bir kısmı, “Cumhurbaşkanına kulak vermeliyiz, yerel yöneticilerimizi onun partisinden seçmeliyiz, yoksa bu büyük felaketin yaralarını saramayız,” diyor.
Diğer kesimin fikir ve düşünceleri ise şöyle:
“Tarafsız şekilde devleti yöneteceğine yemin ederek görevine başlayan Cumhurbaşkanı’nın, iktidarını sürdürmek uğruna toplumu kutuplaştırmasına, partisine oy vermeyen kesimleri hizmetlerden mahrum bırakacağını açıkça ilan etmesine boyun eğmemeliyiz. Devletin temeli adalettir, adaletin olmadığı yerde ne devlet kalır ortada, ne de birlik, beraberlik ve huzur içerisinde yaşayacak bir toplum...”
6 Şubat’ta yaşanan asrın deprem felaketi, 11 ilimizi vurmuştu, bunlardan Hatay dışındaki diğer illerin tamamı Ak Partili belediye başkanları tarafından yönetiliyordu ve halen o illerde de depremin yaraları henüz sarılmış değil; ancak felaketin yaşandığı günlerde merkezi hükümetin, CHP’li belediyenin bulunduğu Hatay’a yeterince sahip çıkmadığı konuşulmuştu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri, bu söylentileri açıkça doğruladı. Sahip çıkılmadığı bir yana, “Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” diyerek acıma duygularını dile getirdi, halktan yine partisine oy istedi.
Hatay’da siyaset alanında “Ak Partili adayların, Cumhur İttifakı olarak devletin tüm imkanlarını kullandıkları, maddi ve manevi olarak çok güçlü şekilde seçime hazırlandıkları” belirtiliyor. Parçalanmış muhalefetteki partili adayların ise cılız seslerini pek duyuramadıkları gibi, birbirleriyle cebelleşmekten başka bir çabalarının da olmadığı konuşuluyor.
Hatay’da TİP’in, BB Başkan Adayı ünlü futbolcu Gökhan Zan’ı adaylıktan çekmesi de siyaset alanında konuşulan gelişmelerden birisi, ancak, diğer konular kadar önem taşımıyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’de de çok adaylı bir seçime gidiliyor. Cumhur İttifakı’nın MHP’li adayı, Mayıs seçimlerindeki oy oranına göre ipi göğüsleyecek gibi görülüyor, ancak, Bahçeli’nin son konuşmalarından birisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı çağrı da Osmaniye halkı arasında hüsrana ve kırgınlığa yol açmış.
Her seçim döneminde “Bu benim son seçimimdir,” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın, Cumhur İttifakı olarak yanındayız...” diyen Bahçeli’ye Osmaniye halkının bir kısmı sitem ediyor; “Yüz yıllık Cumhuriyetimiz, Erdoğan ile var olmadı, onunla da yok olmayacaktır. Hemşerimiz Bahçeli’nin bu telaşı nedir?” diye soruyorlar.
Bölgede geçirdiğimiz on beş günün kısa özeti böyleydi. Yöre halkına, yaşama gücü ve sabırlar dileyerek Ankaramıza döndük.
Önümüzdeki pazar günü milletimiz, tarihinin en önemli seçimlerinden birisini gerçekleştirecek. Bu seçimde yerel yöneticilerin belirlenmesinin yanı sıra, toplumda ağır kutuplaşmalara yol açan Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi hakkında da toplumun eğilimleri ortaya çıkacak.
Ya, tek adam rejimine dönüşen 22 yıllık Ak Parti iktidarının daha da güçlenerek devamını sağlayacaktır, ya da bir an önce demokratik parlamenter sisteme dönülmesi konusunda siyasilere çağrıda bulunacaktır, diye düşünüyorum.
Hayırlısı hangisi ise o olsun.
Ankara’yı Özlemişiz
Cengiz Özer
Yorumlar