Bu yıl kendimin en farklı haliyle tanıştım. Hiçbir zaman dönüşeceğimi düşünmediğim birine dönüştüm. İçimdeki ışığı, iç huzurumu ve kendime duyduğum o eski güveni kaybettiğim zamanlar oldu. Bazı günler kendimi tamamen kaybetmiş gibi hissettim. Zihnim, içinden çıkamadığım bir yere dönüştü. Ne kadar düşünsem de kendime ulaşamadığım, ne kadar çabalasam da içimdeki karmaşadan kurtulamadığım günler yaşadım.

İçimde sessizce parçalanırken insanların yanında gülümsemeye devam ettim. Kimseye anlatamadığım, anlatsam da kelimelere sığdıramayacağım şeyler biriktirdim içimde. Bazen iyiymiş gibi davranmak, gerçekten iyi olmaktan çok daha kolaydı. Çünkü insan her zaman yaşadıklarını anlatamıyor. Bazen ne hissettiğini kendisi bile anlayamıyor. Yalnızca susuyor, devam ediyor ve kimsenin görmediği yerlerinden kırılmaya devam ediyor.

Yaşadıklarım bana, bir insanın kimseye belli etmeden ne kadar çok acıya dayanabileceğini öğretti. Dışarıdan bakıldığında hayatına devam eden birinin içinde neler yaşadığını kimse bilemiyor. Bir insanın gülümsemesi, iyi olduğu anlamına gelmiyor. Bazen en çok gülenler, kendi içlerinde en büyük mücadeleleri verenler oluyor. Ben de bu yıl, kendi içimde verdiğim mücadelelerin ne kadar yorucu olduğunu öğrendim.

Fakat yaşadıklarım yalnızca beni üzmedi; aynı zamanda gözlerimi de açtı. İnsanları gerçekten oldukları gibi görmeye başladım. Söylenen sözlerden çok davranışlara, verilen sözlerden çok gösterilen çabaya bakmayı öğrendim. Yanımda olan herkesin gerçekten benim yanımda olmadığını anladım. Bazen insan, en çok güvendiği yerden kırılıyor. Bazen de birinin yokluğu, varlığından çok daha fazla şey anlatıyor. Herkesin hayatında bir yeri olabileceğini ama herkesin kalbinde aynı samimiyeti taşıyamayacağını öğrendim.

Belki de bu yılın bana öğrettiği en zor şey, bazı gerçekleri kabul etmek oldu. Her şeyi düzeltmeye çalışmanın, herkesi anlamanın ve her şeyi içinde tutmanın insanı ne kadar yorduğunu gördüm. Bazen ne kadar uğraşırsan uğraş, bazı şeyler değişmiyor. Bazı insanlar kalmak istediğin yerde kalmıyor, bazı duygular eskisi gibi hissettirmiyor. Ve insan, bütün bunları kabul ederken kendinden de bir şeyler kaybediyor.

Ama bir şeyi daha öğrendim: Bazen kendini kaybetmek, kendini yeniden bulmanın başlangıcı oluyor.

Bu yıl içimde bir şeyleri kırdı. Belki beni daha sessiz, daha temkinli, daha düşünceli biri yaptı. Eskiden görmezden geldiğim şeyleri artık görmezden gelemiyorum. İçime sinmeyen şeylere eskisi kadar kolay razı olamıyorum. Kendimi anlatmak, anlaşılmak ve olduğum gibi kabul edilmek istiyorum. Artık yalnızca başkalarını kaybetmemek için kendimden vazgeçmek istemiyorum. Çünkü insan, bir başkasının yanında kalabilmek uğruna kendinden uzaklaştığında, geriye dönüp kendini bulması hiç de kolay olmuyor.

Bütün bu kırılmaların içinde daha cesur oldum. Korkmadığım için değil, korkularıma rağmen ayakta kalmayı öğrendiğim için. Her şey yolunda olduğu için değil, yolunda gitmeyen onca şeye rağmen devam edebildiğim için. Belki de o kırılma, yeni bir ben olabilmem için gerekiyordu. Bazen insanın hayatında bir şeylerin değişmesi için önce eski bildiklerinin yıkılması gerekiyor. Bazen de yeniden ayağa kalkabilmek için önce ne kadar yorulduğunu kabul etmesi gerekiyor.

Henüz dertlerim tamamen bitmiş değil. Hâlâ içinden çıkamadığım düşüncelerim, cevap bulamadığım sorularım ve zaman zaman beni geçmişime götüren duygularım var. Her şey bir anda düzelmedi, içimdeki bütün yaralar kapanmadı. Bazı günler hâlâ kendimi eskisi kadar güçlü hissetmiyorum. Ama artık biliyorum ki iyileşmek, her gün güçlü olmak demek değil. Bazen yalnızca bir günü daha geride bırakabilmek, kendine biraz daha anlayış gösterebilmek ve yeniden denemeye razı olmak da yeterli.

Çünkü ben de bitmedim.

Belki eskisi gibi değilim. Belki içimdeki ışık eskisi kadar parlak değil, belki bazı şeylere bakışım, insanlara duyduğum güven ve hayattan beklentilerim değişti. Ama artık kim olduğumu daha iyi biliyorum. Neleri taşıyabileceğimi, nelerin beni tükettiğini, nerede kendimden uzaklaştığımı daha iyi anlıyorum. Kendimi yeniden tanıyorum; eksiklerimle, kırgınlıklarımla, korkularımla ve hâlâ içimde bir yerlerde yaşamaya devam eden umutlarımla.

Bu yıl bana çok şey kaybettirdi ama kendime dair çok şey de öğretti. Artık her kırılmayı bir son, her kaybı bir yenilgi olarak görmüyorum. Bazı şeylerin bitmesi, insanın da bitmesi anlamına gelmiyor. Bazen geriye yalnızca kendin kalıyorsun ve ilk kez o zaman kendine dönmeyi öğreniyorsun.

Ve şimdi biliyorum ki her şeyin eskisi gibi olması gerekmiyor. Benim de eskisi gibi olmam gerekmiyor. Bazen insanın kendine verebileceği en büyük söz, bir daha hiç kırılmayacağı değil; ne yaşarsa yaşasın, kendini bir daha tamamen geride bırakmayacağıdır.

İşte herkesinki gibi devam eden bir hikaye daha…