
23 Ağustos 1921
23 Ağustos sabahı Anadolu'nun kaderi Sakarya'nın kıyısında bekliyordu.
Yunan ordusu Ankara'ya doğru ilerliyordu. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinden sonra Türk ordusu Sakarya'nın doğusuna çekilmişti. Bu geri çekilme Meclis'te büyük bir kaygı yaratmış, hatta ordunun artık tutunamayacağını düşünenler olmuştu.
Ama Mustafa Kemal Paşa başka bir savaşa hazırlanıyordu.
Başkomutanlığı henüz birkaç hafta önce, 5 Ağustos'ta üstlenmişti. Şimdi cephedeydi. Karşısındaki ordu güçlüydü; arkasında ise bütün imkânsızlıklarına rağmen son gücünü ortaya koymuş bir millet vardı.
Ve 23 Ağustos'ta Yunan taarruzu başladı.
Savaş, alışılmış cephe savaşlarından birine benzemeyecekti. Cephe yüz kilometreyi aşan bir alana yayılacak, bazı noktalarda Türk hatları kırılacak, birlikler geri çekilecek, yeniden mevzi alınacaktı.
Çünkü artık savunulması gereken yalnızca bir siper ya da tepe değildi.
Vatanın kendisiydi.
Mustafa Kemal'in birkaç gün sonra vereceği emir, Sakarya'nın anlamını tarihe kazıyacaktı:
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”
Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos'ta başladı.
22 gün, 22 gece sürecekti.
Ankara, top seslerini duyacak kadar yakındı.
Kaybedilirse yalnız bir muharebe kaybedilmeyecekti. Ankara'nın, Meclis'in ve Millî Mücadele'nin kaderi tartışmaya açılacaktı.
Fakat 23 Ağustos sabahı bunun sonunun nasıl geleceğini hiç kimse bilmiyordu.
Bilinen tek şey vardı:
Türk ordusunun artık geri çekilecek fazla yeri kalmamıştı.
Sakarya başlamıştı.
Taner Topçu — Gazeteci, Araştırmacı Yazar