Screenshot 20260820 130819 Chat G P T

Ankara başkent olduğunda elektrikli bir şehir değildi.

Bugün bize neredeyse inanılmaz geliyor ama Cumhuriyet'in başkent ilan ettiği Ankara'nın geceleri büyük ölçüde karanlıktı.

Sokaklar sınırlı imkânlarla aydınlatılıyor, evlerde gaz ve petrol lambaları kullanılıyordu.

Sonra 1925 yılında Bentderesi'nde küçük bir makine çalışmaya başladı.

Ankara Belediyesi buraya 50 beygir gücünde, lokomobille çalışan bir elektrik santrali kurmuştu.

Bugünün ölçüleriyle son derece mütevazıydı.

Ama o makinenin ürettiği elektrik Ankara'nın gecesini değiştirecekti.

Önce sokaklar…

TBMM, Valilik ve Belediye gibi kamu binaları…

Anafartalar'daki Belediye binası ve çevresindeki birkaç ev…

Bir düşünün.

Bir tarafta karanlık Ankara sokakları, diğer tarafta ilk kez elektrik ışığıyla aydınlanan birkaç bina.

İnsanların durup baktıklarını hayal etmek zor değil.

Fakat Ankara hızla büyüyordu.

Bentderesi'nin küçük santrali yetmedi. Güvercinlik'te daha güçlü bir santral kuruldu. Ardından Maltepe'de büyük elektrik fabrikasının temelleri yükselmeye başladı.

1929'da Maltepe Elektrik Fabrikası hizmete girdi.

Artık mesele yalnızca birkaç lambanın yanması değildi.

Yeni başkentin caddeleri, devlet binaları, işyerleri ve giderek evleri elektrikle buluşuyordu.

Elektrik Ankara'nın yalnız gecesini değil, hayatını değiştirdi.

Çünkü Cumhuriyet Ankara'da yalnızca binalar, bulvarlar ve meydanlar inşa etmiyordu.

Yeni bir hayat biçimi kurmaya çalışıyordu.

Belki de bu yüzden Ankara'nın elektrikle tanışmasının hikâyesi bize Cumhuriyet'in ilk yıllarını anlatan küçük ama çok anlamlı bir fotoğraf bırakıyor:

Ankara önce başkent oldu.

Sonra ışıklarını yaktı.

Ve o ışıklar yalnızca sokakları aydınlatmadı.

Yeni kurulmakta olan bir ülkenin geleceğe bakışını da aydınlattı.

Taner Topçu

Gazeteci, Araştırmacı Yazar