Screenshot 20260819 185836 Chat G P T

Bugün Ankara Garı'nın önünden geçerken, demiryolunun bu şehir için bir zamanlar ne büyük bir hadise olduğunu düşünmeyiz.

Oysa 1892'de Ankara'ya trenin gelişi, yalnızca yeni bir ulaşım aracının gelişi değildi.

Ankara'nın dünyaya açılan kapısıydı.

Ankaralılar demiryolunu yıllardır bekliyordu. Hatta daha 1866'da Ankara Vilayet Umumi Meclisi aracılığıyla hükümete başvurmuş, demiryolunun şehre ulaştırılmasını istemişlerdi. Gerekli malzeme sağlanırsa iş gücüne katkıda bulunmaya bile hazırdılar.

Ve sonunda demir raylar bozkıra ulaştı.

Arşiv belgesine dayanan araştırmaya göre Anadolu Demiryolu Şirketi'nin ilk treni 27 Kasım 1892'de Ankara'ya geldi. Ardından hattın kabulü ve işletmeye açılması için hazırlıklar sürdü. 31 Aralık'ta yük taşımacılığına izin verildi. Kaynaklarda farklı tarihler görülmesinin nedeni de büyük ölçüde ilk trenin gelişi, hattın kabulü ve açılış töreninin birbirinden farklı aşamalar olmasıdır.

Fakat asıl hikâye, Ankara'nın treni nasıl karşıladığıdır.

Şehir süslendi.

Hattın geçtiği bölgelerdeki evlerin boyanması istendi. Ankara Kalesi'nin gara bakan tarafına büyük bir Osmanlı tuğrası asıldı. Caddelere, sokaklara taklar kuruldu. Açılış için yurtdışından bir orkestra getirildi.

Servet-i Fünun da Ankara'ya ulaşan ilk katarın fotoğrafını kapağına taşıdı. Dönemin anlatımına göre lokomotif ve vagonlar bayraklarla süslenmişti.

Çünkü Ankara'ya gelen şey yalnızca bir tren değildi.

O güne kadar İstanbul ile Ankara arasındaki yolculuk zahmetli ve uzundu. Demiryoluyla yolculuk yaklaşık iki güne indi; yolcular Eskişehir'de konaklıyordu.

İnsanlar geldi.

Gazeteler geldi.

Yeni mallar, yeni fikirler, yeni alışkanlıklar geldi.

Ve Ankara değişmeye başladı.

İşin tarihin garip cilvesi olan tarafı ise şudur:

1892'de büyük bir heyecanla karşılanan o demiryolunun çevresi, bundan yalnızca 27 yıl sonra Millî Mücadele'nin en önemli merkezlerinden biri olacaktı. Bugün Direksiyon Binası olarak bildiğimiz yapı, Mustafa Kemal'in çalışma mekânlarından biri olacak; Kurtuluş Savaşı'nın önemli askerî ve siyasî kararlarına tanıklık edecekti.

1892'de kimse bunu bilmiyordu.

Onlar yalnızca uzaktan yükselen dumanı gördüler.

Bozkırın sessizliğinin içinden bir lokomotif Ankara'ya yaklaşıyordu.

Ve belki de farkında olmadan yalnız bir treni değil,

geleceğin başkentini karşılıyorlardı.

Taner Topçu — Gazeteci, Araştırmacı Yazar