Hayat, insanın önüne her zaman planladığı yolları çıkarmıyor.
Bazen yıllarca emek verdiğiniz bir meslekten, alıştığınız bir şehirden, kurduğunuz düzenden vazgeçmek zorunda kalıyorsunuz. Kimi zaman bu değişimi siz seçiyorsunuz, kimi zaman da hayat sizi, hiç beklemediğiniz bir yöne doğru sürüklüyor.
Geçtiğimiz günlerde bir taksiye bindim. Taksici, daha önce karşılaştığım insanlardan biraz farklıydı. Bana “Nasılsınız?” diye sordu.
Belki sıradan bir cümleydi. Her gün milyonlarca insan birbirine “Nasılsın?” diye soruyor. Ama çoğu zaman bu soru gerçekten bir cevap beklemiyor. “Nasılsın?” diyoruz, karşılığını duymadan yolumuza devam ediyoruz. Bazen karşımızdaki insanın gerçekten nasıl olduğunu merak etmiyoruz bile.
Ben de o an, kendimi tutamayıp ona şunu söyledim:
“Gerçekten nasıl olduğumuzu soran insanlara çok nadir rastlıyoruz.”
Çünkü gerçekten öyle değil mi?
Birçoğumuz uzun zamandır “Nasılsın?” sorusuna gerçek bir cevap vermiyoruz. “İyiyim” deyip geçiyoruz. Çünkü karşımızdaki insanın gerçekten dinlemeye vakti olmadığını düşünüyoruz. Belki de hayat bize, içimizden geçenleri anlatmamamız gerektiğini öğretti.
Sonra sohbet etmeye başladık.
Taksici, aslında İzmir’de coğrafya öğretmeniymiş. Mesleği, hayatı, alıştığı bir şehir varmış. Fakat kızı Ankara’da okuyormuş ve onu yanında istemiş. O da hayatını geride bırakıp Ankara’ya gelmiş. Bir süre sonra da taksicilik yapmaya başlamış.
İnsan bazen bir mesleği bırakır, bir şehri terk eder, yıllarca kurduğu hayatı bir çantaya sığdırır. Dışarıdan baktığınızda sadece “meslek değiştirmiş” dersiniz. Oysa her meslek değişiminin, her şehir değişikliğinin arkasında görünmeyen bir hikâye vardır.
Bir öğretmenin direksiyon başına geçmesi, belki de yalnızca yeni bir iş değildir.
Belki bir babanın, çocuğunun yanında olabilmek için hayatından yaptığı büyük bir fedakârlıktır.
İnsanların hayatlarını ne kadar kolay yargılıyoruz. “Öğretmenmiş, taksicilik yapıyor.” “Bu yaşta şehir değiştirmiş.” “Mesleğini bırakmış.” Oysa kim bilir o insan, bu kararı verebilmek için nelerden vazgeçti?
Hayat bazen bizi hiç istemediğimiz yerlere götürüyor. Bazen yıllarca olmak için uğraştığımız kişi olmaktan vazgeçip başka birine dönüşüyoruz. Bazen bir şehri, bir mesleği, bir çevreyi, hatta kendimizin eski halini geride bırakıyoruz.
Ve belki de hayatın en büyük gerçeği şu:
İnsan her zaman istediği hayatı yaşamıyor. Ama yaşadığı hayatın içinde kendine yeni bir anlam bulmaya çalışıyor.
O taksici, belki İzmir’deki hayatını özlüyordur. Belki sınıfa girmeyi, öğrencilerini, öğretmenlik yaptığı günleri düşünüyordur. Ama aynı zamanda Ankara’da, kızının yanında olmanın verdiği huzuru yaşıyordur.
Bazen insanın hayatındaki en büyük değişimler, en büyük kayıplar gibi görünür. Oysa bazı vazgeçişler, aslında başka bir şeye sahip olabilmek içindir.
Bir meslekten vazgeçersiniz, bir çocuğunuzun yanında olursunuz.
Bir şehirden ayrılırsınız, başka bir şehirde yeni bir hikâyeye başlarsınız.
Bir hayatı geride bırakırsınız, başka bir hayatın içinde kendinizi yeniden bulursunuz.
Belki de hayat tam olarak budur.
Biz plan yaparken hayat, kendi planını sessizce kurar. Biz “Ben artık bunu yapamam” derken hayat bizi başka bir kapının önüne bırakır. İlk başta o kapıyı istemeyiz. Korkarız. Bocalarız. Eski hayatımızı özleriz.
Ama sonra bir gün, bir taksinin arka koltuğunda hiç tanımadığınız bir insan size “Nasılsınız?” diye sorar.
Ve o an anlarsınız:
Herkesin bir hikâyesi vardır.
Kimi öğretmenlikten taksiciliğe geçmiştir. Kimi doğduğu şehirden başka bir şehirde yeniden başlamıştır. Kimi hayallerini ertelemiştir. Kimi hayallerinden vazgeçtiğini sanırken aslında başka bir hayalin peşinden gitmiştir.
Bazen hayatımızı değiştiren şey büyük olaylar değildir.
Bazen bir cümledir.
“Gerçekten nasılsınız?”
Belki de uzun zamandır ihtiyacımız olan şey, bize hayatımızı nasıl düzeltmemiz gerektiğini anlatan insanlar değil. Sadece gerçekten nasıl olduğumuzu merak eden birileri.
Çünkü hepimiz, hayatın bizi bir şekilde evrilttiği insanlarız.
Dün olmak istediğimiz kişiyle bugün olduğumuz kişi aynı olmayabiliriz. Yarın da bugünkü halimizden bambaşka biri olabiliriz.
Ve belki de bunda korkulacak bir şey yoktur.
Çünkü hayat bazen bizi bizden alır, başka bir yere bırakır.
Bazen o yer bir sınıftır.
Bazen bir taksinin direksiyonudur.
Bazen de hiç beklemediğimiz bir şehirde, hiç tanımadığımız birinin “Nasılsınız?” sorusuyla kendimize yeniden bakmaya başladığımız bir andır.
O yüzden bugün birine “Nasılsın?” diye sorarken gerçekten bekleyin.
Cevabını dinleyin.
Çünkü belki de karşınızdaki insan, uzun zamandır ilk kez gerçekten nasıl olduğunu anlatmaya hazırdır.