Hayatta her şeyin planladığımız gibi ilerlemesi mümkün değil. Bazen büyük bir beklentiyle çıktığımız bir yol, hiç düşünmediğimiz bir yerde son buluyor. Bazen de gerçekleşmesini çok istediğimiz bir şeyin olmaması, zaman geçtikçe bir kayıp olmaktan çıkıp yeni bir başlangıca dönüşebiliyor.

Bu yüzden insanın yalnızca “olması gereken”e değil, kendisi için gerçekten iyi olana da bakması gerekiyor.

“Böyle olmalıydı” düşüncesi, geçmişe bağlı kalmanın en kolay yollarından biri. Oysa geçmiş değişmiyor. Değişebilen şey, yaşananlara verdiğimiz anlam ve bundan sonra neyi seçtiğimiz.

Belki de her şeyin belirli bir sırayla gerçekleşmesini beklemek yerine, hayatın getirdiği ihtimallere açık olmak gerekiyor. Çünkü henüz yaşanmamış güzelliklerin neye benzeyeceğini önceden bilmek mümkün değil.

Bazen yeni bir insan, bazen hiç planlanmamış bir fırsat, bazen de uzun zamandır ertelenen bir karar hayatın yönünü değiştirebilir.

Önemli olan, bunları beklerken hayatı ertelememek.

Bugünün eksiklerini sürekli yarının ihtimalleriyle kapatmaya çalışmak da doğru değil. Geleceğe güvenmek, bugünü görmezden gelmek anlamına gelmemeli. İnsan hem elindekilerin değerini bilmeli hem de henüz karşılaşmadığı ihtimallere yer bırakmalı.

Belki hayatın bize ne getireceğini bilmiyoruz. Ama her şeyin olması gerektiği gibi değil, bazen bize iyi geldiği haliyle gerçekleşebileceğini kabul edebiliriz.

Bu nedenle beklentileri biraz azaltıp ihtimalleri çoğaltmak mümkün.

Henüz yaşanmamış güzelliklere güvenmek, aslında hayatın kesin cevaplarını beklemek değil; her şeyin bugün göründüğü kadar sınırlı olmadığını hatırlamak.

Çünkü bazı yollar henüz karşımıza çıkmadı.

Ve bazı güzel şeyler, henüz yaşanmadı.