Son zamanlarda oldukça popüler olan bu yaklaşım benimde desteklediğim bir bakış açısı. Fakat şunu belirtmek isterim ki bu yaklaşım da herkes için faydalı ve uygulanabilir değildir. Kimlere uygun değildir, sıralayacak olursak; diyabet hastalarına, hipoglisemisi (ani kan şekeri düşüşü) olanlara, kronik olarak yorgunluğu olanlara, gebelere, emziren annelere ve kan lipitleri yüksek seyredenlere diyebiliriz.


Uzun süreli açlık sürecinin günün hangi saat dilimine geldiği çok önemlidir. Akşam öğününü erken saatlere alarak uygulayacağınız 16 saatlik açlık idealdir. Sizin için bunu sağlamak zor ise yavaş geçiş yapabilirsiniz örneğin 14 saatlik açlık ile başlayabilirsiniz. Önemli olan şey sağlıklı bir bedene ve ruha sahip olmaktır yani sağlıklı olmak ve hissetmek beden ve ruhun aynı ritimde olmasıyla da ilgilidir. Sağlıklı olmak için bazı zorunluluklarımız vardır. Mesele sadece yediklerimiz ve içtiklerimiz değildir. Bu sebeple olaya biraz daha anlayarak yaklaşmak gerekir diye düşünüyorum. Bizler biyolojik olarak gündüz beslenir, hareket eder, gece ise uyuruz. Yaratılışımız gereği sistemimiz buna uygundur. Gündüz aktif olan sindirim enzimlerimizin, gece inaktif olması, büyüme hormonu, uyku hormonu, stres hormonu gibi önemli hormonların gece salgılanması, bağışıklık sistemi dediğimiz ve bizi hayatta tutan en önemli sistemin yani savunma mekanizmamızın gece çalışması bize gece ve gündüz bedenimde ne oluyor sorusunun cevabını verir.


Gördüğünüz gibi vücudumuzda birçok biyokimyasal olay gerçekleşiyor ve bunlar günün farklı zamanlarında, tıpkı bir saat gibi tıkır tıkır çalışıyor. Peki ben bu bedeni yaratımına uygun olmayarak hayatta tutmaya çalışırsam ne olur? Örneğin gece yemek yersem gündüz uyusam bana ne zararı olur?Vücudumuz bir çok sistemden oluşur ve yaşamak için de bir enerjiye sahiptir .Bizler ihtiyacımız olan bu enerjiyi besinler yolu ile alıyoruz. Aldığımız enerjinin harcadığımız enerjiyle doğru orantılı olması gerekir yoksa ortaya kilo problemleri çıkar. İdeal kilo dediğimiz kilonun üzerine çıktığımızda ise sistemin fabrika ayarlarını bozmaya başlıyoruz diyebilirim. Sindirim sisteminde başlayan sorunlar kan dolaşımında artan, depo olarak ihtiyacımızın çok üstünde olan yağlar dolaşım sistemimizi de bozmaya başlar, hareket sistemimizi oluşturan iskelet ve kas sistemi de işin diğer boyutu tabi. Artan kilolar ile artan kemik, kas ağrıları, hareket kabiliyetimizin kısıtlanması ,yaşam kalitemizi düşürür değil mi? Ayrıca artan kilolar sadece beden sağlığımızı değil, kendimize dair bir beden algımızın oluşmasına neden olur hatta çoğu zaman bu algı dışardaki insanların yorumları ile oluşup mutsuz olmamıza dahi sebep olur.
Stres bizim en önemli sorunlarımızdan biri olup, bunun kontrolden çıkması da bizi olumsuz etkiler. Stresin kontrolden çıkması demek uzun süreli kronikleşen strestir.

En önemli etkenlerden biri de uyku konusunda yetersizlik ve geç saatlerde uyumakdır. Uyku hormonu ile stres hormonu yakından ilgilidir. Siz zamanında uyumadığınızda ki uyku hormonunun en çok salgılandığı zaman saat 23:00 gibidir yani bu saatte uymuş olmazsanız stres hormonunuz yükselir, bu da insülin direncine sebep olur, birde geç saatlerde bir şeyler yiyorsanız göreceğiniz şey göbek çevresinde yağlanma olacaktır ve bu insülin direncinin gözle görülen en belirgin belirtisidir.


Son olarak bağışıklık sistemi gece aktif olarak çalışır ve görevi, hücreleri onarmak ve eski hücreleri yok etmektir. Yani sizi güçlendiren hastalıklara karşı koruyan sistem bu işi gece yapar. Peki siz gece yemek yerseniz ne olur? Bağışıklık sisteminiz için gerekli enerjiyi, yediklerinizi sindirmek için sindirim sistemine yönlendirmiş olursunuz.


Uzun süreli açlığın yani en az 15 saatlik bir açlığın büyüme hormonunu arttırdığını, bununda sizin genç kalmanızı ve yağ yakımınızı arttırdığını söyleyebiliriz. Uzun süreli açlıkta ödeminiz azalır, eklem ağrılarınız azalır, yaşam süreniz ve yaşam kaliteniz artar, vücudunuzda eski, kanser hücresine dönüşmeye meyilli, hasarlı hücreler otofaji dediğimiz yöntemle yok edilir ve sağlıklı hücrelerden oluşan daha dayanıklı, güçlü bir sisteme kavuşuruz.