İktidarda bulunan Cumhur İttifakı’nın büyük oy kaybına uğradığı 31 Mart yerel seçimlerinin hemen arkasından, 2 Nisan Salı günü Van ilimizde gerçekleştirilen siyasal operasyon, toplumda yoğun tartışmalara yol açtı. Rakiplerine fark atarak seçimi kazanan DEM Partili belediye başkan adayına mazbatası teslim edilmedi, yarısı oranında oy alan Ak Partili adaya verildi. Van’da yer yer halktan tepkiler yükseldi, gösteriler yaşandı, yaralananlar olduğu bildirildi, güvenlik güçleri müdahale etti.

Aynı saatlerde İstanbul’dan bir yangın haberi geldi ki, tam bir felaket. Eğlence merkezindeki onarım çalışmaları sırasında meydana geldiği belirtilen yangında, 29 can kaybı olduğu bildiriliyor.

Endişe içerisinde bu haberler izlenirken, 7 Haziran 2015 seçimleri ve sonrasında yaşananlar geliyor insanın aklına. Ak Parti’ye yakın gazeteler, seçim öncesi, “Ya istikrar, ya kaos” şeklinde başlıklar atmışlar, sonuçta da Ak Parti, 2002’den beri ilk kez en büyük oy kaybına uğramış, muhalefet partilerine yüzde 60 oranında oy çıkmıştı.

Ancak, o güne kadar Ak Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan hakkında söylenmedik söz bırakmayan MHP ve lideri Devlet Bahçeli, sert bir dönüş yaparak sahip çıkmış, Ak Parti, TBMM başkanlığı da dahil devletin tüm yürütme organlarını elinde tutmayı başarmış ve 1 Kasım’da seçimlerin yenilenmesine karar verilmişti.

İşte o yandaş gazetelerin “Ya istikrar, ya kaos” başlıklarını attıkları seçim sonrasında ülke tam bir kaos ortamına sürüklenmiş, Viranşehir'de kaldıkları lojmanda iki polis memurumuzun şehit edilmesini, Suruç’ta barış eylemi için toplanan kalabalığa düzenlenen saldırı izlemiş, 30’da fazla can kaybı olmuştu.

Hele de Ankara’da yüzden fazla can kaybı ile binlerce yaralanmanın olduğu GAR patlamaları... 1 Kasım seçimlerine sayılı günler kala, 10 Ekim’de bir barış eylemi için Ankara’ya gelen ve Sıhhi’ye doğru yürüyüş için GAR önünde toplanan on binlerce insanın bulunduğu meydanda, IŞİD terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği belirtilen patlamalar, tüm ülkede büyük panik yaratmıştı.

GAR katliamından sonra Ak Parti hükümetinin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, “ Her saldırı sonrası oylarımız bir puan artıyor” şeklindeki sözleri, uzunca süre tartışılmıştı. Yıllar sonra partisi ile yollarını ayıran Davutoğlu, zaman zaman sert çıkışlar yaptı, “Konuşursam, birileri sokağa çıkamaz” dedi ama, devamını getiremedi.

Nitekim, 1 Kasım seçimlerinde iktidardaki Ak Parti, oy oranını yüzde 49’ların üzerine çıkartarak gücüne güç katmıştı, ancak, kaos ortamı o günden sonra de devam etmiş, Ankara’da Kızılay meydanında, Merasim Sokak’ta, İstanbul Dolmabahçe’de ve diğer yerlerde meydana gelen saldırılarda çok sayıda can kaybı olmuş ve ülkemiz sıkıntılı günler geçirmişti.

Tam da bu aşamada geçmişten alacağımz derslerle “Aman dikkat!” diyorum. Ne iktidar kanadının ne de muhalefette bulunan kesimlerin, ülkemizin, kaos ortamına sürüklenmesine yol açacak söylem ve eylemlerden şiddetle uzak durmaları gerektiğini, vurgulamak istiyorum.

Van’da gerçekleştirilen siyasal operasyon, toplumda gerginliklere yol açmadan bir an önce erken seçim kararı alınmalıdır. Yüzde 55 oy oranıyla seçilen DEM Partili belediye başkan adayının mazbatasının elinden alınarak, yüzde 27 oy alan Ak Partili adaya teslim edilmesinin hiç bir şekilde izahı mümkün değildir.