Durmanın zamanın her boyutunda ne kadar yoğun olduğunu fark ettiniz mi? Hiçbir yere yetişme ihtiyacı duymadan, yapacak hiçbir işiniz olduğunu düşünmeden, saf arınmışlıkla sadece oturduğunuz oldu mu? Ya da sadece -tavanı izlemek bile değil- tavana öylece baktığınız oldu mu? Hiçbir şey yapmamışlığın insanı özgürleştiren bir tarafı vardır. İnsanlığımıza öğretilen “çalış, çalış, çalış” felsefesi, şüphesiz ki kapitalist sistemin robotlaştırma ihtiyacından başka bir şey değildir. Günümüze ayrılmış 8 ile 10 saat aralığındaki uyku düzenimize baktığımızda bile insanlığın en önemli ihtiyaçlarından birinin dinlenip kendi özünü keşfetmesi olduğunu fark etmiş olmalısınız. Dinlenen insan özgürleşir çünkü durup düşünecek, analiz edecek, ruhunu görebilecek fırsatı olur. Duran insan yaratım gücünü, ilhamıyla besleyerek ışıldayan bir çark gibi döndürür. Hiçbir şey yapmadan durup oturmanın bir büyüsü vardır: katarsisi hızlandırır. Peki nedir bu “Katarsis”?
Katarsis kelimesini Aristo’ya borçluyuz. Hem zihin hem beden ve hem de ruhun beslediği bir arınmadan söz edilir. Örneğin, aylarca hatta yıllarca ağlamadığınızı düşünelim. Sadece gözlerinizin dolup ötesine gidemediğinizi varsayalım. Bir gün bir kitap okursunuz ve bu kitap “aniden” sizin bilinç dışınıza attığınız tüm travmalarınızı, özlediğiniz anılarınızı tetikleyerek ağlama boşaltımına sebep olur. Ağladıkça kanınızda ve göz yaşınızda biriken tuzlu acıları boşaltırsınız. Kitabın etkisinde bir süre daha kalırsınız ancak içinizde garip bir mutluluk belirir. İşte bu katarsisinizin başlangıcıdır. Aristoteles trajedinin seyirci üzerindeki etkisini gözlemlerken acı çekme-ağlama-arınma bağıntısını duygusal boşalma, yani katarsis olarak adlandırır. Yıllar sonra Freud Aristo’nun felsefesini geliştirerek psikanalizinde, katartik yöntemi yaratır. Bilinç dışında bastırılmış sıkışmış tüm duygular açığa çıkarak vücutta oluşabilecek hastalıklar ve patojenik psikolojik vakalar rahatlatılmış olur. Her kişinin kendine has tepkisel katarsisi vardır. Mesela, yukarıda vermiş olduğumuz örnekte kitabı okuyan 3 kişi hayatında biriktirdiği deneyim ve algı penceresinden bakarak çözmek istediği duyguyu serbest bırakır. Kişi salt negatif duygularını yıkmaya değil; dönüşümünü de başlatmış olur. Kimi zaman insanlar koltuğa oturur oturmaz ağlamaya başlarlar, ruhsal dönüşümleri zaten hazırdır. Ancak kimi zaman insanlar travmatik birikmişliğin farkında değildir; çoğunlukla insanların dertlerine kendilerinin koştuğunu, kendilerinde hiçbir problem olmadığını, acı çekmediklerini, hatta mutlu olduklarını söylerler.
Ancak başvurma sebepleri genellikle vücutlarında çektikleri ağrılardır. Onlar bedensel ağrılarına tanım koyarlar. Ancak biyolojik problemlerin zihni ve ruhani sorunlardan kaynaklandığını bilmezler. Katartik yöntem işte tam da burada devreye girer. Kişinin kendini ifade etme aracılığıyla ve hipnoz yöntemi ile birikmişliğini sağaltmasını sağlar. Burada en önemli nokta çözüme kavuşmadan önce “farkındalık” oluşmasıdır. Örneğin; Akaşa Yayınları’nın “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri” kitabında hastalıklara karşılık gelen psiklojik sorunların sebeplerine yer verilmiştir. Kitaba göre; astım hastalığının zihinsel problemi bireyselliğini, bağımsızlığını hissedememektir. Kendini bastırılmış, boğulmuş hissetmektir. Boğaz enfeksiyonları yaşamak, kendi adına çekinmeden konuşamayacağına ve ihtiyaçlarını talep edemeyeceğine karşı duyulan korkudan oluşmaktadır. Zatürre hastalığı, hayal gücünün kısıtlanmasından ve öfkeden dolayı oluşmaktadır. Zihin, beden ve ruh katartik yöntemin üçleme olarak aldığı sağaltım araçlarıdır. Pandemi başlamadan önceki süreçte insanlık, siyasi ve ekonomik sorunlardan dolayı; bastırılmış, korkuda, kendini ifade edemeyen, kafeste hisseden bireylere dönüşmüştü. Fark ettiniz mi? Yukarıda saydığımız tüm rahatsızlıklar Covid-19 semptomlarını taşıyor. Özünü izlemeyen, kendine eğilmeyen her insan gibi dünya gezegeni de ihmalkarlık ile bir salgın patlatıverdi. İnsanlığa duyduğu öfkeyi ve insanlığın dünyaya verdiği acı hissini boşalttı. Toplumun kolektif bilinci ile dünya sarsılmaya başladı. Gezegen, salgın başlatarak insanları zoraki olarak “durdurdu.”