Bu olmadı Sayın Özgür Özel. Rüzgâr dolup büyük bir hızla yol alırken, yelkeniniz su almaya başladı. Bunu göremediniz mi? Liderlik biraz da ufuk işidir. İleriyi görme metodudur.
Siz, genç sayılacak yaşta CHP gibi, Atatürk’ün koltuğuna gelip oturdunuz, sonra bir Butlan operasyonu ile açığa alındınız ve yılmadınız; bu kez yeni bir parti kurdunuz.
Bunu arkanıza aldığınız yelkeni, vatandaşların rüzgârı ile doldurup, gene Ana Muhalefet partisi olarak TBMM’deki yerinizi aldınız.
Artık size kimse genç, tecrübesiz bir lider diyemez. Üstelik 9 yıl, 3 dönem gibi uzun bir süre CHP’nin TBMM’de Grup Başkanvekilliği yaptınız.
Önceki akşam TBMM’de Çerçeve Yasası görüşülürken yaptığınız hata affedilir gibi değil. İnanın, bu davranışınız yıllar boyu unutulmayacak, bu yafta hep sırtınızda asılı kalacak.
Bunu neden söylüyorum, bu kadar hayati bir konuda partinizin ikiye bölünmesine nasıl izin verdiniz? Genel başkan olarak siz ve etrafınızdaki kurmaylarınızla beraber evet oyu vereceksiniz, e sonra grubu serbest bırakacaksınız.
İşte bu olmadı Sayın Özgür Özel, lider, partisinde birlik beraberliği sağlayan kişidir. Lokomotif nereye çekerse arkasındaki vagonlar da firesiz onu takip eder.
Halk bu çerçeve yasasından dolayı çok hassas, inanın sinirleri kalkmış vaziyette, onlara da mı hiç sormadınız ve hissetmediniz? Böyle şey olur mu? Bu nasıl liderlik? 91 kişiye hükmedemediniz.
Bunu böyle bilin Sayın Özgür Özel, bütün evlerde, sokaklarda bu konu konuşuluyor. İstim almış, hızla yol alırken yara aldınız. Bir lider grubuna nasıl sahip çıkamaz ve bu kadar hayati konuda tek ses olamaz?
“Siyaset böyle bir şey.” diyemezsiniz. Demek ki liderlik gence, yaşlıya bakmıyor, ileriyi görmek gerekiyor. Sizin hanenize neler yazılmaya başladı, bunu iyi görün. Genel başkan ve yakın arkadaşları evet, 54 vekili hayır diyor.
Bu nerede meydana geliyor? Ülkemizi yıllardır kemiren, binlerce şehit verdiğimiz, gene binlerce gazimizin ortada durduğu bir meselede, siz, tek başınıza lider olarak nasıl evet dersiniz?
Madem genel başkan olarak evet demeye şartlandınız, o takdirde tüm grubunuzu evet’e ikna etseydiniz. Bunu yapamadınız mı, o zaman başlarında siz olmak kaydıyla topyekûn hayır deseydiniz.
Grubunuzu ikna mı edemediniz? Peki, nasıl böyle bir karar alarak milletvekillerinizi seçmenlerine sorma kararı aldınız? Bu iş son dakika işi mi? Vekiller, giderek oylamaya birkaç saat kala memleketinde anket mi yapacaktı, “Evet mi, hayır mı verelim?” diye.
Sayın Özel, bu doğru bir hareket olmamıştır. Konu yıllardır tartışılıyor. Bir yıldır TBMM çatısı altında kurulan komisyonda konu enine boyuna tartışıldı.
Orada vekilleriniz sonucu görmedi de oylama gecesi son dakikada mı memleketindeki seçmenlerine soracaklar, “Evet mi, hayır mı verelim?” diye.
Şimdi oldu mu bu, Sayın Özgür Özel? Grubunuza sahip çıkamadınız, sizin savunduğunuz savı onlara kabul ettiremediniz de ikiye bölündünüz. Siz evetçi, 54 vekil de hayırcı oldu.
Peki, soruyorum şimdi size? Yakında meydanlara, sokaklara ineceksiniz, kurtarıcı diye size sarılan bu halk sormayacak mı? “Bu bebek katili ve binlerce insanımızı öldüren PKK’lıların affı için evet dediniz?”
Bilemem, bence puan kaybettiniz. Yelkenler dolmuş, hızla yol alırken birdenbire boşa düştünüz. Nasıl telafi edeceksiniz bilemem ama şunu bilin ki Meclis’te bazı vekilleriniz de benimle aynı görüştedir.