Bir haber okudum, gerçekten çok şaşırdım.

Bir anne, doğumdan hemen sonra bebeğinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle yargılandı ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, annenin olay sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının yeterince araştırılmadığına dikkat çekerek önemli bir hukuki değerlendirme yaptı.

Konu, Antalya’da düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri’nde de gündeme geldi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Olay Kocaeli’de yaşandı

Yargıtay kararına konu olay, 18 Ocak 2021’de Kocaeli’de meydana geldi. Üç kız çocuğu bulunan kadın, bel ağrısı şikâyetiyle eşiyle birlikte hastaneye gitti. Hamile olmadığını belirten kadına ağrı kesici ve kas gevşetici iğne yapıldı. Kadın daha sonra evine döndü. Eve geldikten sonra banyoya giren kadın, burada tek başına doğum yaptı.

Kadının daha önceki gebeliklerinden birini de ancak sekizinci ayında fark ettiği, son gebeliğinde ise karnının büyümediğini ve adet döngüsünün devam ettiğini belirterek hamile olduğunu anlamadığını söylediği aktarıldı.

Kadın, doğumun ardından bebeğin göbek kordonunu kesmek amacıyla bıçak aldığını, bebeğin canlı olduğunu gördüğünü ancak sonrasında yaşananları hatırlamadığını söyledi. Bebek, boyun ve karın bölgesine aldığı kesici alet darbeleri sonucu yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında kadın hakkında dava açıldı.

Ömür boyu hapis cezası verildi

Yargılama sırasında hazırlanan raporlarda, kadının cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bir akıl hastalığı ya da zeka geriliğinin bulunmadığı belirtildi.

Ayrıca olay sırasında fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak herhangi bir ruhsal bozukluğa ilişkin tıbbi bulguya rastlanmadığı ifade edildi.

Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, kadını nitelikli kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.

Ancak dosya burada kapanmadı. Yargıtay’dan dosyanın kaderini değiştirebilecek karar verdi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu dosya yeniden ele aldı. Ceza Genel Kurulu, annenin olay sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında özel olarak araştırılması gerektiğine karar verdi. Bunun üzerine Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin daha önce verdiği onama kararı kaldırıldı ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı bozuldu.

Böylece, olay sırasında annenin ruhsal durumunun ceza sorumluluğu üzerindeki etkisinin yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı.

Lohusalık psikozu ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu da Antalya’daki Uluslararası Adli Tıp Günleri’nde konunun önemine dikkat çekerek, lohusalık psikozunun ceza ehliyeti açısından gündemde tutulması gereken ciddi bir mesele olduğunu belirtti.

Şimdi gözler yeniden yapılacak değerlendirmede.

Bir yanda bebeğinin ölümüne neden olan bir annenin cezai sorumluluğu, diğer yanda doğum sonrası ortaya çıkabilen ağır ruhsal tablolar...

Bu dosya yalnızca bir ceza davası değil. Tıp ile hukukun kesiştiği, “Bir anne doğum sırasında veya hemen sonrasında ağır bir psikoz geçiriyorsa, yaptığı eylemden ne ölçüde sorumlu tutulabilir?” sorusunu gündeme getiren önemli bir örnek.

Mahkemenin bundan sonraki değerlendirmesinde, annenin olay anındaki ruhsal durumunun bilimsel olarak ortaya konulması belirleyici olacak.