Ramazan ayı başladı. Sokakları mis gibi taze pide kokusu sardı, iftar sofraları aileleri yeniden bir araya getirdi. Gün boyu süren açlığın ardından kurulan sofralar, yalnızca bir beslenme anı değil; paylaşmanın, sabrın ve dayanışmanın da sembolü. Ancak bu manevi atmosferin yanında, sağlıklı ve güvenli beslenme konusu da her zamanki gibi önemini koruyor.
Her yıl olduğu gibi bu Ramazan’da da fırınların önünde sıcak pide kuyruğu oluştu. İftar saatine dakikalar kala yaşanan o tatlı telaş, sofraların bereketini artırsa da uzmanlar özellikle beslenme alışkanlıkları konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.
Uzun süreli açlığın ardından hızlı ve kontrolsüz yemek yemenin mide problemlerine yol açabileceği belirtiliyor. İftarda yavaş yemek, lokmaları iyi çiğnemek ve yeterli miktarda su tüketmek büyük önem taşıyor.
Ayrıca iftardan sonra yeme sıklığının dengelenmesi, aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Aksi halde uzun süre aç kalan mideye birden yüklenmek; hazımsızlık, şişkinlik ve reflü gibi sorunlara davetiye çıkarabiliyor.
Ramazan sofralarında yalnızca ne yediğimiz değil, nasıl sakladığımız ve muhafaza ettiğimiz de hayati önem taşıyor. Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, özellikle gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Toprak’a göre sofraların çok erken kurulması, yemeklerin uzun süre oda sıcaklığında bekletilmesi ciddi riskler barındırıyor. Sıcak ve soğuk zincirin korunması, Ramazan ayında artan toplu yemek hazırlıkları nedeniyle daha da kritik hale geliyor.
Özellikle iftar için hazırlanan yemeklerin “soğusun” diye saatlerce ocakta ya da tezgâh üzerinde bekletilmemesi gerektiği vurgulanıyor. En sık yapılan hatalardan biri, yemeğin tamamını tekrar tekrar ısıtıp soğutmak. Bu durum mikroorganizmaların çoğalmasına ve bazı bakterilerin dirençli hale gelmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, tüketilecek kadar yemeğin ayrı bir kaba alınarak ısıtılmasını, geri kalan kısmın ise uygun koşullarda buzdolabında muhafaza edilmesini öneriyor.
Alışveriş aşamasında da dikkatli olunması gerekiyor. Soğuk zincirde satılan ürünlerin en son alınması ve mümkün olan en kısa sürede buzdolabına yerleştirilmesi önem taşıyor. Etli yemeklerin buzdolabında 1-2 günden, diğer yemeklerin ise 3-4 günden fazla bekletilmemesi tavsiye ediliyor. Ayrıca meyve ve sebzelerin akan su altında iyice yıkanması, özellikle yaz aylarına yaklaşırken artan bakteri riskine karşı temel bir önlem olarak öne çıkıyor.
Ramazan ayında sofralarda sıkça yer alan kırmızı et, tavuk ve pilav gibi yiyecekler, uygun koşullarda saklanmadığında ciddi gıda zehirlenmelerine neden olabiliyor. Uzun süre oda sıcaklığında bekletilen bu tür gıdalar, görünüşte bozulmamış olsa bile sağlık açısından risk taşıyabiliyor.
Ramazan, hem manevi hem de fiziksel anlamda bir arınma ayı. Bu arınmanın sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için ölçülü beslenmek, hijyen kurallarına dikkat etmek ve gıda güvenliği konusunda bilinçli davranmak gerekiyor. Bereketli sofraların sağlık sorunlarına dönüşmemesi için küçük ama etkili önlemler almak, Ramazan’ın huzurunu korumanın en önemli şartlarından biri.