Bu makalemde sizleri yine 1930 ların Ankara'sına götürüyorum.Bu kez yabancının gözünden.Hadi birlikte okuyalım.

Noëlle Roger’ in  En Asi mineure adlı kitabından:

Vekil, inşaat devresindeyiz, diyordu.

Hangi Vekil?. Maarif Vekili mi, Dahiliye mi, Sıhhiye mi, Hariciye Vekili mi?..

Hangisi olursa olsun, aynı kelimeyi hepsi de tekrar ediyorlardı. Hepsi genç, aynı ateşli ifadelerle, aynı heyecanlarla, aynı projelerle dolu... Bunlar, aynı emele, aynı fikre malik oldukları halde, Mustafa Kemalin etrafında toplanmışlardır. Henüz inşaat devresindeyiz!..

Ne inşaatı, hâlâ bu ne inşaattır?..

Herşey, vekâletler, Mektepler, Enstitüler, Hastahaneler, Kışlalar, memur evleri, su yolları, yolla, kilometrelerce şimen- diferler, bir numune şehri, ne bileyim, her şey işte... Bir başka cümle, diğerinin karşısına dizilir:

Biz, hiç te büyük olmayan kendi menabiimizi hesaba katmak mecburiyetindeyiz.

Her şeyi yapmak.. Fakat bu kadar az sermaye ile!. Kendi yağı ile kavrulmak, kendini kendinden yaratmak!. Ve, günden güne, boş zannedilen bu projelerin fiil sahasına çıktıkları ve günün plânı içine girdikleri görülmektedir. İşte, Türk mucizesi.. Budur!..

22 kânunusani 929 tarihli Hakimiyeti Milliyeden:

Kahire de çıkan Elhamra Gazetesinden: Bundan bir sene evvel Ankarayı ziyaret etmiştim. Bu defa yine ziyaretine geldiğim zaman hemen onu tanıyamayacaktım. Çünkü şu bir sene zarfında onda pek çok ıslahat yapılmış ve yüksek binalar inşa edilmiştir. Bu ise Türkiyeyi idare eden hükümetin, millet ve memleketi inkırazdan kurtaran büyük bir liderin himmeti ile olmuştur. Ankara merkezi hükûmet olmaz diyenlerin bu vehimleri şimdi zail olmuştur. Ankara artık ebediyen Türklerin Hükümet Merkezi olacaktır.

9 temmuz 1929 tarihli Hakimiyette Jansen diyorki:

Ankara, bir büyük şehrin muasir düşünce dahilinde inkişafı davasında bir dönüm noktası teşkil edebilir. 

illustration Mecmu isında Mösyö Jantizon tarafından yazılmış bir makaleden:

Çıplak ovada Selçuk kalesinin ayakları dibinde uyuyan eski şehrin etrafında yeni Ankara inşa ediliyor. Mamafi, evvelâ Cümhuriyetin merkezini, eski şehri düzelterek başlıca sokakları genişleterek, kerpiç evler yerine sağlam binalar yaparak, yangın yerlerini de park haline getirerek kurmak düşünülmüştü.

Fakat eski kasabanın yeniden inşası çok masrafa ve Izamana muhtaç olacağı anlaşıldığından civarda yeni bir şehir yapmak tercih olundu.

Yeni Ankara henüz muazzam bir inşaat yerinden ibarettir. Velhasıl her hangi tarafa bakılırsa bakılsın tamamı ile garp medeniyetinden ilham alan bir şehrin yükseldiği görülüyor.

Gözleriniz önünde imar edici bir gayret görünüyor. Daha dün, düz bir çölden ibaret olan yerden bütün bir şehir fışkırıyor. Dostoyeviski’nin, bir gün eski Amerika dediği şarkı tanıyan herkes için bu hal, en fevkalâde manzaralardan birisidir.

Bu yeni şehrin hemen yalnız Türkler tarafından inşa edil- diğini duyunca, insan daha ziyade hayret ediyor. Halbuki, İstanbul’da, geçen asrın son yarısında yapılan bütün inşaat, Şişli, Nişantaşı Mahalleleri sadece hristiyanların eseridir.

Asgarî gayret taraftarı olan eski zihniyet mağlup edilmiş gibidir. Pek büyük bir inşaat sahasından ibaret olan Ankara, fikirlerdeki inkılâbı şimdiden teyit ediyor.

Her tarafta bir hayat, faaliyet ve humma havası esiyor. Müslümanları tevekkülden artık eser kalmamıştır. Gözlerinizi istasyona doğru çevirirseniz, zehabınız büsbütün kuvvet bulur. Kendinizi bir garp şehrinin civarında bulursunuz.

Artık eski evli Ankara tarihe karışmıştır. O, imparatorluk dev- rinin bir mirasıdır. Yeni Ankara, yaşayan Ankara tamamı ile Cumhuriyet eseridir.

Bir çok fabrikalar ilk defa olarak bu çölü dolduruyor. Artık eski evli Ankara tarihe karışmıştır. O imparatorluk devrinin bir mirasıdır. Yeni Ankara, yaşayan Ankara tamamı ile Cumhuriyet eseridir.

Kaynak Ankara Vilayeti Seyyah Kandemir 1932