Yeni Parti Genel Sekreterliğinin 17 Eylül 2026 tarihinde hazırladığı rapor, yeni siyaset anlayışının modelini, gerekçelerini, aşamalarını ve hedeflerini kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor. Raporda yeni örgütlenme modelinin temel amacı şöyle ifade ediliyor:
“Yeni örgütlenme modeli; siyaseti yalnızca parti yöneticilerinin ve profesyonel siyasetçilerin yürüttüğü bir faaliyet olmaktan çıkarmayı; üyeleri parti içi kararların gerçek sahibi, yurttaşları siyasal süreçlerin daimi katılımcısı, yöneticileri ise görev süresi sınırlı, kolaylaştırıcı ve hesap veren bir konuma getirmeyi hedeflemektedir…”
Yeni Parti’nin örgütlenme alanındaki temel iddiası açık: Geçmişin deneyimini korurken patronaj ilişkilerini, kapalı güç odaklarını ve siyaset tekellerini ortadan kaldırmak; üyeyi kararların, yurttaşı ise siyasetin sürekli öznesi haline getiren yeni bir parti modeli oluşturmak.
Bu, yalnızca bir örgütlenme değişikliği değil, siyasetin yapılış biçimini dönüştürmeyi hedefleyen iddialı bir girişimdir. Çünkü siyaseti yurttaşa geri vermek, sadece karar alma mekanizmalarını değiştirmekle değil, yerleşik alışkanlıkları ve güç ilişkilerini dönüştürmekle mümkündür.
Elbette böylesine köklü bir değişimin hayata geçirilmesi kolay olmayacaktır. Delege sistemine dayalı yerleşik anlayışın, alışılmış yönetim pratiklerinin ve siyaset üzerindeki dar kadro egemenliğinin aşılması zaman alacaktır. Bu nedenle modelin önce pilot bölgelerde uygulanması, uygulama sırasında ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi ve elde edilen deneyimlerin kapsamlı bir tüzük çalışmasına dönüştürülmesi son derece önemlidir.
Ancak Çankaya açısından bu model, yalnızca bir raporda ortaya konulan teorik bir öneri değildir. Çankaya, bu anlayışın somut bir deneyimini daha önce yaşamıştır.
Çankaya Modeli: İhtiyaçtan Doğan Bir Örgütlenme Deneyimi
CHP Genel Merkezinin polis zoruyla ele geçirildiği ve butlan tartışmaları üzerinden yeni bir siyasi sürecin dayatılmak istendiği dönemde, Yeni Parti kuruluncaya kadar mahallelerimizde “mahalle forumları” adı altında toplantılar düzenlenmeye başlandı.
Üyelerden gelen talepler doğrultusunda Çiğdem, Ata, Ayrancı, Sokullu, Aziziye ve Kazım Özalp başta olmak üzere çeşitli mahallelerde gerçekleştirilen forumlarda güçlü bir ortak irade ortaya çıktı.
Bu toplantılarda üç temel yaklaşım öne çıktı: Butlan girişimine karşı direnmek, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’e sahip çıkmak ve siyasette yeni bir yol açmak.
Bu irade, yalnızca bir tepki ortaya koymakla sınırlı kalmadı. Sürecin koordinasyonunu sağlamak amacıyla bir yürütme kurulu oluşturuldu. Daha sonra Çayyolu, Alacaatlı, Emek ve Bahçelievler mahallelerinin de katılımıyla çalışma alanı genişledi.
Böylece olağanüstü koşulların yarattığı bir ihtiyaçtan hareketle, üyelerin doğrudan katılımına dayanan yeni bir örgütlenme deneyimi ortaya çıktı.
Yeni Parti kuruluncaya kadar geçiş sürecinde önemli bir misyon üstlenen bu yapı, Genel Başkan Özgür Özel’in “mahalle meclisleri” kavramını gündeme getirmesiyle birlikte “Çankaya Mahalle Meclisleri Forumları” adını aldı.
Çankaya Modeli’nin ayırt edici özelliği tam da burada yatıyor: Örgütlenme, yukarıdan aşağıya belirlenen bir talimatın sonucu olarak değil, üyelerin ihtiyaçları, talepleri ve ortak iradesi doğrultusunda şekillendi.
Kurucu Örgütlenmeden Seçilmiş Örgütlenmeye
Yeni Parti’nin kurucu ilçe örgütlerinin yerini seçimle belirlenen örgütlere bırakmasıyla birlikte yeni bir döneme giriliyor. Doğrudan üyeler tarafından seçilen ve yetki devri yapılan örgütlerin sorumluluğu artık çok daha büyük. Çünkü demokratik meşruiyet, yalnızca seçimle göreve gelmekten ibaret değildir. Asıl mesele, bu meşruiyeti üyelerin iradesini hayata geçirmek, katılımı kalıcılaştırmak ve alınan kararların hesabını vermek için kullanabilmektir.
Seçilmiş yönetimler, üyelerin yerine karar veren makamlar değil; üyelerin ortak iradesini örgütleyen, kolaylaştıran ve hayata geçiren yapılar olduğu görülmektedir. Mahalle meclisleri ise yalnızca belirli dönemlerde toplanan danışma platformları olarak kalmayacağı, parti politikalarının tartışıldığı, önerilerin geliştirildiği ve karar süreçlerine katılımın sağlandığı sürekli yapılar haline gelmesi beklenmektedir.
Çankaya’da Yeni Dönem: Mahalle Meclislerini Kurulması ve Yaşatılması
Çankaya Modeli ile adaylaşan Ercan Başal, mazbatasını aldığı gün çalışmalara başladı. İlk Yönetim Kurulu toplantısında mahalle meclisleri gündeme alındı.
Yeni Parti Çankaya İlçe Örgütü, önündeki sürecin güçlüklerinin farkında. Ancak bu güçlükler, hedeflerden vazgeçmek için değil, daha kararlı ve planlı çalışmak için bir gerekçe oluşturmaktadır.
İlk aşamada, ilçe örgütünün koordinasyonunda ve öncülüğünde mahalle meclislerinin hızla oluşturulması hedefleniyor. Parti programı, tüzük çalışmaları ve ilgili raporlarda ortaya konulan ilkeler doğrultusunda örgütlenme çalışmaları yoğunluk kazanacağı bekleniyor.
Mahalle meclislerini oluşturan bölgelerle ilçe örgütü arasında güçlü bir eşgüdüm sağlanırken henüz bu yapıları kuramamış mahallelerde de çalışmalar kesintisiz sürdürülecektir.
Burada önemli olan yalnızca mahalle meclislerinin sayısını artırmak değildir. Asıl hedef, bu meclislerin yaşayan, üreten ve karar süreçlerini etkileyen demokratik yapılar haline gelmesini sağlamaktır.
Üyelerin düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, farklı görüşlerin ortak akıl doğrultusunda buluşabildiği, alınan kararların takip edildiği ve yöneticilerin üyeler karşısında hesap verebildiği bir örgütlenme anlayışı geliştirilmektedir.
Çankaya Modeli’nin başarısı, mahalle meclislerinin kâğıt üzerinde kurulmasıyla değil, üyelerin siyasete katılımını kalıcı hale getirmesiyle ölçülecektir.
Örgütlenmeden İktidar Hedefine
Yeni bir siyaset anlayışının başarısı, yalnızca parti içi demokrasiyi güçlendirmesiyle sınırlı değildir. Bu anlayışın toplumla buluşması, yurttaşların sorunlarına çözüm üretmesi ve demokratik mücadeleyi büyütmesi de gerekir.
Bu nedenle mahalle meclisleri, kendi içine kapanan örgütsel yapılar olarak düşünülmüyor.. Mahallelerin sorunlarını gündeme taşıyan, yurttaşların taleplerini siyasete aktaran, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve çözüm önerileri geliştiren merkezler haline gelmesi hedefleniyor.
Üyelerin karar süreçlerine etkin katılımı ile yurttaşların siyasal yaşama sürekli katılımı birbirini tamamladığında Parti örgütü ile toplum arasındaki mesafe ancak kapatılabilir.
Genel Başkan Özgür Özel’in ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda örgütlenmeyi iktidar hedefiyle birleştirmek zorunlu görünüyor. Bunun yolu, üyelerin enerjisini ortak bir iradeye dönüştürmekten, mahallelerde güçlü bağlar kurmaktan ve mücadeleyi büyütmekten geçiyor.
Çankaya Modeli, bu açıdan yalnızca bir ilçe örgütlenmesi deneyimi değil, yeni siyaset anlayışının nasıl hayata geçirilebileceğine ilişkin önemli bir birikimdir. Bu birikimi geliştirmek, eksiklerini görmek ve daha güçlü bir demokratik örgütlenmeye dönüştürmek herkesin sorumluluğunda olduğu ifade ediliyor.
Çünkü siyaseti yurttaşa geri vermek, yalnızca bir slogan değil; sabırla, emekle, dayanışmayla ve kararlılıkla yürütülmesi gereken bir mücadeledir.