Yine Ankara'nın kalbinde, Ankara Kalesi'nde, Ankara’nın belki de kalbinin sanırım en çok acıdığı yerde, Kayabaşı'ndayız. Prensip olarak bugün tek başına Kayabaşı'nı değil aslında kalenin tümünü konuşmak istiyorum. Benim için bir kale muhafızı, kale konusunda çok duyarlı, uzun yıllar belediye başkan yardımcılığı ile bir yerel yönetim deneyimi de olan, Emin Antik grubunun kurucusu, çok kıymetli dostum İbrahim Terzioğlu ile beraber olacağım.

Ondan kaleyi, kale duyarlılığını birlikte dinleyeceğiz. İbrahim Bey hoş geldiniz. Aslında çok travmatik bir görüntünün ortasındayız. Ama ben size başka bir şey sormak istiyorum. Kale konusundaki hassasiyetinizi biliyorum. Bütün sosyal mecralarda çabalarınız var. Uzun yıllardır bunu yapıyorsunuz ve de bunu bir yerel yönetim deneyiminin üstüne inşa ettiniz. Bir esnaf kimliğiniz, iş adamı kimliğiniz de var. Ben sizden neyi az yaptık, neleri eksik yaptık demeyeceğim. Bunu böyle değerlendirmenizi istemiyorum. Size sizin kale heyecanınızı sormak istiyorum. Yani sizin için kale, nasıl bir kale hayal ediyorsunuz? Onun için de zaten eleştiri başlıkları da çıkacaktır diye düşünüyorum.

Hakikaten çok iyi bir pas attınız her zamanki gibi Taner ağabey. Çok değer verdiğim bir büyüğümüzsünüz. Zamanında da Ankara'ya güzel hizmetleriniz oldu.

Şimdi nasıl bir kalede olmak isterdim? Bir kere en azından şöyle şu an içinde bulunduğumuz viraneler içerisinde çocukların yarı çıplak gezdiği, perişan durumda olduğu bir Ankara Kalesi herhalde ben dahil hiç kimse istemezdi. Hayalimizdeki nedir? Hayallerimizdeki şeyleri gerçekleştirmek bizim görevimiz olmalı. Özellikle de yetkili sahip olan insanlar. Tabii ben aynı zamanda biliyorsunuz kent tarihi yazarıyım. Bütün Türkiye'yi gezdim. 65 ülkeyi gezerken özellikle de o şehirleri çok inceledim. Gezdiğim hiçbir yerde Ankara Kalesi’nin özellikle bu Kayabaşı bölgesi gibi virane bir yer görmedim. Artık burada gecekondular değil viraneler var. Bunları görmek istemiyoruz. Ankara'nın hiçbir ilçesinde gecekondu kalmadı biliyorsunuz.

Şimdi Ankara Kalesi'nde bir kere huzur içerisinde gelen Ankaralılar ve Ankara dışından gelen sevgili Türkiyeli vatandaşlarımız, kardeşlerimiz. Aynı zamanda yurt dışından gelen misafirlerimiz geldikleri zaman böyle olumsuz şeyleri görerek gidip Ankara'yı böyle anlatmasını bir kere istemiyoruz. Ankara'da Old City'ye gittik. Tarihi bir bölgesini gezdik böyle bir ortamla karşılaştık. Bir çocuk dileniyor. Açız diyor. Bunu istemiyoruz. En önemlisi de bir kere burası bu şekilde olmamalı. Burada bir otopark sisteminin çözülmesi lazım. Kalenin Kalede esas sorunların bir tanesi bu. Ve bunu da biz yetkili kişilere proje anlamında sunduk. Onun detaylarına girmeyeceğim ben. Nasıl görmek istiyorsunuz diyorsunuz. Ben onu anlatacağım.

Zaten burada o otopark projesi yapıldığı zaman ve kale sıfır araç haline getirildiği zaman bu kötü görüntüden kurtulmuşş olacağız. Bütün Avrupa kentlerinde olduğu gibi.

Ankara Cumhuriyeti'nin başkenti ve Mustafa Kemal, ben Ankaralıları sevdim diyerek burayı başkent yapması, Ankaralıların gönlümde özel bir yeri var dediği bir şehir burası. Ve bu şehri bugün öz bir Ankaralı Mansur Yavaş yönetiyor.

Mansur Başkanımız büyük bir şans. Ben hayal ettiğim kaleyi zannedersem bir zamanlar Beypazarı'nda yaptığını, eğer burada başlattığı gibi devam ederse güzel şeyler yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. Ama Ankara Kalesi'nde ve civarında o projeleri 70-80 tane proje sayabilirim.

Ayrıca da bu kalenin buradan belki bir kilometre öbür tarafında, öbür yüzünde kalenin sur duvarları içinde o tarihi doku, yurttaşların öz kaynaklarına hiç dokunmadan kamunun kaynaklarıyla topluca yenilendi ve şahane bir perspektif ortaya çıktı.

Röportajın video hali için;

https://www.youtube.com/watch?v=gczqEC03bEk&t=12s