Bekir Ödemiş herkes iyi tanıyor, Ankaralılar daha iyi tanıyor. Bizi ofisinde konuk etti. Burada çok önemli bir meseleyi konuşacağız. Henüz Ankaralı bu projeden tümüyle haberdar değil, bizde televizyoncu refleksiyle bu programı yapmak istedik. Yanılmıyorsam 1980'li yılları ikinci yarısından itibaren Ankara Kalesi turizmin öznesi olmaya başlıyor. Onunla birlikte de Ankara'da, Kale’de bir ulaşım sorunu iyice belirgin hale geliyor ve bu gün için de aslında çok yakıcı bir problem haline de dönüşüyor. Kaleye gelmekten caydırıcı bir faktöre dönüştüğünü söyleyeyim. Kişisel olarak da neredeyse her hafta mutlaka bir kale ziyareti yapıyorum. Neresinden baksanız bir 40-50 yıllık meseleye Ankara Büyükşehir Belediyesi neşter vuruyor diye düşünüyorum. Bu projeyi de sevgili başkanım Bekir Ödemiş'ten dinlemek için buradayız. Kayabaşı'nda ne yapıyorsunuz?

-Sayın Mansur Yavaş bey’in göreve gelmesiyle birlikte, Ulus tarihi Kent merkezine yoğunlaştı. O yoğunlaşma kapsamı içerisinde sizin daha önce de programlarda dile getirdiniz pek çok projeyi zaten başlattık, devam ediyoruz bunlara. Bugün bunlara girmek istemiyorum, bunları bir vesile ile de sizin aracılığınızda, sevgili değerli Ankaralılarla paylaştık zaten. Şimdi Kayabaşı Mahallesi diye tanımladığımız alan, 53 bin metrekarelik bir alan.

Burası Altındağ ilçesi, Kale Mahallesi'nde, Kale surlarının hemen doğusundaki bir alandır. Hıdırlık Tepe'nin de Ankara Savaşı'nda özel yeri vardır. Oraya ilişkin de zaten Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak belki de Cumhuriyet döneminin en kapsamlı çalışmasına başladık. Bu Mahalle, 1950’li yıllardan sonra yapılaşmaya başlamış ama bu yapılaşma maalesef bir planlı çalışma sürecinde olan bir yapılaşma değil. Ankara'daki istihdam ihtiyacına bağlı olarak yoğun bir göç akışı olunca, o Ankara'nın muhtelif yerlerinde, İsmet Paşa’da, Hıdırlıktepe’de, Altındağ’da gördüğümüz gibi, burada da kendi sorunu kendi çözme gibi bir eğilimle gecekondullaşma dediğimiz hareketten Kale’de nasibini almış. Tabi niteliksiz yapılar bunlar. Herhangi bir ruhsata ve şeye tabi olmayan yapılar.

Bir de tabi gelen ve bu konutları yapanların ekonomik durumlara dikkate alındığında da çok vasıfsız diyebileceğimiz yapılar. Zaman içerisinde bu yapıların büyük bir kısmı terk edilmiş çünkü Ulus’un da 1950'li yıllardan sonra Kızılay, ondan sonra Gaziosmanpaşa, daha sonra da Eskişehir yoluna doğru kentin ticaret merkezlerinin buralara transfer olması ile birlikte, Ulus'taki çöküşten en çok etkilenen mahallelerden birisi diyebilirim.

Burası sosyal, ekonomik, kültürel hatta güvenlik anlamında çok sıkıntılı bir mahalle haline gelmiş. Biz burada çalışmalarımıza başladık. İzin verirseniz çalışmaları şöyle bir özetleyeyim. Bir kere burada metruk yapıları tespit ediyoruz, o metruk yapılara ilişkin olarak burası hem kentsel sit alanı içerisinde, hem de yenileme alanı sınırları içerisinde kalan bir mahalle. 2863 sayılı yasaya tabi olduğu için biz bunları tespit ediyoruz. Tespit ettikten sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'ne bu dosyalarını sunuyoruz. Oradan yıkım kararları aldıkça da belediye olarak bunları yıkımını gerçekleştiriyoruz. Şu ana kadar 110 tane evin yıkımını tamamladık. Yaklaşık tespit ettiğimiz 15'in üzerinde metruk yapı var ve bir kısımda içinde iskan olan 120-121 civarında da yapımız var burada.  Yavaş yavaş temizleniyor fakat burada asıl sorun şu; projeyi realize edip, gerçekleştirebilmek için burada mülkiyet sorununu çözmemiz gerekiyor. Mülkiyet sorununu da, Ulus tarihi kent merkezinde, sadece burası için değil Erzurumlu Nafiz Bey apartmanında da yaşadık, başka yerlerde de yaşadık.

Bizi en çok sıkıntıya sokan Kamulaştırma davalarını kaybetmemiz. Kaybetmemiz bu davalara ilişkin maliyet sorunlardan veya sıkıntılardan değil, diyor ki mahkeme koruma amaçlı imar planın yok. Baktık ki bu olacak gibi değil, Hacı Doğan Mahallesi'nde, projesi neredeyse bitmek üzere, orada da sağlıklaştırma çalışmasına başlayacağız ama orada da mülkiyet sorunları var. Yahudi Mahallesi'nde mülkiyet sorular var. Dedik ki bizim bunu bir kere kesinlikle, zaten sırf mülkiyet sorunları için değil, Ulus gibi Ankara'nın kurucu ve kurtarıcı bu merkezinin, tarihteki birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, 2800 yıllık geçmişi olan bu merkezin plansız olması zaten, başkentin yüzüncü yılında, Ankara Büyükşehir Belediyesi hele başında koruma kültürünün çok geliştiği bir Belediye Başkanı döneminde olmaması mümkün değil. Onu yapmamız gerekiyordu. Hemen koruma amaçlı imar planı çalışmalarımıza başladık. Hatta çalışmalarda da umduğumuzdan hızlı gitti. 12 Eylül'de de bunun birinci danışma kurulu toplantısını yaptık.