Yeni yıllar çoğu zaman temennilerle açılır. Ben bu yılı temenniyle değil, niyetle açıyorum.

Çünkü artık şunu biliyorum:
Her yere bakılmaz.
Bakılacak yer seçilir.

2026 boyunca gözüm yine Ankara’da olacak.
Ama Ankara’yı anlatırken dünyayı; dünyayı izlerken Ankara’yı aklımdan çıkarmayacağım.
Bu bir tercih değil, bir yöntem.

2026’DA ANKARA’DA HANGİ İZLERİN PEŞİNE DÜŞECEĞİZ?

Bu yıl Ankara’yı bir “başkent” olarak değil, katmanlı bir bellek alanı olarak izlemeye devam edeceğim.

  • Yeraltındaki Ankara
    Kapatılmış sığınaklar, unutulmuş tüneller, kaybolan dereler, yok edilmiş altyapılar.
    Çünkü şehirler en çok yerin altında yalan söyler.

  • Cumhuriyet’in Sessiz Mekânları
    Haritalarda olmayan ama kararların alındığı evler, odalar, arka bahçeler.
    Tarihin kürsüden değil, sandalyeden yazıldığı yerler.

  • Ankara’nın Heykelleri ve Yok Edilen Semboller
    Neden bazı heykeller yer değiştirdi, neden bazıları saklandı, neden bazıları hiç yapılmadı?
    Heykellerin bile siyaset yaptığı bir şehirde yaşıyoruz.

  • Ahilik, Bacıyan-ı Rum ve Unutturulan Dayanışma Modelleri
    Ankara’nın sadece devlet değil, toplum üretmiş bir şehir olduğunu hatırlamak için.

  • Roma, Selçuklu ve Cumhuriyet Arasında Sıkışmış Ankara
    Senatör gönderen Ancyra’dan, çok dilli Selçuklu mahkemelerine, tek parti başkentine uzanan hat.
    Süreklilik mi var, kopuş mu?
    2026’da bu sorunun peşindeyim.

2026’DA DÜNYADA NEREYE BAKACAĞIM?

Dünyayı “son dakika”dan değil, uzun vadeli kırılmalardan izleyeceğim.

  • Demokrasi mi, Yönetilen Demokrasi mi?
    ABD’den Avrupa’ya, sandığın var olduğu ama siyasetin daraldığı alanları takip edeceğim.
    Çünkü sandık tek başına demokrasi değildir.

  • Laiklik – Din – Devlet Üçgenindeki Gerilimler
    Sadece Türkiye’de değil; dünyada dinin yeniden siyasete nasıl eklemlendiğine bakacağım.
    Bu, küresel bir mesele artık.

  • Hafıza Savaşları
    Kim neyi hatırlatıyor, kim neyi sildiriyor?
    Heykeller, müzeler, ders kitapları, yasalar…
    2026, hafıza üzerinden yürüyen bir yıl olacak.

  • Bilim, Etik ve İnsan
    Yapay zekâ, genetik, sağlık ve etik tartışmalarını “hayranlıkla” değil, şüpheyle izleyeceğim.
    Çünkü ilerleme, her zaman insanlık anlamına gelmiyor.

MERKEZDE BEN VARIM, ÇÜNKÜ TANIKLIK ÖNEMLİ

2026’da yazarken saklanmayacağım.
“Tarafsız” görünmeye çalışmayacağım.

Baktığım yer belli, durduğum yer belli.
Ankara’yı yürüyerek, müzeyi gezerek, taşı duvara dokunarak yazacağım.
Dünyayı ise uzaktan alkışlamadan, mesafemi koruyarak izleyeceğim.

Çünkü bu yazılar akademik rapor değil.
Bunlar birer tanıklık metni.

SON CÜMLE

2026’ya girerken şunu söylüyorum:
Herkesin baktığı yere bakmayacağım.
Herkesin sustuğu yerde susmayacağım.

Yine gizlenenin peşinde olacağım.
Çünkü biliyorum:
Gizlenen şeyler, eninde sonunda bulunmak ister.