23 Nisan yaklaşırken sınıflarda çocukların kahkahası yankılanmalıydı. Renkli kağıtlar, şiirler, hazırlık telaşı… Ama bugün, ne yazık ki başka bir şeyi konuşuyoruz: korkuyu.

Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırı, hepimizin içine ağır bir sessizlik bıraktı. Çünkü artık mesele sadece eğitim değil. Artık mesele hayatta kalabilmek.

Öğretmenler ders anlatmaktan önce kapının güvenliğini düşünmek zorunda kalıyor. Öğrenciler sınav kaygısından önce “güvende miyim?” sorusunu soruyor.

Oysa okul dediğimiz yer, bir çocuğun dünyayı tanıdığı en güvenli alan olmalıydı. Bir çocuk, sınıfına girdiğinde kendini korumak zorunda hissetmemeli. Eğer hissediyorsa, orada eğitimden söz edilmemeli. Çünkü korkunun olduğu yerde öğrenme yeşermez.

Bu sadece öğretmenin sorumluluğu değil. Bu, doğrudan çocukların hayatını ilgilendiren bir güvenlik meselesidir. Bir çocuk okula kolayca silah sokabiliyorsa, burada bireysel hatalardan değil, sistemsel bir ihmalden söz etmek gerekir.

Bir zamanlar okullarda makyaj malzemeleri toplanır, çantalar kontrol edilirdi.
Bugün ise aynı kapılardan ölüm geçebiliyor.

**

“TEKİNSİZ YUSUF”

Olayın ardından tartışmalar sürerken siyaset sahnesinden de dikkat çeken açıklamalar geldi. Muharrem İnce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yaşananlara sessiz kalındığını belirterek sert tepki gösterdi.

İnce, paylaşımında, “Okullarda öğretmenler ve öğrenciler katledilirken sesini çıkarmayanlar, söz konusu tarihi tartışmalar olunca susmuyor. ‘Kuran’ı yasakladılar’, ‘camileri ahır yaptılar’ gibi söylemlerle laikliğe ve cumhuriyete saldırılıyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında eğitimde güvenlik sorununa dikkat çeken İnce, yaşananların görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

**

Yaşanan bu olaylar karşısında susmayı tercih etmek görmezden gelmek ya da zamanla unutulacağını düşünerek sessizliğe sığınmak… İşte tam da bu noktada tehlike büyüyor. Çünkü her görmezden gelinen ihmal, her dile getirilmeyen eksiklik ve her bastırılan gerçek, aslında bir sonraki felaketin zeminini sessizce hazırlıyor; suskunluk, sorunu ortadan kaldırmıyor, aksine derinleştiriyor ve daha büyük acıların kapısını aralıyor.