İnsanlığın birçok küresel tehlike ile karşı karşıya olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Geçen hafta ortaya çıkan internet kesintileri, hava alanlarının, bankaların, borsaların, genel dünya ticaretinin birçok yerde durmasına neden oldu. Ve insan bir defa daha farketti ki, küresel güçlerin kurduğu, geliştirdiği sistemler, dünyadaki yaşamı tehdit ediyor. Kapitalist sistemin ne kadar yanlış, küreselleşmenin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor.
Son yıllardaki dünya yaşanan gelişmeler bizi nereye götürüyor? Daha aydınlık bir dünyaya doğru mu gidiyoruz. Yoksa yeni ve kanlı bir gelecek mi bizi bekliyor?
Küresel Odaklar tarafından geliştirilen Yeni Dünya Düzeni nedir? Bir kurtuluş Umudu mu? Yoksa yeni bir felaketin habercisi mi?
Son yıllarda herkesin gözü önünde gerçekleşen olaylar. Bir umudun habercisi olmaktan çok uzak görünüyor.
Maalesef, Yeni Kölelik Düzeni kurulması yönünde, dünyada çok ciddi gelişmeler, kanıtlar var. BOP projesi, ve Siber tehlike bunların başında geliyor. Diğer kanıtlar da bunu destekler görünüyor. Ukrayna savaşı, beyinlere chip takılmaya başlanması, robot dünyasındaki yeni gelişmeler, tehlikelerin çokluğunu ve büyüklüğünü kanıtlıyor.
Ve en önemlisi, Ortadoğu’da, Gazze’de geniş çaplı bir soykırımın başlatılması ve özellikle batı dünyasının buna seyirci kalması, olayların nereye doğru geliştiğinin açık göstergesidir. Bence harekete geçmek için daha başka bir kanıta da gerek yoktur.
Ama asıl sorun şu. Bu küresel gelişmeler, açıkça nereye gittiğimizi göstermesine rağmen, Türkiye başta olmak üzere bütün dünya seyrediyor. Bir kurtuluş Umudu ufukta görünmüyor.
Giderek artan 3.Dünya savaşı tehlikesi olduğu açıkça görülüyor. Dünyanın yeni bir hesaplaşmanın eşiğinde olduğu anlaşılıyor.
Ne yapılabilir, dünyanın sürüklendiği bu “kanlı gelişmeler” nasıl durdurulabilir. Türkiye, dünyanın karşılaştığı bu sorunlara karşı ne yapabilir?
Elbetteki Türkiye, yaklaşan küresel tehlikeyi tek başına bertaraf edebilecek güce sahip değilmiş gibi görünüyor. Acaba bu doğrumu? Yapılabilecek hiç bir şey yok mu?
Kurtuluşun Anahtarı Türkiye olabilir mi?
Türkiye’nin geçmişi ve tarihi konumu, küresel tehlikeyi bertaraf edecek imkanlara sahip olduğunu gösteriyor. Ama nasıl?
Bilindiği gibi, geçmişte 1. Ve 2. Dünya savaşları çıkartılarak dünyayi yeniden sekillendirdiler. Kendilerine direnen güçleri ve özellikle Türk dünyasını parçalara böldüler. Bugünkü yaşanan olaylar aslında bu birinci ikinci dünya savaşı'nın bir devamıdır. Ama bu defa farklı yöntemler kullanılmaktadır, dış saldırılarla birlikte, küresel sirketlerle içerden işgaller, ulus devletleri ortadan kaldırmaya yönelik eylemler olarak devam ediyor.
Bu durum karşısında dünyanın bu saldırılara durdurmak için yeni yöntemlere, yeni bir düşünceye ihtiyacı olduğu apaçık görülüyor.
Dünyayı kana bulayan 2 dünya savaşı'na rağmen Türkler ayakta kalabilmiş, özgür bağımsız bir devlet kurabilmişlerdir. Bu olay tarihte eşi benzeri görülmemiş bir olay olarak görülmektedir. Çünkü Türkiye'yi örnek alan diğer devletler özgürlükleri için savaşmışlar ve çok kısa zamanda bağımsız cumhuriyetler dönemini başlatmışlardır. Istiklal savaşı dünyayı değiştiren ve özgürleştiren çok büyük bir olaydır. Bu büyük başarıyı elde eden Türkiye'nin elinde başka önemli kozlar vardır.
Birincisi “Özgür insan ve özgür ülke” projesi dünya çapında kabul görmüş ve bağımsızlık ateşini yakmıştır. Bu konsept, “Dünya Barışı” projesini hayata geçirmek için kullanılabilecek, antiemperyalist bir projedir. Ancak Türkiye, insanlığın özlemle beklediği, Dünya Barışı projesini devam ettirmedi. Bugün Dünyadaki emperyal tehlikeler dikkate alındığında, bu projeyi yeniden başlatmak zorunlu hale gelmiştir.
Türkiyenin elinde bulunan ikinci önemli koz, emperyalist dünyayı korkutan “Türk Uygarlik Projesi”dir. Türk Uygarlık projesi, aslında dünyada ilk ve tek antiemperyalist bir kalkınma projesidir. Türk Devrimi ile başlayan bu proje, önemli başarılar elde etti. Türk ekonomisini çok kısa zamanda geliştirdi. Sıfırdan başlayarak, 15 yılda dünyanın 10. ülke düzeyine getirdi. Bu örnek antiemperyalist kalkınma modeli devam edebilseydi, Türkiye dünyanın en saygın ülkelerinden birisi olacaktı.
Türkiye, Atatürk’ün ölümü ile durdurulan, “Türk Uygarlık Projesine” yeniden sahip çıkmak zorundadır. Çünkü, emperyalizmi durduracak, anti kapitalist ve Antiemperyalist başkada bir çözüm ufukta görünmüyor.
Asırlardan beri Batı emperyalizminin durduran Türkiye’nin misyonu, Atatürkle başlayan Türk Uygarlık Projesini sadece Türkler için değil, Tüm insanlığın kurtuluşu için devam ettirmektir. Bu konuda kararlı kesimleri, Türk Uygarlık projesinde bir araya gelmeye ve Birlikte çalışmaya davet ediyoruz.