Türk Devriminin Merkezine, Ulus'a sahip çıkmak, Türk Uygarlığının geleceğini inşa etmek için stratejik öneme sahiptir.
Bugün Ankara’da Ulus Semtine gidenler, bir zamanlar, dünyaca ünlü “Büyük Bir Devrimin Merkezi” olduğunu pek farkedemezler. Ulus, bir devrimin merkezi olmaktan çıkmış, adeta sıradan bir semt durumuna düşmüştür.
Ankara'nın kalbinde, Türk Devrimi'nin doğup büyüdüğü, Cumhuriyet'in ilk adımlarının atıldığı tarihi bir merkez olan Ulusun korunması düşünülmüş, tarihi sit alanı ilan edilmiş, birçok koruma ve geliştirme projesi yapılmaya çalışılmıştır. Geçmişte olduğu gibi bugün de, koruma, meydan düzenleme vb çabaları devam ediyor.
Ancak bu çabalar, bazı eserlerin ve alanın korunmasını sağlamış olsa da, Türk Devriminin özelliklerini yansıtacak bir düzeye bir türlü ulaşamıyor. Ulus'un önemini, mevcut projenin risklerini ve yapılması gerekenleri dikkate alarak, nasıl bir Ulus Koruma Planı yapılması konusunu tartışmaya açıyor.
Bir Devrimin ve Uygarlığının Merkezi
Ulus, sadece bir semt değil, Türk Devrimi'nin başladığı ve yönetildiği bir ulusal merkezdir. Cumhuriyet'le başlatılan Türk Uygarlığı'nın yönetim merkezi olarak, hem Türk Devrimi'nin tarihi hafızasını taşır hem de Türk Uygarlığını yöneten ve geliştiren ana merkez olma özelliğini korur. Ulus, “Türk Devriminin” hafızasıdır. Bu hafızayı ortadan kaldırmak, Cumhuriyetin tarihine vurulan bir darbedir, varoluş değerlerini unıtturmaktır. Ulus'a yapılacak her müdahale, bu tarihi ve stratejik önemi asla göz ardı etmemelidir.
Ulus Sıradan Bir Kentsel Alan Değildir.
Ulus, sıradan bir kentsel alan olmadığı için, sıradan planlama yaklaşımları yeterli değildir. Ulusun tarihi ve devrimsel özelliklerini dikkate alınarak, özgün ve özel bir koruma geliştirme planına ihtiyaç vardır. Bugüne kadar yapılan koruma planları, ulusun devrimsel önemini yansıtamadı, aksine adeta trafiğe boğulmuş, tarihi dokusu ile ilgisiz çirkin binalar yapılmış, trafiğin yarattığı kirli ve gürültülü, kent mekanlarından oluşan bir semt haline gelmiştir. Dünyaca ünlü Türk Devriminin özellikleri, korunan eserler hariç, yok olmuş, sıradan bir kent haline dönüşmüştür.
Tarihi Koruma ve Geleceği İnşa Etme Vizyonu
Bir uzman olarak bizim önerimiz, Ulusun tarihi önemi dikkate alınarak, 1930 lardaki gibi otantik, tarihsel ve devrimsel özelliklerinin canlandırıldığı, "YAŞAYAN ULUS" Projesinin hayata geçirilmesidir. Proje, Türk Devrimi'nin merkezi olduğu gerçeği dikkate alınarak ve uluslararası bir yarışma yapılarak . "YAŞAYAN ULUS" projesi, , gerçekleştirilmelidir. Unutmayalım ki Ulus Türk Devriminin kalbidir ve eski ihtişamıyla canlandırıldığı takdirde, başta Türkler olmak üzere, tüm dünyanın ilgisini çeken, en çok ziyaret edilen bir merkez haline dönecektir.
Bu proje aynı zamanda, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel boyutlarını ele alarak, katılımcı bir yaklaşımla geliştirilmelidir.
Ulus, Ankara'nın geleceği için kritik bir öneme sahiptir. Ankara'yı bir dünya kenti yapma vizyonu, Ulus'un tarihi ve kültürel değerlerini koruyarak, bu değerleri geleceğe taşıyacak projelerle hayata geçirildiği takdirde gerçek olacaktır. Çünkü, Ankara'yı Ankara yapan, Türk Devrimi'nin merkezi olmasıdır.
"Ankara sadece geçmişteki önemi ile sınırlı bir kent değildir. Türk uygarlığının da geleceğini de yönetecek bir merkez olması gerekmektedir." Bu özelliği dikkate almadan yapılacak her plan, Ankara'yı daha ileri bir uygarlık düzeyine taşıma ve dünyanın diğer uygarlık merkezleriyle yarışma hedefinden uzaklaştıracaktır.
YAŞAYAN ULUS PROJESİNİN YARARLARI
Ekonomik Boyut: Ulus'un yenilenmesi, bölge esnafı ve yerel ekonomi için önemli fırsatlar sunmaktadır. "YAŞAYAN ULUS" projesi, doğru planlandığı takdirde, yerli ve yabancı ziyaretçilerin odağı haline gelecektir. Ekonomik canlanmayı destekleyerek, bölgeye yeni yatırımlar çekebilecek, istihdam yaratabilecek, ekonomik bir cazibe merkezi özellikleri kazanacaktır. Yaşayan Ulus Projesi, hem kültür, hem eğitim hem de de turizm açısından Ankarayı kalkındıracak en önemli odak haline gelecektir.
Sosyal ve Kültürel Boyut: Ulus, farklı kültürlerin ve toplulukların buluşma noktasıdır. "YAŞAYAN ULUS" projesi, bu sosyal dokuyu koruyarak, kültürel etkileşimi ve sosyal uyumu güçlendirecektir. Proje kapsamında, kültürel etkinlikler, festivaller ve sanatsal faaliyetler düzenlenerek, Ulus'un canlılığı ve çekiciliği artırılacaktır.
Çevresel ve Enerjetik Boyut: "YAŞAYAN ULUS" projesi, çevre dostu bir yaklaşım benimseyerek, yeşil alanların korunmasını, sürdürecek, uygulamaların teşvik edilmesini ve enerji verimliliğinin artırılmasını sağlayacaktır. Ayrıca Proje kapsamında, geri dönüşüm programları, bisiklet yolları ve toplu taşıma entegrasyonu gibi çevreci uygulamalar hayata geçirilir
Katılımcı Yaklaşım: "YAŞAYAN ULUS" projesi, halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve uzmanların katılımıyla geliştirilmelidir. Katılımcı bir anlayış, projenin daha kapsayıcı, şeffaf ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olmasını sağlayacaktır. Proje sürecinde, halk toplantıları, anketler ve çalıştaylar düzenlenerek, farklı görüşler ve öneriler alınmalıdır.
Sonuç: Tarihe Sahip Çıkarak Geleceği İnşa Etmek
Yeni Türk Devleti'nin geçmişine sahip çıkamayanlar, geleceğine de sahip çıkamazlar. Ulus, Türk Devrimi ile kazandığımız tüm değerlerin hala yaşadığı bir mekandır. Bu olağanüstü hatıraların geçtiği mekanları yok etmek, Türk milletine yapılacak en büyük ihanettir. Bu nedenle, Ulus'ta başlatılan çalışmalar, "YAŞAYAN ULUS" projesi hayata geçirilene kadar ara verilmelidir.. Ankara'nın ve Türkiye'nin geleceği için, Ulus'a sahip çıkmak, tarihi korumak ve geleceği inşa etmek hepimizin sorumluluğudur.