Gebelik, döllenmiş yumurta hücresinin rahim içine yerleşmesinden bebeğin doğumuna kadar geçen süre olarak tanımlanır. Bu dönem anne için birçok psikolojik, duygusal, fiziksel ve ekonomik sorunları beraberinde getirir.
Gebelik fizyolojisi, beslenme, gebelikte ortaya çıkan problemler, yüksek riskli gebeliklerin izlenmesi ve tedavisi, bebekte mevcut olabilen anomalilerin saptanması, bebeğin anne karnında iyilik halinin değerlendirilmesi, genetik inceleme, ultrasonografi ve doğum için deneyimli bir yaklaşım ile sağlıklı ve sorunsuz bir gebelik yaşanır.
Gebelik kararı verilmeden önce bazı noktaların göz önüne alınması tavsiye edilir.
Gebelik için en uygun yaş, genel olarak 20-30 yaş aralığındaki dönem olarak bilinir. 35 yaşın üzerindeki gebeliklerde Down sendromu riski ya da gebelik problemlerine bağlı riskler nedeniyle ileri tetkiklerle değerlendirme gerekir.
Akraba evliliği durumunda ya da eşlerin birinde kalıtsal hastalık varsa, bu durum bebeğe değişik geçiş özellikleri taşıdığından gebelik öncesi genetik danışmanlık alınması uygun bulunabilir.
Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, epilepsi, romatizma gibi kronik hastalığı olanlar gebe kalmadan önce kontrol olmalı ve uygun önlemleri almalıdır.
Gebeliği olumsuz etkileyebilecek kötü alışkanlıklar, çok zayıf veya fazla kilolu olmak gibi durumlar ve beslenme bozuklukları da önceden değerlendirilirse gebelik için olumlu etkileri birlikte getirecektir.
Gebelik kontrollerinin geciken adeti takip eden ilk ay içinde başlaması önerilir. Böylece dış gebelik, boş kese gebeliği, üzüm gebeliği ve benzeri erken gebelik döneminde tespit edilen patolojilerin değerlendirilmesi sağlanabilir. 28 haftaya kadar anormal bir durum olmadığı sürece ayda bir kez kontrol yapılması önerilir. 28 hafta ile 36 hafta arasında iki haftada bir kontrol yapılır. Gebeliğin son ayı içinde de haftada bir kez kontrole gidilmesi uygun olur.
Gebelikte kilo alımının çok az ya da çok fazla olması anne ve bebek için bazı olumsuz durumlar oluşturabilir. Dengeli ve düzenli beslenme ile günlük kalori ortalama 150-300 kalori arttırılarak gerekli besinler sağlanabilir. Gebelik öncesi vücut kitle indeksine göre değişmek üzere beklenen 9 – 16 kg alınmasıdır. Vücut kitle indeksi normal sınırlar içinde ise; genellikle ilk üç ayda 1.8 – 2 kg, takip edenüç ayda 6 kg kadar ve doğuma kadar kalan zamanda yaklaşık 4.5 – 5 kg alınması beklenir.
Gebelikte ciltte, saç ve tırnaklarda, diş ve diş etlerinde birçok değişiklikler meydana gelir. Ciltte kuruluk, memeler ve karında çatlaklar, yüzde lekeler, karın orta hatta renk koyulaşması, sivilce gibi sorunlar meydana gelebilir. Vücudun iyi korunması için gebelik süresince hijyenik bakıma dikkat edilmelidir. Kuruluk için nemlendirici, banyoda vücut yağları kullanılabilir. Çatlak kremleri sadece karın bölgesinde değil, kalça ve memelere de uygulanmalıdır. Diş kontrolleri de ayrıca önemle dikkat edilmesi gerekli durumlardır.
Gebelikte değişiklik gösteren miktar ve yoğunlukta akıntı olabilir. Bunun sebebi vajen doğal flora ve pH değerinde oluşan değişikliklere bağlı akıntı artışıdır. Ancak gebelikte enfeksiyona yatkınlığın arttığı da göz ardı edilmemelidir. Sıklıkla vajinal mantar enfeksiyonları gelişebilir. Ancak sarı-yeşil renkli kokulu akıntı veya vajinal kaşıntı olursa kültür alınması ve tedavi planlanması gerekli olabilir. Gebelikte özellikle son dönemde meme bezleri çalışmaya başlar ve meme başından kolostrum adı verilen beyaz-sarı renkli süt gelebilir.
Gebelikte uyku bozuklukları sık yaşanır. Anne adaylarının % 80’i gebeliğin bir döneminde uyku problemi yaşar. Gebeliğin ilk aylarında hormonal değişikliklere bağlı olarak gün içinde uyku hali ve konsantrasyon zayıflığı olabilir. Bu, kanda progesteron hormon düzeyinin yüksek olması ile ilişkili bir durumdur. İlerleyen dönemlerde bu sorun kendiliğinden çözülür. Karnın büyümesi ile kilo arttıkça bel ve sırt ağrıları gelişerek yatakta rahat pozisyon sağlanamamasına ve uyku sorunlarına yol açabilir. Bunun dışında bebek hareketlerinin gece çok fazla hissedilmesi de uykuyu bölebilir.
Hormonlar vücuttaki bağları ve eklemleri etkileyerek dengede değişikliğe neden olur. Gebelikte özellikle kış aylarında alçak topuklu ve altı kaymayan ayakkabılar tercih edilmelidir. Ayrıca büyüyen bebekle birlikte vücut denge merkezi de değişir ve bel ağrılarına neden olur.
Gebelik kalp ve dolaşım sistemine yük oluşturan bir durumdur. Gebelikte kalp damar hacmi artar ve gebeliğin ikinci yarısından sonra fizyolojik anemi oluşması sık rastlanan bir durumdur. Sağlıklı bir gebede bu durum ciddi problem oluşturmazken, gizli kalp hastalığı aşikâr olabilir veya bilinen durum ilerleme kaydedebilir.
Diyaframın yukarı itilmesi ve hormonal değişikliklere bağlı solunum sayısında artış meydana gelebilir. Kılcal damarlardaki kan akım artışına bağlı olarak burun kanamaları olabilir. Ses tellerinde meydana gelen ödeme bağlı nadiren ses değişikliği olabilir.
Gebeliğin ilk dönemlerinde hormonal değişikliklere, daha sonra ise bebeğin büyümesi ile idrar torbasına bası yapmasına bağlı olarak sık idrara çıkma problemi meydana gelir. Böbrekler ve idrar yollarındaki basıya bağlı olarak böbreklerde genişleme olabilir. Ayrıca gebelikte idrar yolu enfeksiyonu ile de sık karşılaşılır.
Gebelikte özellikle ilk üç ayda bulantı ve kusma gelişebilir. Ayrıca tükürük salınımı artar. Midenin yukarı itilmesi ve hormonal etkilerle mide boşalması yavaşlar ve mide yanmalarına neden olur. Barsak hareketlerinin yavaşlaması sonucu kabızlık ortaya çıkabilir.
İlk üç ayda değişken bir ruh hali ortaya çıkar. Nedensiz ağlama nöbetleri olabilir. İlerleyen aylarda vücut şeklindeki değişimler nedeni ile mutsuzluklar gelişebilir. Son aylarda ise doğum korkusu, sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilme endişesi yaşanabilir.
Ancak unutulmamalıdır ki, gebelik ve doğum son derece normal bir olaydır ve bir kadının hayatındaki en önemli süreçlerden biridir.
Sağlıklı günler dileğiyle.