Dünyada ve ülkemizde en önemli sağlık problemlerinden biri olarak kabul edilen Hepatit B virüsü (HBV) ile Hepatit C virüsü (HCV), sirozun ve karaciğerde görülen kanserlerin en yaygın nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü dünyada 400 milyonun üzerinde insanda kronik Hepatit B (HBV) enfeksiyonu olduğunu ve bu virüsün yılda 300 binden fazla insanda karaciğer kanserine neden olduğunu bildirmiştir. Dünyada 2 milyar kişinin bir şekilde HBV ile karşılaştığı bilinmektedir. HBV ‘ün neden olduğu siroz, karaciğer kanseri gibi kronik ve akut komplikasyonlar sonucu yılda yaklaşık 2 milyon kişi ölmektedir.
Hepatit B virüsünün bulaşması virüsle enfekte kan veya vücut salgıları ile olan paranteral- perkutan yol, enfekte kişilerle cinsel olmayan yakınlık ile olan horizontal yol, cinsel ilişki veya enfekte anneden doğum yoluyla olan perinatal-vertikal yol ile olmaktadır. Hepatit B görülme sıklığı dünya genelinde farklı coğrafik bölgelerde düşük (%0,1-2), orta (%3-5) ya da yüksek (%10-20) düzeylerde görülebilmektedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık %5-6 kadarı HBV taşıyıcısıdır ve en az üçte biri HBV ile karşılaşmıştır. Ülkemizde ve Hepatit B aşısının kullanımının rutin olarak yapıldığı diğer ülkelerde sıklık giderek düşmektedir. Türkiye’de HCV görülme sıklığı %1-1.9 oranındadır, kronik karaciğer hastalıklarının etyolojisinde sıklığı artmaktadır.
HBV, HCV ve HIV için bulaş yollarından biri anneden bebeğe vertikal geçiştir. Enfekte anneden yenidoğana bulaşma nadiren gebelik sırasında, doğum esnasında veya doğum sonrası olabilmektedir. HBV ile enfekte annelerden doğan bebekler bağışıklama ile %90’dan oranda korunabilmektedir. HCV ile enfekte annelerde ise bebeğe bulaşma riski %5’den düşüktür ve bu bulaşmayı engellemek için özel bir korunma önerisi yoktur.
Hepatit B enfeksiyonu tüm bireylerde olduğu gibi gebe kadınlarda ve çocuklarında da akut ve kronik hepatit ve karaciğer sirozu gibi çeşitli klinik tablolara yol açabilmektedir. Ülkemizde görülen AIDS vakalarının %0.8’inin enfekte anneden bebeğe bulaş yoluyla geçtiği bilinmektedir. Hepatit C’nin anneden bebeğe bulaşmasını engelleyecek önlemlerin yararı günümüzde kanıtlanmamış olsa da HBV ve HIV için önlem alınabileceğinden bu viral enfeksiyonlar açısından gebelerin hamilelik dönemi boyunca taranması önerilmektedir. HIV pozitif gebelerde tanı konur konmaz gerekli tedaviye başlanması, normal doğum yerine sezaryen yapılması, çeşitli ilaçların verilmesi ve doğumdan sonra annenin bebeği emzirmemesi gibi önlemler alınabilir.
Hekimler de enfekte vücut sıvılarına maruz kalma ihtimalinin olduğu her işlemde HBV, HCV ve HIV enfeksiyonlarını göz önünde bulundurmalı ve kendilerini korumak için gerekli önlemleri almaya özen göstermelidirler.
Ülkemizde farklı bölgelerde farklı yıllarda yapılmış çalışmalarda HBsAg sıklığının giderek düşmesinde Hepatit B aşısının erişkinlerde de yapılmasının ve yaygınlaşmasının önemi büyüktür. Ülkemizde tüm yenidoğanlara 1998 yılının Ağustos ayından itibaren Hepatit B aşılama programı uygulanmaktadır ve bu nedenle ülkemizde Hepatit B taşıyıcılık oranlarının önümüzdeki yıllarda daha da belirgin azalacağı tahmin edilmektedir.
Sağlıklı günler dileğiyle...
Hepatit Virüsleri
Tayfun Güngör
Yorumlar