20. yüzyılın son çeyreği, dünya tarihinin gördüğü en trajik yıkımlardan birine sahne olurken; Doğu ile Batı’nın, Hristiyanlık ile İslam’ın, modernizm ile maneviyatın tam kesişim noktasında bir lider yükseldi. O, ne sadece bir devlet adamı, ne sadece bir asker ne de sadece bir filozoftu. Soykırımın, kuşatmanın ve küresel vurdumduymazlığın ortasında halkını bir arada tutan, cezaevi hücrelerinden devlet başkanlığına uzanan çizgide ahlakından bir milim taviz vermeyen Aliya İzzetbegoviç idi.

Halkının ona duyduğu sevgiyle "Bilge Kral" olarak andığı İzzetbegoviç; Avrupa’nın kalbinde soykırıma uğrayan Boşnak milletinin var olma mücadelesine liderlik ederken, aynı zamanda insanlığa savaşın en kanlı anında bile nasıl adil ve ilkeli kalınabileceğini öğretti. Bağımsız Bosna-Hersek’in kurucu cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in hayatını, özel dünyasını, cezaevi yıllarını, Bosna Savaşı’ndaki tarihi rolünü ve bilinmeyen detaylarını derinlemesine inceliyoruz.

OSMANLI'DAN 'GENÇ MÜSLÜMANLAR'A

Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925’te Bosna’nın kuzeyindeki Bosanski Šamac kasabasında doğdu. Ailesi, Osmanlı döneminde Belgrad’dan Bosna’ya göç etmiş ve köklü mirasa sahip bir aileydi. Büyükbabası Izet-beg, Üsküdar’da askerlik yaparken Sıdıka adında bir Türk hanımla evlenmişti. Yani Aliya’nın damarlarında aynı zamanda Türk kanı ve kültürü akıyordu.

  • Saraybosna Yılları: Çocuk yaşta ailesiyle Saraybosna’ya taşındı. Laik ve seküler eğitim veren bir lisede okumasına rağmen, gençlik yıllarından itibaren derin bir felsefi ve dini arayış içine girdi.

  • Genç Müslümanlar (Mladi Muslimani): Henüz 16 yaşındayken arkadaşlarıyla birlikte Boşnak Müslümanların kimliğini korumak ve dini/kültürel bilinci uyandırmak amacıyla Mladi Muslimani teşkilatını kurdu. İkinci Dünya Savaşı’nın kargaşasında bu örgüt, yoksullara yardım eden ve gençleri aşırı faşist ile komünist ideolojilerden koruyan bir direniş odak noktası oldu.

DÜŞÜNCE VE SİYASİ YÜKSELİŞ

Komünist Tito yönetimindeki Yugoslavya’da din ve kimlik bilinci savunucusu olmak bedel gerektiriyordu:

Aliya İzzetbegoviç 2

  • İlk Mahkûmiyet (1946): II. Dünya Savaşı sonrasında komünist rejim tarafından "dini propaganda yapmak" suçlamasıyla tutuklandı ve 3 yıl hapis yattı.

  • İslam Deklarasyonu ve 1983 Yargılaması: Saraybosna Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alıp avukatlık ve mühendislik yapan Aliya, 1970 yılında kaleme aldığı "İslam Deklarasyonu" adlı eseri nedeniyle 1983’te tekrar hedef oldu. Rejim, onu "radikal bir devlet kurmaya çalışmakla" suçlayarak 14 yıl hapis cezasına çarptırdı.

  • Özgürlüğe Kaçış: Zindanda geçirdiği yıllarda insan ruhunu, özgürlüğü ve felsefeyi sorguladığı ünlü eseri *"Özgürlüğe Kaçışım: Zindandan Notlar"*ı yazdı. 1988’de çıkan afla serbest kaldı.

  • SDA ve Cumhurbaşkanlığı: Doğu Bloğu’nun çöküşüyle 1990’da Demokratik Eylem Partisi’ni (SDA) kurdu. Yapılan ilk serbest seçimlerde Boşnak halkının ezici desteğini alarak Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı seçildi.

ATEŞ ÇEMBERİNDEKİ LİDER

Yugoslavya’nın dağılma sürecinde Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna’yı aralarında paylaşma hırsı, 1992 yılında yüzyılın en kanlı soykırımlarından birini başlattı.

Srebrenitsa ve Dayton Antlaşması (1995)

1995’te 8 binden fazla Boşnak erkeğin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı sonrasında, küresel aktörlerin baskısıyla ABD’de Dayton Barış Antlaşması masasına oturdu. Antlaşma Bosna’yı karmaşık bir bürokratik yapıya bölse de, Aliya’nın diplomasisi sayesinde bağımsız ve tanınmış tek bir Bosna-Hersek Devleti haritada tutundu.

ÖZEL HAYATI

Aliya İzzetbegoviç’in özel dünyası son derece mütevazı ve sadeydi:

Soner Olgun’dan kötü haber: Entübe edildi
Soner Olgun’dan kötü haber: Entübe edildi
İçeriği Görüntüle
  • Ailesi: Eşi Halida Hanım ile uzun ve meşakkatli bir ömür paylaştı; bu evlilikten Leyla, Sabina ve Bakir adında üç çocuğu oldu.

  • Eserleri: Hem Doğu hem Batı felsefesine hakim olan Aliya, "Doğu ile Batı Arasında İslam" eserinde İslam’ın bir dogma değil, insan doğasıyla uyumlu bütüncül bir yaşam biçimi olduğunu savundu.

  • Ahlaki Çizgisi: Siyaset yaparken dürüstlükten kopmadı. Düşmanlarının bile saygısını kazanan bir adalet anlayışına sahipti.

Aliya İzzetbegoviç 3

AZ BİLİNENLER

Dedesi Kırk Sırp'ın Hayatını Kurtardı

Aliya’nın baba tarafından dedesi olan Alija Izetbegović, Bosanski Šamac belediye başkanı iken, 1914’te Avusturya Arşidükü Ferdinand’ın öldürülmesinin ardından idam edilmek istenen 40 Sırp rehineyi kendi hayatını riske atarak kurtarmıştı. Yıllar sonra, II. Dünya Savaşı sırasında Çetnik Sırp komutanı Dragutin Keserović, Aliya’yı esir aldığında bu iyiliği unutmamış ve dedesinin hatırına Aliya’yı serbest bırakmıştır.

Takma Adı "LSB"

Tito döneminde fikirlerini dergilerde gizlice yayımlamak zorunda kalan Aliya, makalelerini üç çocuğunun (Leyla, Sabina, Bakir) baş harflerinden oluşan "LSB" müstear ismiyle kaleme alıyordu.

Görkemli Anıt Mezarı Reddetti

2003 yılında ölüm döşeğindeyken, devlet yetkililerinin kendisi için görkemli ve devasa bir anıt mezar projesi hazırladığını öğrendi. Derhal bu projeyi iptal ettirdi ve şu vasiyeti bıraktı: "Beni şehitlerimin arasına, mütevazı bir mezara gömün. Onlardan ayrı bir yerde yatmak istemem." Bugün naaşı Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’nde yoldaşlarının arasında yatmaktadır.

Erdoğan ile Son Görüşme

Aliya İzzetbegoviç, 19 Ekim 2003’te vefat etmeden hemen önce hastanede kendisini ziyaret eden son devlet adamı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı (günümüzde Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan oldu. Görüşmede Aliya'nın, "Bosna'mı Türkiye'ye, sizlere emanet ediyorum" sözü tarihe geçmiştir.

MİRASI

Aliya İzzetbegoviç’in Tarihe Kazınan Uyarısı: "Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir. Bizler nefretin kölesi olmayacağız; çünkü nefret edenler sonunda nefret ettikleri şeyin kopyasına dönüşürler."

Aliya İzzetbegoviç, sadece Bosna halkının bağımsızlığını kazanan bir lider değil; 20. yüzyılın karanlığında vicdanın, ahlakın ve yüksek insanlık değerlerinin sönmeyen meşalesi olmuştur.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz