Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde kaleme aldığı eserlerle ve geliştirdiği fikirlerle sadece Türk edebiyatına değil, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisine yön veren en önemli fikir insanlarından biri olan Ziya Gökalp, fikirleri asırlar boyunca tartışılan ve aydınlanan entelektüel bir devdir.

Mehmet Ziya adıyla Diyarbakır’da başlayan yaşamı; İttihat ve Terakki’nin meclislerinden Darülfünun kürsülerine, Malta sürgününden Ankara’nın yeni meclisindeki milletvekilliğine kadar trajik, çalkantılı ve bir o kadar da üretken bir fikir mücadelesiyle geçmiştir.

Toplumun köklerine inerek "Türk milleti nerede, nasıl bir uygarlık inşa etmelidir?" sorusuna yanıt arayan Gökalp’in hayatı, edebi kimliği, sosyolojik kuramları, etki alanları ve tarihin tozlu sayfalarında kalan az bilinen yönleri.

ÇALKANTILI BİR SERÜVEN

23 Mart 1876 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelen Mehmet Ziya, memur bir ailenin çocuğuydu. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Doğu ile Batı kültürünün kesiştiği bu serhat şehrinde hem klasik medrese eğitiminden geçti hem de Batı dillerindeki eserleri okuyarak entelektüel bir merak geliştirdi.

  • İstanbul Yılları ve Gizli Cemiyetler (1896): Veterinerlik eğitimi almak üzere İstanbul’a gelen Ziya, burada dönemin istibdat rejimine karşı gizli faaliyetler yürüten İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Bu siyasi faaliyetleri nedeniyle 1898 yılında tutuklanarak Taşkışla hapishanesinde yaklaşık bir yıl hapis yattı.

  • Diyarbakır’a Sürgün ve Uyanış (1900-1908): Hapisten sonra memleketi Diyarbakır’a sürgün edilen Ziya, buradaki uzun yıllarını yerel halkı gözlemleyerek, tasavvuf, felsefe ve sosyoloji kitapları devirerek geçirdi. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanına kadar süren bu dönem, onun "Ziya Gökalp" kimliğine evrileceği entelektüel laboratuvarı oldu.

  • Selanik ve İttihat ve Terakki Beyyni: Meşrutiyet’in ardından İttihat ve Terakki’nin merkez komitesine seçilen Ziya, partinin fikir merkezi olan Selanik’e yerleşti. Burada Genç Kalemler dergisinin çıkmasına öncülük ederek Türkçülük hareketinin manifestosunu kaleme aldı.

  • Malta Sürgünü (1919-1921): I. Dünya Savaşı’nın ardından İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürüldü. İki yıllık sürgün hayatı boyunca çalışmalarına ara vermedi; orada yazdığı sosyolojik tahliller daha sonra eserlerinin temelini oluşturdu.

  • Ankara ve Son Yılları: Yurda döndükten sonra Ankara’da Telif ve Tercüme Encümeni başkanlığı yaptı, 1923 yılında Diyarbakır milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Ancak yoğun çalışma temposu ve yıpratıcı yaşamı nedeniyle 25 Ekim 1924’te İstanbul’da vefat etti.

ÖZEL HAYATI

Ziya Gökalp, gösterişten uzak, sade, kitaplarla çevrili ve son derece alçakgönüllü bir özel hayat sürmüştür.

Ziya Gökalp 2

  • Evliliği ve Ailesi: Diyarbakır'da sürgündeyken amcasının kızı Vecihe Hanım ile evlendi. Bu evlilikten çocukları oldu ancak özel hayatında yaşadığı derin entelektüel yalnızlık, onu tamamen okumaya ve yazmaya yöneltti.

  • İntihar Teşebbüsü: Gençlik yıllarında, okuduğu felsefi eserlerin (özellikle materyalizm ve nihilizm) etkisiyle yaşadığı derin bunalım ve hayatın anlamsızlığı hissi nedeniyle kendi kafasına tabanca ile ateş ederek intihara teşebbüs etti. Mucizevi bir şekilde başından yaralı olarak kurtulduğu bu olay, onun felsefi krizlerden çıkıp Türk sosyolojisine yönelmesine vesile oldu.

'TÜRKLEŞMEK, İSLAMLAŞMAK, MUASIRLAŞMAK'

Ziya Gökalp’ın düşünce sistemi, Fransız sosyolog Émile Durkheim’ın sosyoloji ekolü ile Türk kültürel milliyetçiliğinin muazzam bir sentezidir. Ona göre bir milletin var olabilmesi için kültür ile medeniyet arasındaki farkın iyi anlaşılması gerekiyordu:

  • Kültür ve Medeniyet Ayrımı: Kültür (hars), bir millete has olan manevi değerler, gelenekler, dil ve din bütünüdür; milli ve yereldir. Medeniyet ise fen, teknoloji ve evrensel bilim birikimidir; uluslararasıdır. Gökalp’a göre Türk milleti "Türkleşmeli, İslamlaşmalı ve Muasırlaşmalı" (çağdaşlaşmalı) yani hem milli kimliğini korumalı hem İslam ümmetinin manevi değerleriyle barışık olmalı hem de Batı’nın teknolojisini ve bilimini almalıdır.

  • Hars (Kültür) ile Tenzih/İçtimaiyet: Toplumun bireylerden üstün bir "kolektif şuur"a (toplumsal vicdan) sahip olduğunu savunmuş, bireyciliği reddederek toplumsal dayanışmayı (harsî birlik) savunmuştur.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Ziya Gökalp, edebiyatı siyasi ve milli fikirleri halka aktarmanın en güçlü aracı olarak gördü. Özellikle Genç Kalemler dergisinde yayımladığı "Yeni Lisan" makalesiyle Türk edebiyatında devrim yarattı.

  • "Turan" ve "Kızıl Elma" Şiirleri: Milli edebiyat akımının en güçlü şiirlerini kaleme aldı. Aruz veznini bir kenara bırakarak hece veznini ve halkın konuştuğu yaşayan Türkçeyi benimsedi.

  • Dil Anlayışı: İstanbul Türkçesini esas alarak Arapça ve Farsça gramer kurallarının Türkçeden atılması gerektiğini savundu. Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem ile birlikte Yeni Lisan hareketinin beynini oluşturdu.

TÜRK SİYASETİ VE CUMHURİYET İÇİN ÖNEMİ

Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış zemininde "Osmanlıcılık" ve "İslamcılık" akımlarının devleti kurtaramayacağını görerek "Türkçülük" fikrini sistemli ve bilimsel bir temele oturtmuştur.

Ziya Gökalp 1

  • Atatürk’e ve Cumhuriyete İlham Kaynağı: Mustafa Kemal Atatürk, Ziya Gökalp’ın fikirlerinden, özellikle dil, kültür ve laik ulus-devlet anlayışından derinden etkilenmiştir. Atatürk’ün "Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygumun babası Namık Kemal, fikir babamsa Ziya Gökalp’tır" sözü, Gökalp’ın Cumhuriyet ideolojisindeki yerini özetler.

  • Harf ve Dil Devrimlerinin Temeli: Gökalp’ın Türkçenin sadeleştirilmesi ve halk diline dönülmesi yönündeki tezleri, gelecekteki Harf Devrimi ve Dil Devrimi’nin fikri altyapısını oluşturmuştur.

    Soner Olgun’dan kötü haber: Entübe edildi
    Soner Olgun’dan kötü haber: Entübe edildi
    İçeriği Görüntüle

ETKİLEDİĞİ KİŞİLER

Ziya Gökalp, arkasında bıraktığı devasa eserlerle Türk aydınlanmasının merkez üssü olmuştur:

  • Mustafa Kemal Atatürk: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu.

  • Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem: Genç Kalemler ekibi ve edebiyatta millileşme öncüleri.

  • Mehmet Emin Yurdakul: "Ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur" diyerek milli şuur uyandıran şair dostu.

  • Köprülüzade Mehmet Fuat: Türk edebiyat tarihi ve sosyolojisinin kurucu isimlerinden biri olan öğrencisi.

AZ BİLİNENLER

1. Türkiye’nin İlk Sosyoloji Profesörü

Ziya Gökalp, 1912 yılında İstanbul Darülfünun’unda (İstanbul Üniversitesi) Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye’nin ilk sosyoloji profesörü unvanıyla dersler vermeye başlamıştır. Üniversitede "İçtimaiyat" (Sosyoloji) kürsüsünü kurmuştur.

2. Gençlik Yıllarındaki İntihar Girişimi ve İzleri

Gencin yaşlarında yaşadığı felsefi bunalım sırasında tabancayla intihara teşebbüs ettiğinde kurşun kafatasına saplanmış, doktorlar ameliyatın çok riskli olduğunu söyleyerek kurşunu çıkarmamıştır. Ziya Gökalp ömrünün sonuna kadar kafasında o kurşunla yaşamak zorunda kalmış, yakın arkadaşları onun başındaki bu izden sıkça bahsetmiştir.

3. Malta’da Yazılan "Türkçülüğün Esasları"

İngilizler tarafından Malta’ya sürüldüğünde oradaki diğer Türk aydınlarıyla birlikte (Ali Kemal’in babalığı vb. hariç, İttihatçı sürgünlerle) tecrit altında tutulmuştu. Sürgün günlerinde karamsarlığa kapılmak yerine Türk milliyetçiliğinin başyapıtı olan "Türkçülüğün Esasları" kitabını bu hapishane odasında kaleme almıştır.

4. Şiirlerinde Kullandığı Mahlas: "Demir"

Ziya Gökalp, edebi yazılarının yanı sıra milli duyguları coşturan şiirler de yazmış; bazı şiir ve yazılarında demir madeninin Türk tarihindeki (Ergenekon) kutsallığına atıfta bulunarak "Demir" mahlasını kullanmıştır.

Ziya Gökalp; imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinde kalemiyle, fikriyle ve ilmiyle bir milletin kimlik inşasını sırtlayan, Türk düşünce tarihinin silinmez koca bir çınarıdır.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz