Yol yürüyenin ayakkabısı bellidir. Hele bir de toprak yola basıyorsa... Bastığı yerin hakkını verir, yürüdüğü yolun da.
Ankara’nın taş kaldırımlarında, şimdi sadece birkaç dükkânda izine rastlanan ama vaktiyle her mahallenin ihtiyacını karşılayan bir zanaat vardı: Yemeni ustalığı. Bugün çoğu insanın kulağına yalnızca nostaljik bir kelime gibi gelse de, Ahilik geleneğinde Yemeni, yalnızca bir ayakkabı değil, bir ahlak ve tevazu göstergesiydi.

Yemeni, deriden yapılan, içi dışı doğal malzeme olan, ayağı terletmeyen, toprağa zarar vermeyen, gösterişsiz ama sağlam bir ayakkabıdır. Kırmızı, kahverengi ve siyah tonlarında olurdu. Genellikle çarıkla karıştırılır ama çarık daha ilkel, daha dağ köylüsünün giydiğidir. Yemeni ise ustalığın ve sabrın şehirli hâlidir. Özellikle Ankara’nın Tahtakale çevresi, bu işin kalbiydi.

Bir Ahi ustasının elinden çıkmış bir Yemeni, sahibine sadece yürüme konforu değil, duruş kazandırırdı. Usta, ayakkabıyı ölçerek yapar, ayağı kavrayacak ama sıkmayacak biçimde keser, dikimini elde yapar, çivilemezdi. Çünkü çivi ayakta soğuk yapardı. Her dikiş bir dua gibiydi. Usta, “ayakta sebat edesiye kadar dikilir” derdi.

Ahiliğin özünde, zanaat bir terbiye yoluydu. Ve Yemeni ustaları bu terbiyeyi ayağın edebiyle öğretirdi. “Ayağını nereye koyarsan, kaderin oraya gider” diyen ustalar vardı. Bu yüzden çocuklarına ilk Yemeni'yi kendileri yapar, ilk giydirdikleri ayakkabının tabanına küçük bir dua dikerlerdi.

Zeyahlar arasında şöyle bir söz dolaşırdı:
“Ayağın eğriyse yolun da eğridir.”

Ve bu yüzden iyi bir ayakkabıcının eli değil, niyeti sağlam olmalıydı.

Ankara’da zamanla plastik tabanlı ayakkabılar, seri üretim makineleri bu ustalığın yerini aldı. Bugün sadece Hamamönü civarında birkaç atölyede Yemeni izlerine rastlayabilirsin. Ama dikkatli bakarsan, hâlâ el yapımı dikişin izi o deride durur. Ve o iz, bir medeniyetin ayak sesi gibidir: Sessiz, kararlı ve yüzyıllardır toprağa sadık.

Yemeni ustalığı, bir ayağı toprağa, bir ayağı ahlaka bastırır. Bu yüzden unutulmamalıdır. Çünkü ayakta kalan toplumlar, ayaklarındaki emeği unutmayanlardır.