Tam kırk yıl önce bugünlerde, Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov, demir perdeyi içeriden aralamaya başlayacak olan o tılsımlı kelimeyi dünya literatürüne kazandırıyordu: Glasnost.
Aslında sistemi kurtarmak için bir "can suyu" olarak tasarlanan bu şeffaflık politikası, beklenenin aksine devasa bir imparatorluğu temellerinden sarsan ve nihayetinde yıkan bir çığa dönüştü.
SÖZÜN ÖZGÜRLEŞMESİ
Rusça bir terim olan Glasnost, sözlük anlamıyla "açıklık" veya "şeffaflık" demektir.
- Neden Ortaya Çıktı? 1980’lerin ortasında Sovyetler Birliği; ekonomik durgunluk, bürokratik hantallık ve yolsuzluk kıskacındaydı. Gorbaçov, ekonomiyi yeniden yapılandırmak (Perestroyka) için önce halkın sisteme güvenmesi ve sorunları korkmadan konuşabilmesi gerektiğini biliyordu.
- Resmi İlan: Terim, 1986 yılındaki Sovyetler Birliği Komünist Partisi 27. Kongresi'nde merkezi bir politika olarak dünyaya duyuruldu.
ÇERNOBİL VE FELAKET
Glasnost’un kağıt üzerindeki bir vaatten zorunlu bir uygulamaya dönüşmesi, Nisan 1986’daki Çernobil Nükleer Faciası ile oldu.
Başlangıçta olayı gizlemeye çalışan Sovyet yönetimi, radyoaktif bulutlar Avrupa’ya ulaşınca büyük bir baskıyla karşılaştı. Gorbaçov, kapalı kapılar ardında devlet yönetmenin artık imkansız olduğunu anladı. Çernobil, Glasnost’un "ateşle imtihanı" oldu; sansür gevşedi ve devlet ilk kez kendi hatalarını televizyonda tartışmaya başladı.
TOPLUMSAL SONUÇLARI
Glasnost, Sovyet insanının on yıllardır süren "fısıltı" kültürünü sona erdirdi:
- Basın ve Edebiyat: Yasaklı kitaplar (Soljenitsin’in eserleri gibi) basılmaya başlandı. Gazeteler, yolsuzlukları ve devletin başarısızlıklarını manşetlerine taşıdı.
- Tarih ile Yüzleşme: Stalin döneminin karanlık sayfaları, toplu mezarlar ve siyasi cinayetler ilk kez devlet televizyonlarında tartışıldı. Bu durum, rejimin meşruiyetine vurulan en büyük darbeydi.
- Din ve İnanç: Kiliseler ve camiler üzerindeki baskılar hafifledi, dini bayramlar daha özgürce kutlanmaya başlandı.
İMPARATORLUĞUN DAĞILMASINA ETKİSİ
Gorbaçov, insanların sistemi "iyileştirmek" için konuşacağını sanmıştı; ancak insanlar sistemi "bitirmek" için konuşmaya başladı.
- Milliyetçiliğin Uyanışı: Şeffaflık ortamı, Baltık ülkelerinden Kafkasya’ya kadar birçok cumhuriyette bastırılmış milliyetçilik duygularını tetikledi. "Madem her şeyi konuşabiliyoruz, o halde bağımsızlığımızı da konuşalım" sesleri yükseldi.
- Merkezi Otoritenin Kaybı: Eleştiriler sadece yerel yöneticileri değil, bizzat Komünist Parti’nin varlığını hedef almaya başlayınca Moskova kontrolü kaybetti.
- Korku Duvarının Yıkılışı: KGB’nin ve sansürün eski gücünü yitirmesiyle, halk sokaklara döküldüğünde artık geri dönüş yolu kalmamıştı.
AZ BİLİNENLER
- "Pizza Hut" Reklamı: Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka ile getirdiği özgürlüklerin bir sembolü olarak, Sovyetler dağıldıktan sonra bir Pizza Hut reklamında oynamıştır. Reklamda halk, "Gorbaçov sayesinde pizza yiyebiliyoruz" diye tartışmaktadır.
- Yasaklı Filmlerin Dönüşü: Yıllarca tozlu raflarda bekletilen "Vasiyet" (Repentance) gibi totaliter rejimi eleştiren filmler, Glasnost sayesinde milyonlarca kişiye ulaştı ve halkın zihnindeki devrim ateşini körükledi.
- Bürokrasi Direnişi: Gorbaçov, Glasnost'u aslında kendisine direnen muhafazakar parti bürokratlarını halkın gücüyle "ezmek" için bir silah olarak kullanmak istemişti. Yani şeffaflık, başlangıçta bir demokrasi aşkından ziyade bir siyasi taktikti.
- Rock Müzik: Sovyet gençliği, Glasnost sayesinde Batılı rock gruplarıyla (Scorpions'un meşhur Wind of Change şarkısı bu dönemi anlatır) ve yerli muhalif rock sanatçılarıyla (Viktor Tsoy gibi) kitlesel olarak tanıştı.
Glasnost, bir imparatorluğu kurtarmak için açılan bir pencereydi; ancak o pencereden giren fırtına bütün evi yıktı. Bugün Gorbaçov’un mirası, kimileri için "özgürlüğün kapısını açan bir cesaret", kimileri içinse "dünya gücü bir devleti yıkan bir stratejik hata" olarak tartışılmaya devam ediyor.