Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi tarihine adını altın ve bir o kadar da fırtınalı harflerle yazdıran, ülkenin ilk ve tek kadın başbakanı Tansu Çiller, modern Türk siyasetinin en çok konuşulan simalarından biri olmaya devam ediyor.
1990’ların başında akademisyen kimliğiyle girdiği meclis koridorlarında jet hızıyla yükselen, ekonomi profesörlüğünden ülkenin zirvesine tırmanan Çiller, hem aldığı radikal kararlarla hem de Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerine vurduğu damgayla hafızalarımızdaki yerini koruyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nin amfilerinden Başbakanlık konutuna uzanan, Kardak krizinden terörle mücadelenin en sert yıllarına, 28 Şubat sürecinden siyasete vedasına kadar Tansu Çiller’in ezber bozan hayat hikayesini tüm detaylarıyla inceliyoruz.
İSTANBUL ELİTİNDEN BOĞAZİÇİ AMFİSİNE
1946 yılında İstanbul’da doğan Tansu Çiller, köklü ve bürokrat bir ailenin tek çocuğuydu. Babası Hüseyin Necati Çiller, Bilecik Valiliği de yapmış kıdemli bir devlet memuruydu.

- Eğitimde Zirve: Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde New Hampshire Üniversitesi'nde yüksek lisans, saygın Connecticut Üniversitesi'nde ise doktora derecesini tamamladı.
- En Genç Profesör: Türkiye’ye döndükten sonra akademik basamakları hızla tırmandı. 1983 yılında, henüz 37 yaşındayken Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi profesörü unvanını aldı. Bu dönemde hazırladığı alternatif ekonomi raporları ve parlak zekasıyla iş dünyasının ve siyasi liderlerin dikkatini çekmeye başladı.
JET HIZIYLA YÜKSELİŞ
Tansu Çiller’in aktif siyasete girişi, dönemin Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Süleyman Demirel’in davetiyle 1990 yılında gerçekleşti.
- Ekonominin Başına Geçiş: 1991 seçimlerinde İstanbul Milletvekili olarak meclise girdi ve DYP-SHP koalisyon hükümetinde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı oldu.
- Tarihi Dönüm Noktası (1993): Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı üzerine Süleyman Demirel Çankaya Köşkü’ne çıktı. DYP Genel Başkanlığı için koltuk boşaldığında, Çiller erkek egemen siyaset arenasındaki tüm kurt politikacıları geride bırakarak genel başkan seçildi.
- Zirve: 25 Haziran 1993 tarihinde kabineyi kurarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek kadın başbakanı oldu. Bu adım, Türk kadınının modernleşme ve yönetimdeki temsili açısından küresel çapta bir yankı uyandırdı.
FIRTINALI BAŞBAKANLIK
Çiller’in başbakanlık dönemi (1993-1996), Türkiye tarihinin askeri, ekonomik ve siyasi açıdan en zorlu virajlarından birine denk geldi.

Terörle Mücadelede "Demir Yumruk"
Çiller, göreve gelir gelmez terörle mücadele stratejisini tamamen değiştirdi. Savunma pozisyonundan "alan hakimiyeti ve taarruz" konseptine geçildi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ile kurduğu tam uyum sayesinde TSK, PKK’ya karşı tarihinin en kapsamlı operasyonlarını yürüttü. Çiller'in bu dönemdeki "Ya bitecek, ya bitecek!" sözü dönemin mottosu haline geldi.
5 Nisan Kararları (1994)
Ekonomideki dengesizlikler ve bütçe açıkları, 1994 yılının başında tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birini tetikledi. Türk lirası bir gecede devasa değer kaybetti. Çiller, ekonomiyi düzlüğe çıkarmak için IMF destekli, Cumhuriyet tarihinin en kemer sıkı politikalardan biri olan 5 Nisan Kararları'nı uygulamaya koydu.
Gümrük Birliği ve Kardak Krizi
- Avrupa ile Entegrasyon: 1995 yılında Türkiye, Çiller’in yoğun diplomatik çabalarıyla Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzaladı.
- Kardak Operasyonu (1996): Ege Denizi'ndeki Kardak Kayalıkları’na Yunan askerlerinin bayrak dikmesi üzerine Çiller, askeri seçeneği masaya koydu. "O asker gidecek, o bayrak inecek!" talimatıyla Türk SAT komandoları kayalıklara operasyon düzenledi ve kriz Türkiye'nin kararlılığıyla çözüldü.
ÇALKANTILI VEDA
1995 seçimlerinin ardından Çiller, Türk siyasetinde dengeleri altüst eden bir hamleyle Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi ile REFAHYOL koalisyonunu kurdu ve Başbakan Yardımcısı ile Dışişleri Bakanı olarak görev aldı.

Bu koalisyon, Türkiye’yi kutuplaşmaya ve askerin siyasete muhtıra verdiği 28 Şubat (1997) sürecine taşıdı. Yaşanan siyasi krizlerin ve post-modern darbe baskılarının ardından hükümet istifa etmek zorunda kaldı. 2002 genel seçimlerinde baraj altında kalan DYP'nin genel başkanlığından istifa eden Çiller, aktif siyaset sahnesinden tamamen çekilerek köşesine çekildi.
SIRADIŞI ÇİLLER AİLESİ
Tansu Çiller'in özel hayatı, Türk toplum yapısı için o döneme kadar alışılagelmişin dışındaydı.
- Özer Çiller ile Evlilik: 1963 yılında Özer Uçuran ile evlendi. Evliliklerinde alışılmışın dışına çıkan çok ilginç bir detay yaşandı: Özer Bey, eşinin soyadını alarak Özer Çiller oldu. Özer Çiller, Türkiye'nin ilk "First Gentleman"ı (Başbakan Eşi) olarak tarihe geçti ve eşine siyasi kariyerinde her zaman büyük lojistik ve stratejik destek sağladı. Çiftin Mert ve Berk adında iki oğlu oldu.
AZ BİLİNENLER
- "Çillerizmler" (Siyasi Potlar): Tansu Çiller’in Türkçeyi Amerikan aksanıyla ve bazen kelimeleri karıştırarak konuşması, siyasi literatüre "Çillerizm" kavramını kazandırdı. Samsunlulara "Samsun’u il yapacağız", halka "Cenab-ı Allah'ı size emanet ediyorum", Akdeniz için "Ak zambaklar ülkesi" demesi ve grupta "Meclis'te anasını satayım" ifadesini kullanması, dönemin mizah programlarının en büyük malzemesi olmuştu.
- Sarışın Güzel Kadın Şifresi: PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından önce örgüt içi telsiz konuşmalarında ve militanların kayıtlarında, Başbakan Tansu Çiller için telsiz kodu olarak "Sarışın Güzel Kadın" ifadesini kullandıkları ortaya çıkmıştı. Örgüt, onun amansız operasyonlarından çekindiği için bu kod adla gizli emirler iletiyordu.

- Zırhlı Etek İddiası: Terörle mücadelenin en sıcak günlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerine sık sık askeri helikopterlerle ziyaretler gerçekleştiren Çiller'in, güvenlik gerekçesiyle eteklerinin içine kurşun geçirmez özel kumaşlar (kevlar ekler) diktirdiği uzun süre konuşulmuştu.
- "Sıfır" Mal Varlığı Tartışması: Siyasete girdiği dönemde eşi Özer Çiller ile birlikte Türkiye'nin en zengin çiftlerinden biri olan Çiller ailesinin ABD'deki gayrimenkulleri ve mal varlıkları muhalefet tarafından sık sık meclis soruşturmalarına konu edildi. Çiller, bu iddialara karşı mal varlığının önemli bir kısmını şehit ailelerine bağışlayacağını açıklamıştı.
Tansu Çiller, kimilerine göre 90'lı yılların ekonomik istikrarsızlığının ve siyasi kutuplaşmalarının baş mimarlarından biri, kimilerine göre ise terörün belini kıran, dış politikada taviz vermeyen bir "Türk Demir Leydisi" idi. Ancak ne olursa olsun, hırslı, pes etmeyen karakteri ve bıraktığı izlerle Türkiye’nin modern tarihinde asla silinmeyecek bir figür olarak yerini koruyor.



