Türk siyasi tarihinin en gerilimli ve "darbe içinde darbe" girişimi olarak nitelendirilen 22 Şubat Ayaklanması'nın üzerinden tam 64 yıl geçti.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra suların durulmadığı Ankara'da, o gece ordu ikiye bölünmüş; tanklar bu kez seçilmiş bir hükümete değil, doğrudan askeri hiyerarşinin kendisine ve Meclis'e karşı harekete geçmişti.
'YARIM KALAN DEVRİM'
1960 darbesinden sonra kurulan Milli Birlik Komitesi (MBK) yönetimi sivil idareye bırakmış ve 1961 seçimleri yapılmıştı. Ancak ordu içindeki bir grup subay, sivil siyasetin "darbenin kazanımlarını yok edeceğini" düşünüyordu.
- Tasfiyelere Tepki: Genelkurmay, ordu içindeki radikal grupları dağıtmak için başta Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir olmak üzere bazı subayların tayinini çıkarmıştı.
- "Cunta" Kültürü: Silahlı Kuvvetler Birliği (SKB) içindeki radikal kanat, parlamenter sistemin Türkiye'ye "bol geldiğini" ve ordunun denetimi elinde tutması gerektiğini savunuyordu.
ANKARA'DA DÜELLO
22 Şubat günü, Talat Aydemir kendisine tebliğ edilen tayin kararını reddederek isyan bayrağını açtı. Ankara sokakları kısa sürede hareketlendi:
- Harp Okulu Direnişi: Kara Harp Okulu öğrencileri tamamen Aydemir'in kontrolündeydi. Okul binası isyanın karargahı oldu.
- Tanklar Sokakta: Aydemir’e bağlı birlikler Ankara'nın stratejik noktalarını (Radyoevi dahil) kontrol altına aldı. Hatta bir ara Çankaya Köşkü isyancı birlikler tarafından sarıldı. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, isyanı bastırmak için yoğun bir telefon ve diplomasi trafiği yürüttü.
- Hava Kuvvetleri’nin Rolü: İsyanın kaderini Hava Kuvvetleri belirledi. Hava kuvvetleri hükümetin yanında durarak isyancı birliklerin üzerine jet uçurunca, Aydemir’in psikolojik üstünlüğü sarsıldı.
İNÖNÜ SATRANCI
Başbakan İsmet İnönü, tecrübeli bir asker ve siyasetçi olarak kan dökülmesini istemiyordu. İsyancılara tarihi bir teklif sundu: "Teslim olun, cezalandırılmayacaksınız."
- Pazarlık: Aydemir, gece yarısından sonra durumun aleyhine döndüğünü anlayınca, arkadaşları ve öğrencilerinin zarar görmemesi şartıyla teslim olmayı kabul etti.
- Sonuç: İsyan başladığı gibi sessizce sona erdi. Talat Aydemir ve ekibi emekli edildi, Harp Okulu öğrencileri ise memleketlerine gönderildi. O gece tek bir mermi atılmadan büyük bir kriz aşılmıştı.
AZ BİLİNENLER
-
"Radyoevi Baskını": İsyancılar Ankara Radyosu'nu ele geçirip bildiri okumaya çalıştılar. Ancak hükümet yanlısı teknik ekip, vericileri bozarak isyancıların sesinin tüm Türkiye'ye yayılmasını engelledi. Bu, Türkiye tarihindeki ilk "medya engelleme" taktiklerinden biridir.
-
"Talat Abimiz": Harp Okulu öğrencileri Talat Aydemir’e o kadar bağlıydı ki, tayin haberini duyduklarında okulun bahçesinde "Ölmek var, dönmek yok" sloganları atmışlardı.
- İkinci Girişim: Talat Aydemir uslanmadı. 22 Şubat’ta affedilip emekli edildikten sonra, 21 Mayıs 1963’te ikinci bir darbe girişiminde daha bulundu. Ancak bu kez İnönü affetmedi; Aydemir yargılanarak idam edildi.
- Harp Okulu'nun Kapatılması: 22 Şubat olaylarından sonra Kara Harp Okulu bir süreliğine kapatıldı ve eğitim düzeni tamamen değiştirildi.
SONUÇ
22 Şubat 1962, Türkiye’de "emir-komuta zinciri" dışındaki cuntaların ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi.
- Hiyerarşi Kazandı: Genelkurmay Başkanlığı’nın ordu üzerindeki otoritesi pekişti.
- İnönü’nün Karizması: İsmet Paşa, darbecilere karşı parlamentoyu savunarak sivil siyasetin ömrünü uzattı.
- Anayasa Mahkemesi: Bu tür askeri müdahalelerin hukuksuzluğunu denetleyecek mekanizmaların önemi anlaşıldı.
22 Şubat, Türk demokrasisinin "ucuz atlatılan" kazalarından biridir. O gece Harp Okulu koridorlarında yükselen ayak sesleri, sivil siyasetin asker üzerindeki denetiminin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.