Yaşasaydı bugün 65. doğum gününü kutlayacak olan, sadece İngiliz kraliyet ailesinin değil, dünya kitle kültürünün de çehresini sonsuza dek değiştiren bir ikonun, Galler Prensesi Diana’nın aziz hatırası hâlâ taze. 29 yıl önce Paris’te loş bir tünelde noktalanan o kısa ama fırtınalı ömür, aristokrat bir genç kızın trajik bir peri masalına, ardından da saray duvarlarını yıkan küresel bir insani yardım elçisine dönüşmesinin epik hikayesidir.
Kraliyetin asırlık protokollerini samimiyetiyle esneten, Aids'li bir hastanın elini sıkarak tabuları yıkan, mayın tarlalarında yürüyerek dünyayı sarsan ve fırtınalı evliliğiyle Buckingham Sarayı’nı sallayan Diana Frances Spencer’ın doğumu, eğitimi, evliliği, boşanması ve ölümünün perde arkasını detaylı bir haber dosyasıyla inceliyoruz.
ARİSTOKRAT BİR SOYAĞACI
Sanılanın aksine Diana Spencer, kraliyet ailesine katılan sıradan bir halk kızı ("Külkedisi") değildi. Kökenleri Kral II. Charles’a kadar uzanan, İngiltere'nin en köklü ve zengin aristokrat ailelerinden biri olan Spencer hanedanına mensuptu.
- Parçalanmış Bir Çocukluk (1961): 1 Temmuz 1961'de Sandringham'da doğdu. Henüz 7 yaşındayken anne ve babasının fırtınalı bir şekilde boşanması, onda hayatı boyunca taşıyacağı derin bir terk edilme korkusu ve duygusal boşluk bıraktı.
- Akademik Başarısızlık ve Çocuk Bakıcılığı: Eğitim hayatında parlak bir öğrenci değildi; bitirme sınavlarının hiçbirinde başarı gösteremedi. Ancak müzik, dans ve yüzmede oldukça yetenekliydi. İsviçre'deki bir bitirme okulundan (Alpin Videmanette) ayrıldıktan sonra Londra'ya taşındı. Prens Charles ile nişanlanmadan hemen önce, Londra'daki Young England Kindergarten adlı yuvada saatliği birkaç pounda çocuk bakıcılığı ve anaokulu öğretmenliği yapıyordu.
YÜZYILIN DÜĞÜNÜ
Prens Charles, başlangıçta Diana'nın ablası Sarah ile flört ediyordu. Ancak 1980 yılında bir kır gezisinde Diana'nın zarafeti ve utangaç tavırları kraliyetin ve Charles'ın dikkatini çekti. Kraliçe II. Elizabeth için Diana; temiz geçmişi, aristokrat kökeni ve uysal yapısıyla mükemmel bir "geleceğin kraliçesi" adayıydı.

- 29 Temmuz 1981: Dünya genelinde tam 750 milyon insanın televizyon ekranlarından canlı izlediği, Londra'daki Aziz Paul Katedrali'ndeki o görkemli düğünle Diana, Galler Prensesi oldu.
- "Bu Evlilikte Biz Üç Kişiydik": Evliliğin ilk günlerinden itibaren Diana, eşi Charles'ın eski sevgilisi Camilla Parker Bowles ile olan bağını koparmadığını fark etti. Bu durum, Diana'da ağır depresyona, hamileliği sırasında intihar girişimlerine ve uzun yıllar mücadele edeceği bulimia (yeme-kusma bozukluğu) hastalığına yol açtı. Prens William (1982) ve Prens Harry'nin (1984) doğumları bile evlilikteki çatlağı kapatamadı.
SARAY DUVARLARINI YIKAN GÜÇ
Diana, mutsuz özel hayatının yarattığı boşluğu dünyadaki mazlumlara ve çaresizlere yardım ederek doldurmaya karar verdi. Onu "Halkın Prensesi" yapan şey, kraliyetin o soğuk ve mesafeli "beyaz eldivenli" hayırseverlik anlayışını yıkmasıydı.
- Tarihi Değiştiren El Sıkışma (1987): 1980'lerin sonunda HIV/AIDS virüsü tüm dünyada büyük bir korku ve dışlanma dalgası yaratmıştı. İnsanlar hastaların elini sıkmaktan bile çekiniyordu. Diana, Londra'daki bir hastanede HIV pozitif bir hastanın elini eldivensiz bir şekilde sıkarak kameralara gülümsedi. Bu tek bir kare fotoğraf, hastalığın dokunmayla bulaşmadığını dünyaya anlatan en büyük tıbbi felaket farkındalığı oldu.
- Mayın Tarlalarında Bir Prenses (1997): Ölümünden kısa süre önce Angola ve Bosna'daki aktif kara mayını tarlalarında, koruyucu yeleğiyle yürüdü. Bu hamlesi uluslararası siyaseti sarstı ve ölümünden aylar sonra imzalanan Ottawa Kara Mayınlarının Yasaklanması Antlaşması’nın en büyük itici gücü oldu.
BOŞANMA VE MEDYA KUŞATMASI
1992 yılına gelindiğinde evlilik tamamen çökmüştü ve çift resmen ayrıldı. Ancak asıl bomba 1995 yılında patladı.
- BBC Panorama Röportajı (1995): Diana, kraliyetten gizli olarak BBC gazetecisi Martin Bashir'e sarayın koridorlarını sarsan o meşhur röportajı verdi. Canlı yayında "Bu evlilikte biz üç kişiydik, yani biraz kalabalıktı" diyerek Charles'ın ihanetini, kendi sadakatsizliklerini ve saray bürokrasisinin kendisine uyguladığı psikolojik baskıları itiraf etti.
- Unvanın Geri Alınması (1996): Kraliçe'nin doğrudan talimatıyla çift 1996'da resmen boşandı. Diana’nın elinden "Ekselansları" (Her Royal Highness) unvanı alındı. O artık sadece "Galler Prensesi Diana" idi ancak halkın gözündeki unvanı çoktan taçtan daha büyük hale gelmişti.
PARİS'TE KARANLIK GECE
Boşanmanın ardından Diana, ünlü iş insanı Muhammed El Fayed’in oğlu Dodi Al Fayed ile bir ilişkiye başladı. Çift, medyanın ve paparazzilerin amansız takibi altındaydı.

31 Ağustos 1997 gecesi, Paris’teki Ritz Otel'den çıkan çift, kendilerini takip eden fotoğrafçı ordusundan (paparazzi) kaçmak için hızla uzaklaştı. Henri Paul yönetimindeki Mercedes marka araç, Alma Tüneli içinde kontrolden çıkarak beton bir sütuna saatte yaklaşık 105 km hızla çarptı. Dodi Al Fayed ve sürücü olay yerinde öldü. Ağır yaralanan Diana ise kaldırıldığı hastanede sabahın ilk saatlerinde hayata gözlerini yumdu.
AZ BİLİNENLER
Gelinliğindeki Gizli Mesaj ve Yaşanan Kaza
Diana'nın düğününde giydiği, 7.6 metre kuyruğu olan efsanevi gelinliğin tasarımcıları Elizabeth ve David Emanuel, gelinliğin içine uğur getirmesi için 18 karatlık altından yapılan, elmaslarla süslü küçük bir at nalı dikmişlerdi. Ayrıca Diana, düğün heyecanından ötürü Charles'ın adını karıştırarak ona babasının ismiyle "Philip Charles Arthur George" şeklinde hitap etmişti.
Çizgili Duvar Kağıdı ve Rock Yıldızı Dostlukları
Diana, saray yaşamının kasvetinden kaçmak için popüler kültürün yıldızlarıyla yakın dostluklar kurardı. Elton John, Freddie Mercury, George Michael ve Gianni Versace onun en yakın sırdaşları arasındaydı. Bir rivayete göre Freddie Mercury, Diana'yı tanınmaması için erkek kılığına sokarak Londra'daki marjinal bir gay kulübüne eğlenmeye götürmüştü.
Modayı Bir Silah Olarak Kullanmak: "İntikam Elbisesi"
1994 yılında Prens Charles, televizyonda Camilla ile olan ilişkisini halka itiraf ettiği gece, Diana sergilenecek en güçlü duruşu seçti. O gece Vanity Fair partisine, kraliyet protokollerine tamamen aykırı olan, omuzları açıkta bırakan, dar, siyah bir tasarım giyerek katıldı. Ertesi gün tüm gazeteler Charles'ın itirafını değil, Diana'nın bu büyüleyici görüntüsünü manşet yaptı. Bu ikonik kıyafet moda tarihine "İntikam Elbisesi" (The Revenge Dress) olarak geçti.
Ölüm Tünelindeki Kurtarılamayan Detay: Emniyet Kemeri
Paris'teki o feci kazadan tek kurtulan kişi, çiftin koruması Trevor Rees-Jones oldu. Rees-Jones'un hayatta kalmasının tek sebebi, araçtaki emniyet kemerini takan tek kişi olmasıydı. Diana ve Dodi kemerlerini takmamışlardı. Adli tıp raporları, arka koltukta oturan Diana'nın kemerinin takılı olması durumunda bu kazadan sağ kurtulma ihtimalinin yüzde 90'ın üzerinde olduğunu ortaya koydu.
Diana, sarayın soğuk mermer koridorlarında aradığı sevgiyi bulamadı belki ama o sevgiyi dünyanın en ücra köşelerindeki muhtaç insanlara vererek ölümsüzleşti. Bugün oğulları Prens William ve Prens Harry’nin modern duruşlarında, eşi Charles'ın taht dönemindeki kraliyet reformlarında hâlâ onun bıraktığı o asil, cesur ve asi mirasın izleri okunuyor.




