Türk havacılık tarihinin en cesur, en mukaddes ve aynı zamanda en trajik sayfalarından biri, 1964 yılının sıcak bir Ağustos gününde Akdeniz semalarında yazıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet dönemindeki ilk hava harp şehidi olan Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, Rum çetelerinin Erenköy’de Türk köylerine yönelik başlattığı katliamı durdurmak için havalanan filonun başındaydı.
Uçağı vurulduktan sonra paraşütle Rum kontrolündeki bölgeye inen Topel, esir alındıktan sonra uluslararası savaş hukukunu ve insanlık onurunu ayaklar altına alan ağır işkencelere maruz bırakılarak şehit edildi. Onun gösterdiği eşsiz cesaret ve uğradığı feci akıbet, Türkiye’nin Kıbrıs davasındaki kararlılığını perçinleyen ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na giden yolu döşeyen en büyük mihenk taşlarından biri oldu.
Cengiz Topel’in çocukluğundan askeri tırmanışına, Erenköy direnişindeki tarihi rolünden işkence edilerek şehit edilişinin perde arkasına, ailesinin duruşundan adı etrafında ölümsüzleşen mirasına kadar tüm detayları kaleme alıyoruz.
YETİM BİR ÇOCUKTAN GÖKYÜZÜ KURDUNA
Cengiz Topel, 2 Eylül 1934 tarihinde Trabzon’da dünyaya geldi. Babası Tekel tütünü eksperlerinden Kastamonulu Ömer Bey, annesi ise Mebuse Hanım’dır. Dört çocuklu ailenin üçüncü evladı olan Cengiz, henüz beş yaşındayken babasını kaybetti. Yetim büyüyen genç Cengiz, ailesinin geçim mücadelesi ve annesinin büyük fedakarlıkları altında yetişti.
- Askeri Eğitimi ve Pilotluk Tutkusu: İlköğrenimini Bandırma ve İstanbul’da tamamladıktan sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. 1953 yılında Kuleli’den mezun olan Topel, Kara Harp Okulu’nu bitirerek Asteğmen rütbesiyle orduya katıldı. Çocukluğundan beri gökyüzüne sevdalı olan genç subay, karacı olmasına rağmen kendi arzusuyla Hava Sınıfına geçti.
- Kanada Eğitim Yılları: Havacılık yeteneği kısa sürede fark edilen Topel, ileri pilotluk eğitimi almak üzere Kanada’ya gönderildi. Kanada’daki zorlu jet eğitimlerini başarıyla tamamlayarak 1957 yılında yurda döndü ve Merzifon 5. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda göreve başladı.
- Disiplini ve Karakteri: Çevresinde son derece sakin, alçakgönüllü ve yardımsever olarak bilinen Topel, uçak kokpitine geçtiğinde ise gözü pek bir jet pilotuna dönüşüyordu. Eskişehir 1. Ana Jet Üssü 112. Filo’ya tayin edildiğinde, gösterdiği üstün başarılar sonucunda Yüzbaşı rütbesine yükseltildi. Özel hayatında mütevazı bir yaşam süren Topel, vatan sevgisini her şeyin üzerinde tutan Idealist bir Türk subayıydı.
ERENKÖY DİRENİŞİ
1963 yılının "Kanlı Noel" olaylarıyla birlikte Rum çeteleri (EOKA) Kıbrıs Türklerini adadan tamamen kazımak ve Yunanistan ile birleşmeyi (Enosis) gerçekleştirmek amacıyla sistemli katliamlara başladı. 1964 yılının Ağustos ayında Rum birlikleri, Türkiye ile Akdeniz arasındaki tek deniz bağlantısı ve lojistik kapı durumundaki Erenköy bölgesini karadan ve denizden kuşattı.

Erenköy’de üniversite öğrenimlerini yarıda kesip adaya çıkan yüzlerce Türk genci ve yerel mücahitler, ağır silahlarla donatılmış Rum ordusuna karşı direnmeye çalışıyordu. Erenköy’ün düşmesi, adadaki Türk varlığının çökmesi anlamına geliyordu.
- İhtar Uçuşundan Sıcak Temasa: Türk hükümeti, Rum saldırılarını durdurmak için öncelikle uyarı uçuşları düzenledi. Rum tarafının saldırılarına devam etmesi üzerine 8 Ağustos 1964 tarihinde Türk Hava Kuvvetleri’ne bağlı jetler için meşru müdafaa ve harekat emri verildi.
- 8 Ağustos 1964 Harekatı: Eskişehir’den havalanan 112. Filo’ya mensup dört F-100 Super Sabre jeti, Rum hücum botlarını ve Rum birliklerinin mevzilerini vurmak üzere Kıbrıs semalarına girdi. Dörtlü kolun liderliğini Yüzbaşı Cengiz Topel yapıyordu.
DÜŞEN UÇAK, ESARET VE İŞKENCELER
Cengiz Topel, Rum hücum botuna yaptığı son derece alçak ve başarılı dalış sırasında uçağının yerden açılan yoğun uçaksavar ateşiyle vurulduğunu fark etti. Uçağın kontrolünü kaybeden ve alevler içinde kalan Topel, soğukkanlılığını koruyarak fırlatma koltuğunu kullandı ve uçaktan atladı.
- Rum Bölgesine İniş: Topel, Rumların kontrolündeki Peristeronari (günümüzdeki Cengizköy) yakınlarına paraşütle inmeyi başardı. Karaya indiğinde üzerindeki beylik tabancasıyla kendisini yakalamak isteyen Rum askerlerine karşı son mermisine kadar direndi ve teslim olmadı. Mermisi bitince kalabalık Rum birliği tarafından esir alındı.
- Cenevre Sözleşmesi’nin İhlali ve Ağır İşkenceler: Savaş hukuku gereğince "savaş esiri" statüsünde olması ve askeri nezaketle muamele görmesi gereken Cengiz Topel, Lefkoşa’ya götürüldü. Rum çetecileri ve doktorları, Türkiye’den gelen hava harekatının hıncını savunmasız ve yaralı Türk pilotundan çıkardı.
- İşkencenin Boyutu: Topel’e yapılan işkencelerin dehşeti, daha sonra cenazesini inceleyen Türk tabipler ve adli tıp uzmanları tarafından belgelendi. Vücudunda sigara basıkları, matkap ve sivri aletlerle açılmış delikler, kırılmış kemikler tespit edildi. Rumlar, henüz hayattayken bilincini kaybetmiş Türk yüzbaşısına yönelik insanlık dışı müdahalelerde bulunarak onu şehit ettiler.
NAAŞI VE TÜRKİYE'DE İNFİAL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, pilotunun esir düştüğünü öğrenir öğrenmez BM nezdinde ve Rum makamları üzerinde çok sert bir diplomatik baskı kurdu. Türk Hava Kuvvetleri’nin adaya yönelik yeni ve daha şiddetli bir harekat düzenleyeceğini ihsas etmesi üzerine Rum tarafı geri adım atmak zorunda kaldı.

- 12 Ağustos 1964 İadesi: Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel’in naaşı, 12 Ağustos 1964 tarihinde Birleşmiş Milletler yetkilileri aracılığıyla Türk makamlarına teslim edildi. Naaşı teslim alan Türk doktorlar gördükleri tablo karşısında gözyaşlarını tutamadı.
- Milli Yas ve Cenaze Törenleri: Cengiz Topel’in cenazesi önce Kıbrıs’tan Adana’ya, ardından Ankara ve İstanbul’a getirildi. Türkiye adeta ayaktaydı. Yüz binlerce vatandaşın katıldığı, gözyaşı ve öfkenin sel olduğu tarihi törenlerin ardından Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel, 14 Ağustos 1964 tarihinde İstanbul Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.
TÜRKİYE İÇİN MİRASI
Cengiz Topel’in şehadeti, Türk milletinin hafızasında ve devletin Kıbrıs politikasında derin bir kırılma noktası yarattı:
|
Alan |
Türkiye ve Kıbrıs İçin Tarihi Önemi |
|
Cumhuriyet Döneminin İlk Hava Şehidi |
Topel, Türkiye Cumhuriyeti'nin savaş veya askeri harekat şartlarında verdiği ilk hava harp şehidi olarak tarihe geçti. |
|
1974 Barış Harekâtı’nın Doktrini |
Onun uğradığı vahşet, Türk kamuoyunda Rum çetelerinin insafına bırakılmış Türk nüfusun tek güvencesinin Türk Ordusu olduğu fikrini perçinledi. 1974 Barış Harekâtı'nın haklı zemini bu olayla atıldı. |
|
Erenköy'ün Kurtuluşu |
Topel ve filolardaki diğer pilotların hava harekatı sayesinde Erenköy düşmekten kurtarıldı; adadaki Türk direnişinin meşalesi sönmedi. |
AZ BİLİNENLER
1. İsmi Sokaklara, Okullara ve Kışlalara Verilen İlk Askerlerden Biri
Cengiz Topel’in şehadetinin ardından Türkiye’nin dört bir yanında adeta bir "Cengiz Topel" seferberliği başladı. Türkiye’de ve KKTC’de yüzlerce sokak, cadde, okul, park ve askeri kışlaya adı verildi. Kocaeli’deki Cengiz Topel Havalimanı ve Kocaeli Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı onun adını taşımaktadır.
2. Kıbrıs’ta Anıtının Olduğu Köy: Cengizköy
Topel’in paraşütle indiği ve esir alındığı Rum köyü olan Peristeronari, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile Türk kontrolüne geçtikten sonra Şehidin anısına "Cengizköy" adını aldı. Ayrıca paraşütle düştüğü ve şehit edildiği noktaya yakın bir yerde dev bir Cengiz Topel Anıtı inşa edilmiştir.
3. Annesi Mebuse Hanım’ın Vakur Duruşu
Şehadet haberini alan annesi Mebuse Hanım, evine gelen komutanlara ve devlet erkanına gözyaşları içinde şu tarihi cümleleri söylemişti: "O sadece benim değil, vatanın evladıydı. Vatan sağ olsun. Tek dileğim, oğlumun kanının adadaki Türk kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasıdır."
4. Rum Doktorun İtirafı ve Fotoğraf Dehşeti
Cengiz Topel’in otopsisine giren İngiliz ve BM gözlemcileri raporlarında Rum hastanesindeki vahşeti belgeledi. Yıllar sonra o dönem Lefkoşa Hastanesi’nde görevli bazı Rum sağlık çalışanlarının, Türk pilotun cesedine yapılan müdahaleleri fotoğraflandığı ve bu görüntülerin Rum aşırı sağcı gruplar arasında propaganda malzemesi yapılmak istendiği, ancak BM'nin el koyduğu ortaya çıktı.
Cengiz Topel, sadece görevini yapan bir hava subayı değil; milletinin şerefini ve Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesini canı pahasına savunan bir kahramanlık sembolüdür. Gökyüzündeki sarsılmaz cesareti ve şehadetindeki vakur duruşu, Türk havacılık tarihinin gurur abidelerinden biri olarak geleceğe ışık tutmaya devam etmektedir.




