22 Eylül 1980 tarihinde Irak lideri Saddam Hüseyin’in emriyle başlayan hava saldırıları, Ortadoğu tarihinin en uzun, en yıkıcı ve en beyhude çatışmalarından birinin fitilini ateşledi. Tam 8 yıl sürerek 20. yüzyılın en uzun siper savaşı haline gelen İran-Irak Savaşı; yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine, her iki ülkenin ekonomisinin çökmesine, bölgesel dengelerin altüst olmasına ve I. Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş ölçekte kimyasal silah ile siper harbi dehşetine sahne oldu.
Tarihe "Birinci Körfez Savaşı" veya İran'daki adıyla "Kutsal Savunma" (Defa-e Mogaddas), Irak'taki adıyla ise "Saddam'ın Kadisiye'si" (Kādisiyyet Şaddām) olarak geçen bu devasa yıkımın tarihsel sürecini, arkasındaki dinamikleri, acı sonuçlarını ve tarihin tozlu sayfalarında kalan az bilinen detaylarını derinlemesine inceliyoruz.
ANLAŞMAZLIKLAR, SU SORUNU VE İDEOLOJİK ÇATIŞMA
Savaşın patlak vermesinde hem köklü tarihsel husumetler hem de dönemin değişen siyasi konjonktürü belirleyici oldu:
-
Şattülarap Su Yolu ve Sınır Anlaşmazlığı: Dicle ve Fırat nehirlerinin birleşerek Basra Körfezi’ne döküldüğü Şattülarap (Arvand Rud) su yolu, iki ülke arasında öteden beri hak iddia edilen stratejik bir bölgeydi. 1975 yılında imzalanan Cezayir Anlaşması ile sınır, su yolunun en derin noktasından (thalweg) geçecek şekilde belirlenmiş ve Irak istemeyerek de olsa bu tavizi vermişti.
-
1979 İran İslam Devrimi ve İdeolojik Tehdit: Ayetullah Humeyni liderliğindeki İslam Devrimi'nin ardından Tahran, devrimi bölgeye ve özellikle Irak’taki Şii çoğunluğa ihraç etme söylemini benimsedi. Saddam Hüseyin liderliğindeki seküler Baas rejimi, bu durumu rejimine ve iktidarına doğrudan bir tehdit olarak algıladı.
-
Saddam Hüseyin’in Bölgesel Liderlik Hırsı: Devrim sonrası İran ordusundaki tasfiyeleri, üst düzey subayların idam edilmesini ve ülkenin uluslararası alandaki yalnızlığını fırsat bilen Saddam Hüseyin, Cezayir Anlaşması'nı yırtarak İran’ın zayıf anından faydalanmak ve kendisini Arap dünyasının lideri yapmak istedi.
YILDIRIM SAVAŞI'NDAN SİPER HARBİNE DÖNÜŞ
Irak ordusunun hızlı bir zafer hülyasıyla başlattığı işgal harekâtı, beklendiği gibi kısa sürmedi:

-
İşgal ve Duraksama (1980 - 1982): Irak birlikleri petrol zengini Huzistan eyaletine girerek Hürremşehr kentini ele geçirdi. Ancak İran halkı ve Devrim Muhafızları (Pasdaran) beklenmedik bir direnç gösterdi. Mayıs 1982’de İran, Hürremşehr'i geri alarak Irak güçlerini kendi sınırlarına çekilmeye zorladı.
-
İran’ın İntikam Taarruzu ve Kilitlenme (1982 - 1986): Humeyni, Saddam devrilene kadar savaşın süreceğini ilan ederek birliklerini Irak topraklarına (Basra yönüne) sürdü. Bu aşamadan sonra savaş, Tıpkı I. Dünya Savaşı'ndaki gibi kilometrelerce uzanan siperlerin, dikilen dikenli tellerin ve insan dalgası taarruzlarının yaşandığı tam bir kilitlenmeye dönüştü.
-
Tanker Savaşları ve Şehirler Savaşı: Savaş sadece cephede kalmadı. Taraflar birbirlerinin başkentlerini ve şehirlerini füzelerle vurdu ("Şehirler Savaşı"). Aynı zamanda Basra Körfezi'nden petrol taşıyan uluslararası şileplere ve tankerlere saldırdılar ("Tanker Savaşları").
-
Ateşkes (1988): Her iki tarafın da askeri ve ekonomik olarak tamamen tükenmesi üzerine, BM Güvenlik Konseyi’nin 598 sayılı kararı kabul edildi. Humeyni, ateşkesi kabul etmeyi "Zehir kadehini içmek" olarak nitelendirdi ve 20 Ağustos 1988’de silahlar sustu.
AĞIR SONUÇLAR VE DEVASA ZARAR
Savaşın bilançosu, ardında devasa bir insan trajedisi ve ekonomik harabe bıraktı:
İnsan Kaybı ve Yıkım
-
Savaşta tahmini olarak 1 milyondan fazla insan (asker ve sivil) hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yaralandı veya sakat kaldı.
-
Her iki ülkeden yüz binlerce çocuk yetim kaldı, şehirler ve altyapı tesisleri yerle bir oldu.
İki Ülkeye ve Bölgeye Etkileri
-
Ekonomik Yıkım: İki ülkenin toplam maddi kaybının 1 trilyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Savaş öncesinde devasa döviz rezervlerine sahip olan Irak, borç batağına saplandı. Bu ekonomik çöküş, Saddam’ın 1990’da Kuveyt’i işgal etmesine ve 1991 Körfez Savaşı'na giden yolu açtı.
-
Sivil Katliamlar ve Kimyasal Dehşet: Irak rejimi, savaşın sonlarına doğru kendi vatandaşı olan Kürtlere ve İran birliklerine karşı sistemli olarak hardal ve sinir gazları kullandı. 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı'nda tek bir günde 5 binden fazla sivil hayatını kaybetti.
-
Bölgesel Radikalleşme: Savaş, Ortadoğu'da Şii-Sünni kutuplaşmasını keskinleştirdi ve mezhepsel fay hatlarını derinleştirdi.
KÜRESEL GÜÇLERİN İKİLİ OYUNU
İran-Irak Savaşı, Batılı ve doğulu güçlerin her iki tarafı da birbirine kırdırmak için izlediği denge politikalarının en somut örneğidir:
-
Irak'a Açık Destek: ABD, Sovyetler Birliği, Fransa ve Arap ülkeleri (Suudi Arabistan, Kuveyt vb.), İran devriminin yayılmasını önlemek amacıyla Saddam Hüseyin rejimiyle yakınlaştı. Irak'a istihbarat, kredi, ağır silah ve kimyasal silah yapımında kullanılabilecek hammadde desteği sağlandı.
-
İran-Kontra İskandalı (Iran-Contra): ABD, bir yandan resmi olarak Irak'ı desteklerken, diğer yandan Lübnan'daki Amerikalı rehineleri kurtarmak ve Nikaragua'daki antikomünist Kontralara fon sağlamak için gizlice İran'a silah sattı. Skandal ortaya çıktığında Washington büyük bir çalkantı yaşadı.
-
İsrail’in Gizli Satışları: İran söylemde İsrail'i yok edeceğini ilan etse de, Irak gibi güçlü bir Arap devletiyle çatışmasından memnun olan İsrail, İran'a yedek parça ve askeri malzeme satışı yaptı (Opera Operası ile Irak'ın Osirak nükleer reaktörünü vurarak Irak'a ağır bir darbe indirdi).

AZ BİLİNENLER
1. "Cennet Anahtarları" ve Çocuk Askerler
İran, insan dalgası taarruzlarında ve mayın tarlalarını temizlemek için "Besic" adı verilen genç gönüllüleri kullandı. Yaşları 12-17 arasında değişen binlerce çocuğun boynuna plastik "cennet anahtarları" asılarak mayın tarlalarına sürüldüğü tarihe geçen en acı detaylardan biridir.
2. Savaş Bittiğinde Sınır Tek Bir Santim Bile Değişmedi
8 yıl süren yıkım, harcanan milyarlarca dolar ve kaybedilen 1 milyon canın ardından 1988'de imzalanan ateşkesle sınırlar, savaş öncesindeki (1975 Cezayir Anlaşması) çizgisine aynen geri döndü. İki taraf da tek bir metrekare kalıcı toprak kazanamadı.
3. Saddam'ın Küstahça İddiası: "3 Günde Tahran"
Irak ordusu ilk taarruza başladığında Saddam Hüseyin, askeri kurmaylarına savaşın en fazla 3 gün ila 1 hafta süreceğini ve haftaya Tahran’da zafer çayı içeceklerini iddia etmişti.
4. USS Vincennes Faciası
Savaşın bitimine kısa süre kala, 3 Temmuz 1988'de Körfez'de bulunan ABD savaş gemisi USS Vincennes, İran hava sahasındaki bir sivil yolcu uçağını (Iran Air 655) savaş uçağı zannederek füzeyle düşürdü. Olayda 290 sivil hayatını kaybetti. Bu facia, İran'ın savaşı bitirmeye ikna olmasında önemli bir dönüm noktası oldu.
İran-Irak Savaşı; hırsın, ideolojik körlüğün ve jeopolitik hesapların bir coğrafyayı nasıl felakete sürükleyebileceğinin en kanlı hatırlatıcısıdır. Hiçbir kazananı olmayan bu savaşın bıraktığı izler ve mezhepsel gerilimler, günümüz Ortadoğu siyasetini şekillendirmeye devam etmektedir.



