Osmanlı İmparatorluğu’nun son çeyreğinde gökyüzündeki bir meteor gibi aniden parlayan ve arkasında koca bir imparatorluğun enkazını bırakıp Orta Asya dağlarında bir makineli tüfek kurşunuyla can veren bir adam: Enver Paşa.

II. Meşrutiyet’in "Hürriyet Kahramanı", İttihat ve Terakki’nin mutlak lideri, Osmanlı Orduları Başkumandan Vekili ve Çarlık Rusyası’na karşı Basmacı Harekâtı’nın önderi... Kimilerine göre vatanı kurtarmak için hayatını hiçe sayan bir kahraman ve idealist; kimilerine göre ise Sarıkamış’ın acı felaketine ve imparatorluğun yıkımına yol açan maceraperest bir figür.

Özel hayatındaki romantizmden Saray'a damat oluşuna, askeri tırmanışından Tacikistan’ın Pamir Dağları’ndaki son nefesine kadar Enver Paşa’nın çalkantılı hayatını ve hakkında az bilinen derin detayları kaleme alıyoruz.

MANASTIR'DAN HÜRRİYET KAHRAMANI'NA

İsmail Enver, 22 Kasım 1881’de İstanbul’da doğdu. Harbiye Mektebi’ni ve Erkan-ı Harbiye’yi (Harp Akademisi) dereceyle bitirerek Manastır’a, 3. Ordu emrine atandı.

Enver Paşa 1

  • Dağlardaki Çete Takibi: Balkanlar’da Bulgar, Yunan ve Sırp çetecilere karşı gösterdiği üstün başarılar, askeri dehasını ve cesaretini genç yaşta kanıtlamasını sağladı.
  • 1908 II. Meşrutiyet: II. Abdülhamid’in müstebit idaresine karşı dairesinden ayrılarak dağa çıkan ilk subaylardan biri oldu. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte halk arasında "Hürriyet Kahramanı" olarak selamlandı. Resneli Niyazi ile birlikte dönemin popüler simgesi haline geldi.
  • Trablusgarp Savaşı (1911): İtalya’nın Trablusgarp’ı işgali üzerine, Osmanlı Devleti bölgeye resmi ordu gönderemeyince, Enver Bey "Kuyumcu Hamdi" sahte kimliğiyle tüccar kılığında Libya’ya sızdı. Yerel Arap kabilelerini organize ederek Derne ve Bingazi’de İtalyanlara karşı muazzam bir gerilla savaşı yürüttü.

BAB-I ALİ BASKINI VE SARAY DAMADI

Trablusgarp’tan dönen Enver Bey, Balkan Savaşları’nın getirdiği büyük hezimetin ardından Osmanlı yönetimini tamamen ele geçirme kararı aldı.

Enver Paşa 7

  • Bâb-ı Âli Baskını (1913): Enver Bey, yanındaki İttihatçı subaylarla birlikte hükümet binası olan Bâb-ı Âli’yi bastı. Harbiye Nazırı Nazım Paşa çıkan arbedede vuruldu; Sadrazam Kâmil Paşa’ya silah zoruyla istifa mektubu imzalattırıldı. Bu askeri darbe ile İttihat ve Terakki (Enver-Talat-Cemal Paşalar üçlüsü) ülkenin mutlak hakimi oldu.
  • Edirne’nin Geri Alınışı: II. Balkan Savaşı’nda Bulgaristan’ın zor durumda kalmasını fırsat bilerek Edirne’yi savaşmadan geri aldı ve "Edirne Fatihi" unvanını kazandı.
  • Harbiye Nazırı ve Damat Paşa (1914): Henüz 33 yaşındayken rütbesi generalliğe (Paşalığa) yükseltilerek Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) yapıldı. Aynı dönemde Sultan Reşad’ın yeğeni Naciye Sultan ile evlenerek "Damat" unvanını aldı ve hanedana akraba oldu. Ordudaki yaşlı paşaları emekliye ayırarak gençleşme reformunu başlattı.

DÜNYA HARBİ VE SARIKAMIŞ

Enver Paşa, yaklaşan dünya savaşında Almanya’nın sanayi ve askeri gücünün zafer kazanacağına yürekten inanıyordu. Alman zırhlıları Goeben ve Breslau’nun (Yavuz ve Midilli) Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını bombalamasıyla Osmanlı Devleti savaşa girdi.

Enver Paşa 3

  • Sarıkamış Harekâtı (Aralık 1914 - Ocak 1915): Enver Paşa, Kars ve Batum’u geri almak ve Kafkasya üzerinden Turan mezkûresini gerçekleştirmek amacıyla 3. Ordu’nun başına bizzat geçti. Ancak dondurucu kış şartları, yetersiz ikmal hatları ve taktik hatalar yüzünden tensikatı tam yapılmamış binlerce Türk askeri çatışamadan donarak veya tifüsten şehit oldu. Bu felaket, Enver Paşa’nın askeri kariyerindeki en büyük leke ve trajedi olarak tarihe geçti.
  • Kafkas İslam Ordusu Zaferi (1918): Sarıkamış bozgununa rağmen Enver Paşa ümidini kaybetmedi. Öz kardeşi Nuri Paşa (Killigil) komutasında kurduğu Kafkas İslam Ordusu, 15 Eylül 1918’de Bakü’yü İngiliz ve Bolşevik işgalinden kurtararak Azerbaycan’ın bağımsızlığını sağladı.

BASMACI HAREKATI VE ŞEHİTLİK

İttifak Devletleri’nin savaşı kaybetmesiyle 1-2 Kasım 1918 gecesi bir Alman denizaltısıyla İstanbul’dan kaçan Enver Paşa için uzun ve dramatik bir sürgün dönemi başladı.

Enver Paşa 5

Önce Berlin’e, ardından Moskova’ya gitti. Bolşeviklerle ilişki kurarak Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’nin başına geçme planları yaptı. Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazanması üzerine bu fikirden vazgeçti ve yönünü Türkistan’a (Orta Asya) çevirdi.

  • Turan İdeali ve Basmacılar: Türkistan’a geçen Enver Paşa, Sovyet Kızıl Ordusu’na karşı direnen Basmacı Harekâtı’nın başına geçti. Özbek, Türkmen, Tacik kabileleri birleştirerek Bolşeviklere karşı çetin bir gerilla savaşı başlattı.
  • Son Nefes (4 Ağustos 1922): Bugün Tacikistan sınırları içinde kalan Belcivan yakınlarındaki Abıderya köyünde, Çoban Tepe mevkiinde Kurban Bayramı sabahı Sovyet Kızıl Ordu süvari birliğinin baskınına uğradı. Yalın kılıç, en önde kılıç sallayarak düşman üzerine hücum eden Enver Paşa, bir Rus makineli tüfeğinin kurşunlarıyla göğsünden vurularak 40 yaşında şehit oldu.

NACİYE SULTAN'A TÜKENMEYEN AŞK

Enver Paşa, askeri sertliğinin ve hayalperest mülahazalarının arkasında son derece romantik ve duygusal bir eşti. Savaş cephelerinden ve Orta Asya sürgününden eşi Naciye Sultan’a yazdığı yüzlerce mektup, edebiyat ve tarih açısından büyük değer taşır.

Mektuplarına sık sık "Naciyem, ruhum, zevcem" sözleriyle başlayan Paşa, cephedeki kanlı çatışmaların ortasında bile kuruttuğu menekşeleri mektup zarflarına koyarak eşine gönderirdi. Son nefesini verdiği Tacikistan’da bile cebinden Naciye Sultan’ın fotoğrafı ve ona yazılmış yarım kalmış bir mektup çıkmıştı.

AZ BİLİNENLER

1. Kendi Çizdiği ve Tasarladığı "Enveriye" Şapka ve Yazısı

Enver Paşa, tam bir tasarım ve yenilik meraklısıydı. Osmanlı ordusunun geleneksel fesi yerine, güneşten ve soğuktan koruyan "Enveriye" (veya Kabalak) adıyla bilinen yeni bir askeri başlık tasarladı ve tüm orduya giydirdi (Çanakkale’de askerlerin giydiği meşhur şapka). Ayrıca okuma yazmayı kolaylaştırmak amacıyla Harf Devrimi’nden önce harflerin ayrı yazıldığı "Enver Paşa Yazısı" (Hatt-ı المنفصل / Huruf-ı Munfasıla) adında bir yazı sistemi geliştirdi ve askeri yazışmalarda kısa süre kullandırdı.

2. İkinci Naaş Transferi (1996)

Enver Paşa’nın naaşı, öldüğü yer olan Tacikistan’ın Abıderya köyünde yerel halk tarafından defnedildi ve köylüler tarafından yıllarca bir türbe gibi gizlice korundu. Ölümünden 74 yıl sonra, 1996 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in girişimleriyle naaşı Tacikistan’dan Türkiye’ye getirildi. 4 Ağustos 1996’da yapılan devlet töreniyle İstanbul Şişli’deki Âbide-i Hürriyet Meydanı’na, dava arkadaşı Talat Paşa’nın yanına defnedildi.

3. Mustafa Kemal ile Rekabet ve İlişki

Mustafa Kemal Paşa ile Enver Paşa arasındaki askeri ve siyasi fikir ayrılıkları Harbiye yıllarına ve İttihat Terakki dönemine dayanır. Mustafa Kemal, ordunun siyasete karışmasına şiddetle karşı çıkmış ve Enver Paşa’nın Almanya bağımlılığını eleştirmiştir. Ancak iki lider de birbirlerinin askeri kabiliyetini içten içe takdir etmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Enver Paşa’nın ölümünü öğrendiğinde "Enver bir güneş gibi doğmuş, bir gurub gibi batmıştır; arasını tarihe bırakalım" diyerek onun yiğitliğini teslim etmiştir.

Enver Paşa 6

4. Napolyon Bonapart Hayranlığı

Enver Paşa’nın odasında ve çalışma masasında her zaman Napolyon Bonapart’ın büstü veya tablosu bulunurdu. Kendisini Napolyon gibi genç yaşta imparatorluk kademelerini tırmanacak ve kaderi değiştirecek bir lider olarak görüyordu.

Enver Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş dönemindeki trajik arayışın, sınırsız bir vatan sevgisinin ve ütopik bir Turan hayalinin simgesidir. Yaptığı stratejik hatalar devasa kayıplara yol açmış olsa da, hayatının son anına kadar inandığı mezkûre uğruna cephede ve dağlarda kılıç sallayarak can vermesi, onu Türk tarihinin en sıra dışı, en çok tartışılan ve en trajik şahsiyetlerinden biri yapmıştır.

Madımak’ın susturamadığı ses: Şair Metin Altıok ölümünün yıl dönümünde anılıyor
Madımak’ın susturamadığı ses: Şair Metin Altıok ölümünün yıl dönümünde anılıyor
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Barış Berkant Oğuz