Türk siyaset ve hukuk tarihinde özel bir yere sahip olan Ahmet Necdet Sezer, hem Anayasa Mahkemesi Başkanlığı hem de Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenen tek isim olarak kayıtlara geçti. 2000-2007 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan Sezer, görev süresi boyunca anayasal düzeni ve hukuk devleti ilkesini merkeze alan tavrıyla dikkat çekti.

13 Eylül 1941’de Afyonkarahisar’da dünyaya gelen Sezer, öğretmen bir baba ve ev hanımı bir annenin dört çocuğundan tek erkek olanıydı. Eğitim hayatını Afyon Lisesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladıktan sonra hakimlik mesleğine adım attı.

Hukuk kariyerinde dikkat çeken kararlar

Hakimlik görevine Ankara’da başlayan Sezer, Dicle ve Yerköy’de görev yaptıktan sonra Yargıtay tetkik hakimliğine yükseldi. Dicle’de görev yaptığı dönemde verdiği kritik bir karar, bölgede toplumsal tansiyonun düşmesinde etkili oldu. 27 Mayıs Darbesi sonrası sürgüne gönderilen Ensarioğlu Ailesi’ne ait mal varlıklarının iadesine hükmeden Sezer, dönemin hassas atmosferinde hukuk devleti ilkesini önceleyen yaklaşımıyla öne çıktı.

1983 yılında Yargıtay üyeliğine seçilen Sezer, 1988’de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı. 1998’de ise Anayasa Mahkemesi Başkanı oldu. Göreve geldikten kısa süre sonra Refah Partisi’nin kapatılması kararını açıklaması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Çankaya’ya uzanan süreç

1999 yılında yaptığı bir konuşmayla kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim haline gelen Sezer, siyasi partiler arasında uzlaşı adayı olarak öne çıktı. Dönemin koalisyon liderleri Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz arasında ortak bir aday üzerinde anlaşma sağlanamayınca, Sezer’in ismi gündeme geldi.

5 Mayıs 2000’de TBMM’de yapılan üçüncü tur oylamada 330 oy alan Sezer, Türkiye’nin 10. Cumhurbaşkanı seçildi. Görevi, Süleyman Demirel’den devraldı.

Krizler ve vetolarla geçen cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanlığı döneminde hukuk devleti vurgusunu ön planda tutan Sezer, özellikle hükümet kararlarına yönelik vetolarıyla sık sık gündeme geldi. 28 Şubat sürecinin ardından hazırlanan ve kamu görevlilerinin görevden alınmasını kolaylaştıran kararnameyi “hukuk devleti ilkesine aykırı” bularak iki kez geri gönderdi. Bu tavır, dönemin ANASOL-M koalisyonu ile Çankaya arasında ciddi gerilime neden oldu.

Sezer’in görev süresindeki en kritik olaylardan biri ise 19 Şubat 2001’deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yaşandı. Başbakan Bülent Ecevit ile yaşadığı anayasa kitapçığı tartışması, piyasaları sarsarak Türkiye’nin ağır ekonomik krizlerinden birine dönüşen “Kara Çarşamba” sürecini tetikledi.

Osmanlı’nın İkinci Kurucusu Çelebi Mehmed
Osmanlı’nın İkinci Kurucusu Çelebi Mehmed
İçeriği Görüntüle

Görev süresi boyunca toplam 67 yasayı veto eden Sezer, veto hakkını en fazla kullanan cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti.

Tartışmalar, 367 krizi ve görev devir teslimi

Sezer’in Cumhurbaşkanlığı döneminde en çok tartışılan başlıklardan biri de laiklik hassasiyeti oldu. Çankaya Köşkü’nü “kamusal alan” olarak değerlendiren Sezer, türbanlı kadınları resmi resepsiyonlara davet etmemesi nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti.

2007 yılında görev süresinin dolmasına rağmen TBMM’de yaşanan “367 krizi” nedeniyle yeni cumhurbaşkanı seçilemedi. Anayasa Mahkemesi’nin toplantı yeter sayısına ilişkin kararı sonrası erken seçim süreci başladı. Sezer, 28 Ağustos 2007’de Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilene kadar görevini sürdürdü.

Sessiz kişiliği, hukuk merkezli yaklaşımı ve sert anayasal tutumuyla hafızalarda yer eden Ahmet Necdet Sezer, Türkiye siyasi tarihinde “hukukçu cumhurbaşkanı” kimliğiyle anılmaya devam ediyor.

Muhabir: Haber Merkezi