RÖPORTAJ: AYCAN AYYILDIZ

Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek şeref derecesiyle mezun olan ve Ankara Üniversitesi Aile Danışmanlığı yüksek lisans programını tamamlayan Soylu Taş, üç yıldır Ümitköy’de bulunan İlk Esen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde koordinatör olarak görev yapıyor. Bunun yanı sıra bireysel ve aile terapileri gerçekleştiren Soylu Taş, psikoloji alanına yönelme nedenini ise özellikle terapiye erişemeyen insanlara ulaşma isteği olarak açıklıyor.

“Kendimi keşfetmek için farklı sektörlerde çalıştım”

Öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Kaç yaşındasınız, hangi üniversiteden mezun oldunuz, eğitim hayatınız ve mesleki yolculuğunuz nasıl ilerledi? Psikoloji alanını seçmenizde etkili olan neydi ve bugün hangi alanlarda çalışmalar yürütüyorsunuz?

Uzman Psikolog Merve Soylu Taş, 27 yaşında olduğunu belirterek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek şeref derecesiyle mezun olduğunu söyledi. Mezuniyetinin ardından kendisini keşfetmek ve ne istediğini anlamak amacıyla farklı sektörlerde çalıştığını aktaran Soylu Taş, aynı zamanda farklı terapi ekollerine yönelik eğitimler aldığını ifade etti.

Ardından Ankara Üniversitesi Aile Danışmanlığı yüksek lisans programını tamamladığını belirten Soylu Taş, üç yıldır Ümitköy’de İlk Esen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde koordinatör olarak görev yaptığını söyledi. Soylu Taş, bunun yanı sıra bireysel terapiler ve aile terapileri vermeye devam ettiğini dile getirdi.

Psikoloji alanını seçmesinde özellikle terapiye ihtiyaç duyduğu halde bu hizmete erişemeyen insanların etkili olduğunu belirten Soylu Taş, özellikle kadınların bu alandaki ihtiyaçlarına karşılık vermek istediğini ifade etti. Soylu Taş, erişebildiği kişilere daha kısa süreli ve semptom odaklı bilişsel davranışçı terapi hizmetini görece uygun fiyatlı şekilde sunmayı tercih ettiğini söyledi.

“İnsan bir matematik hesabıyla öngörülemez”

Bir insanı gerçekten tanımak sizce mümkün mü? Bir kişinin kendisi hakkında anlattıklarıyla, seans sırasında fark edilenler arasında ne gibi farklılıklar olabiliyor?

Bir insanı gerçekten tanımanın, hatta kişinin kendisini tam anlamıyla tanımasının mümkün olmadığını belirten Soylu Taş, insan davranışlarının son derece karmaşık olduğuna dikkat çekti.

Soylu Taş, psikoterapide temel amaçlardan birinin kişinin kendisine yönelik iç görüsünü artırmak olduğunu ifade ederek, insanların bazen sürdürmek istemedikleri bazı davranışların kendilerine farkında olmadıkları bir çıkar sağladığını fark edebildiklerini söyledi.

Bu tür farkındalıkların çoğu zaman kolay elde edilmediğini belirten Soylu Taş, kişinin kendisine ilişkin bazı gerçekleri fark etmesinin acı verici bir düşünsel yolculuğun sonucunda gerçekleşebileceğini dile getirdi. Soylu Taş, terapi sürecinde danışanların kendileriyle ilgili küçük ya da büyük birçok farkındalıkla seanslardan ayrılabildiğini aktardı.

“Kaçınılan duygular bir şekilde açığa çıkıyor”

İnsanların çoğu zaman kendilerine bile itiraf edemedikleri, fakat davranışlarına yansıyan duygular neler?

İnsanların bazı duygulara yaklaşırken bazı duygulardan ise yoğun şekilde kaçınabildiğini belirten Soylu Taş, hangi duygudan kaçınıldığının kişiden kişiye değişebileceğini söyledi.

Soylu Taş, kişinin mutluluğun ardından kötü bir şey yaşanacağına inanması halinde mutluluktan bile kaçınabileceğini, üzüntünün zayıflık veya şımarıklık olduğu düşüncesiyle yetiştirilen bir kişinin ise üzüntüsünü bastırabileceğini ifade etti.

Kaçınılan duyguların tamamen ortadan kalkmadığını vurgulayan Soylu Taş, bu duyguların yön veya şekil değiştirerek farklı davranışlarla ortaya çıkabileceğini söyledi. Maskelenen bir başarısızlık duygusunun zorbalık, aşırı çalışma, sürekli gülümseme veya gereğinden fazla özür dileme gibi telafi edici davranışlarla kendisini gösterebileceğini belirtti.

“Ben böyleyim demek hem havalı hem çaresiz”

“Ben böyleyim” dediğimiz noktada gerçekten kendimizi mi tanımlıyoruz, yoksa yıllar içinde edindiğimiz alışkanlıkları ve savunmaları mı kişiliğimiz sanıyoruz?

“Ben böyleyim” diyebilmenin bir yandan kişinin kendisini gözlemleme yeteneğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Soylu Taş, diğer yandan kişinin davranışlarının nedenlerini değiştiremeyeceğine inanmasının çaresizlik yaratabileceğini söyledi.

İnsanların yıllar içerisinde edindikleri alışkanlıkların ve savunmaların bugün oldukları kişiyi şekillendirdiğini belirten Soylu Taş, bu mekanizmaların başlangıçta kişiyi daha işlevsel hale getirebildiğini ifade etti.

Ancak hayatta kalmayı ve başa çıkmayı sağlayan bazı alışkanlıkların zaman içerisinde kişinin kendisine veya çevresine zarar veren davranışlara dönüşebileceğine dikkat çeken Soylu Taş, “Ben böyleyim, bunlar işlevsel değil ve kendi kendime çözemiyorum” diyerek terapiye başlamanın önemli bir adım olduğunu söyledi.

“İnsanlar bildikleri yoldan gitmeyi tercih ediyor”

İnsan neden bazen kendisine iyi gelmediğini bildiği halde aynı insanlara, aynı ilişkilere veya aynı davranışlara geri dönüyor?

İnsanların güvenli alanlarından çıkmayı çoğu zaman tercih etmediğini belirten Soylu Taş, burada söz konusu olan güvenli alanın her zaman gerçekten güvenli olmayabileceğini vurguladı.

Soylu Taş, tekrar eden ve öngörülebilir durumların, kötü olsa bile kişiye daha tanıdık ve güvenli gelebileceğini söyledi. Özellikle kaygılı bağlanan kişilerin bildikleri yolu değiştirmekten kaçınabildiğini belirten Soylu Taş, belirsizliğin yarattığı kaygının, kişinin bildiği yolda karşılaşacağı sorunlardan daha korkutucu hale gelebildiğini ifade etti.

“Günümüz insanının ilk ihtiyacı kendini tanımak”

Sizce günümüzde insanların en büyük ihtiyacı anlaşılmak mı, kabul edilmek mi, yoksa kendilerini yeniden tanımak mı?

İnsanların öncelikle kendilerini anlayabilmeleri gerektiğini belirten Soylu Taş, kişinin kendisini anlayabildiğinde başkaları tarafından daha rahat anlaşılabileceğini ve kabul edilebileceğini söyledi.

Günümüzde insanların çok fazla uyaranla karşı karşıya olduğunu ifade eden Soylu Taş, günlük hayatın yoğunluğu nedeniyle kişinin kendisini anlamaya yeterince zaman ayıramadığını dile getirdi.

Sabah işe gitmekle başlayan günün, akşam saatlerinde televizyon, video veya oyunlarla devam edebildiğini belirten Soylu Taş, insanların zaman zaman kendi düşünceleriyle baş başa kalmamak için uyuyana kadar çeşitli içeriklerle meşgul olduğunu söyledi.

Soylu Taş, bu nedenle günümüz insanının en önemli ihtiyaçlarından birinin kendisini tanımaya zaman ayırmak olduğunu ifade etti.

57314844 F9Ab 4Feb A14E D37324B8863A-1

“Bu gerçekten benim fikrim mi?”

Bir psikolog olarak insanlara baktığınızda, herkesin kendine sorması gerektiğini düşündüğünüz tek bir soru var mı? Varsa bu soru ne olurdu?

Soylu Taş, insanların kendilerine “Bu gerçekten benim fikrim mi, yoksa bu düşünceyi bana insanlar mı dayattı?” sorusunu sormalarının önemli olduğunu belirtti.

Bu sorunun kişinin kendisine daha az haksızlık etmesine yardımcı olabileceğini ifade eden Soylu Taş, kişinin kendisiyle ilgili oluşturduğu düşüncelerin gerçekten kendi fikri mi yoksa çevresinden öğrendiği bir yargı mı olduğunu fark etmesinin önemli olduğunu söyledi.

Soylu Taş, böyle bir farkındalığın kişinin kendisini daha az yargılamasına ve kendisini daha kolay kabul etmesine yardımcı olabileceğini dile getirdi.

“Güven ilişkisi yoksa bu terapi değil, sohbet olur”

Bir uzmanın danışanıyla kurduğu güven ilişkisi terapi sürecini nasıl etkiliyor? Sağlıklı bir uzman-danışan ilişkisinin temelinde sizce ne olmalı?

Türkiye'de Sigara Yasaklanıyor mu?
Türkiye'de Sigara Yasaklanıyor mu?
İçeriği Görüntüle

Terapist ile danışan arasında sağlıklı bir güven ilişkisi kurulmadığı takdirde gerçekleştirilen görüşmenin terapi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Soylu Taş, terapötik ilişkinin sürecin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Danışanın terapistinin kendisini yargılamayacağını, kendisine üstten bakmayacağını ve kendi fikirlerini dayatarak onu değiştirmeye çalışmayacağını bilmesi gerektiğini ifade eden Soylu Taş, güven ilişkisinin terapi sürecindeki önemine dikkat çekti.

Soylu Taş, bu güven ortamının oluşmadığı bir görüşmenin terapiden ziyade yalnızca bir sohbet niteliğinde kalabileceğini belirtti.

Muhabir: Haber Merkezi