Celal Şengör’ü ilk dinlediğimde, zihnimde garip bir şey oldu. Tarih, coğrafya, felsefe ve bilim öyle bir iç içe geçmişti ki, adeta koca bir uygarlık, tek bir aklın içinde gezintiye çıkmış gibiydi. Orada bir yerde, pek de bilinmeyen bir ismi ilk kez duydum: Anaximandros.
İtiraf edeyim, önce telaffuzu zor geldi. Sonra anlaması. Sonra bırakamadım. Sanki bugünün dünyasında cevap aradığım soruların birçoğunu, o adam —iki bin beş yüz yıl öncesinden— çoktan sormuştu bile.
Her Şeyin Başladığı Yer: Apeiron
Anaximandros, "her şeyin kökeni sudur" diyen hocası Thales’e karşı çıkmıştı. Su? Çok basit. Çok belirli. Oysa dünya o kadar sade değildi.
Onun yerine “apeiron” dedi: Yani sınırsız, belirsiz, tarif edilemez olan.
Bakın bugün evrenin %95’ine “karanlık madde” ve “karanlık enerji” diyoruz. Yani ne olduğunu bilmiyoruz. Ve utanmadan da ad koyuyoruz. İşte Anaximandros bunu 2600 yıl önce sezmişti:
“Her şeyin kökeni, kavrayışın sınırlarında bir yerlerde durur.”
Şimşeği Tanrılara Bırakmadı
Bir de gökyüzüne bakalım… Eski çağlarda şimşekler, tanrıların öfkesiydi. Güneş bir tanrı, yıldızlar ise kehanetin diliydi. Anaximandros dedi ki:
“Hayır, bunlar da doğanın yasalarına uyar. Güneş bir ateş halkasıdır. Gök bir sistemdir.”
Bu sözler, zamanında neredeyse küfür sayılırdı. Ama bugünün fiziği, yıldız bilimi, gök mekaniği, işte bu başkaldırının üzerine inşa edildi.
İlk Evrimci Düşünce: “İnsan Balıktan Geldi”
Evet, Darwin’den çok önce. Hatta binlerce yıl önce. Anaximandros, insanların sudan gelen balıksı canlılardan türediğini söyledi.
Bugün sokakta biri böyle bir laf etse kavga çıkar, düşünsenize: “Sen balıktan geldin.” Ama bir düşünün: Sahi, okyanusun dibi bizim ilkel belleğimiz değil mi hâlâ?
Düşüncenin Haritası
Bir de harita çizmişti Anaximandros. Üç kıtayı –Asya, Libya ve Avrupa’yı– içeren, çağının en büyük hayalini: Dünyayı anlamak ve sınırlarını bilmek.
Bugün Mars’ın yüzeyine harita çıkaran akıllar, aslında onun kaleminin devamı değil mi? Ya da GPS’le yol bulan bizler? Hep onun haritasının yankısı.
Yazıya Döken İlk Fikir
Sözü yazıya dökmek cesaret ister. Çünkü düşünce artık uçup gidemez, kalır. Tartılır. Eleştirilir. Değişir. Anaximandros, düşüncesini yazan ilk Batılı filozoftur.
“Doğa Üzerine” adlı eseri bugüne ulaşmadı, ama ondan bahsedenler sayesinde bazı satırlarını biliyoruz.
Ve belki de bu yüzden onun sesi hâlâ bir yerlerde yankılanıyor.
Bizi Neden İlgilendiriyor?
Şimdi biri çıkıp sorabilir: İyi de, Taner bu adam sana ne kattı?
Bakın, şöyle diyeyim. Bizi her gün boğan gündelik gürültü, “şu şöyle olmuş, bu böyle gitmiş” kargaşası içinde bazen durmak gerek.
Durup şunu sormak:
“Ben neyim?”
“Nereden geldim?”
“Bu evren neden böyle?”
“Ya o bilinmeyen?”
İşte Anaximandros’un asıl büyüsü burada. O, cevap vermiyor. Soru sormayı öğretiyor.
Ve bu çağda, sanırım en çok buna ihtiyacımız var.
Son Söz Yerine: Gizlenenin Peşinde
Eğer Celal Şengör’ün konuşmalarını hiç dinlemediyseniz, bir gün başlayın. Ve bir gün Anaximandros’un adını orada duyarsanız, artık şaşırmayın.
Çünkü gizlenenin peşine düşmek bazen, antik bir haritanın kenarında bir isimle başlar. Ve sizi, evrenin ortasına kadar götürür.
Anaximandros’un haritasına bir nokta koyun.
O nokta siz olun...