Bozkırın İlk İmparatoru: Mete Han
Bozkırın İlk İmparatoru: Mete Han
İçeriği Görüntüle

Bundan tam 47 yıl önce bugün, 16 Temmuz 1979’da, modern Orta Doğu tarihinin en gaddar, en karizmatik ve en trajik figürlerinden biri olan Saddam Hüseyin, Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna resmen oturdu.

Irak'ı çölün ortasında modern, okuryazar ve endüstriyel bir güç haline getiren devasa reformların mimarı; aynı zamanda kendi halkına karşı kimyasal silah kullanacak kadar gözü dönmüş bir diktatör, Kuveyt’i işgal ederek bölgeyi ateşe veren bir militarist ve en nihayetinde bir asma köprünün altında, sığınakta yakalanıp darağacında son bulan bir devrik lider. Saddam Hüseyin’in yetim bir köylü çocuğundan Bağdat'ın mutlak hakimliğine uzanan yükselişini, gerçekleştirdiği sosyal reformları, kanlı katliamlarını, karanlık özel hayatını ve tarihin tozlu sayfalarında kalmış şaşırtıcı detaylarını derinlemesine inceliyoruz.

TİKRİT'İN YETİMİNDEN İHTİLALCİYE

Saddam Hüseyin, 1937 yılında Tikrit yakınlarındaki El-Avja köyünde, yoksul ve topraksız bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babasını hiç tanımadı; üvey babasından şiddet gördü. Hayatındaki ilk kırılma noktası, kendisini milliyetçi fikirlerle tanıştıran dayısı Hayrullah Tulfah’ın yanına, Bağdat’a taşınması oldu.

  • Baas Partisi ve Suikast Girişimi (1959): Genç Saddam, Arap milliyetçiliğini ve sosyalizmini savunan Baas Partisi’ne girdi. Henüz 22 yaşındayken, dönemin Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım’a düzenlenen başarısız suikast timinde yer aldı. Bacağından vurulan Saddam, Suriye ve Mısır’a kaçarak sürgün hayatı yaşadı.
  • Perde Arkasındaki Gerçek Güç (1968 - 1979): 1968 yılında Baas Partisi kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirdiğinde, devlet başkanlığına Saddam'ın akrabası Ahmed Hasan el-Bekir getirildi. Ancak el-Bekir'in yardımcısı olan Saddam Hüseyin, partisinin güvenlik ve istihbarat ağını tamamen kontrol ederek devletin perde arkasındaki fiili yöneticisi oldu.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Saddam Hüseyin, 1970'li yıllarda Batı dünyası ve kendi halkı nezdinde "vizyoner ve ilerici bir modernleştirici" olarak kabul ediliyordu. Petrolün kamulaştırılmasıyla elde edilen devasa bütçeyi ülkesini dönüştürmek için kullandı:

Saddam Hüseyin 1

  • Okuma-Yazma Seferberliği: Ülke genelinde zorunlu ve ücretsiz eğitim başlattı. UNESCO, Irak'taki okuryazarlık oranını yüzde 30'lardan yüzde 80'lerin üzerine çıkaran bu başarılı hamlesinden dolayı Saddam Hüseyin’e özel bir ödül verdi.
  • Modern Altyapı ve Sağlık: Orta Doğu’nun en modern hastanelerini kurdu, ücretsiz sağlık hizmeti sağladı. Köylere elektrik, su ve asfalt yollar götürdü.
  • Kadın Hakları ve Laiklik: Irak’ta kadınların iş gücüne katılımını, eğitim almasını ve peçe takma zorunluluğu olmadan modern kıyafetlerle kamusal alanda yer almasını destekledi. Şeriat mahkemelerinin yetkilerini sınırlandırarak seküler bir aile hukuku getirdi.

SARAYDA TEMİZLİK

Saddam Hüseyin, el-Bekir’i emekliliğe zorlayarak 16 Temmuz 1979’da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Koltuğa oturduktan sadece altı gün sonra, 22 Temmuz 1979'da gerçekleştirdiği hamle, diktatörlüğünün karakterini dünyaya ilan etti:

  • Baas Kongresi İnfazı: Saddam, partinin üst düzey yöneticilerini acil bir kongreye çağırdı. Kameraların kayıtta olduğu salonda, kürsüye çıkan bir parti sekreteri, Saddam’a karşı planlanan "sahte" bir darbe girişimini itiraf etti ve komplocuların isimlerini tek tek okumaya başladı. Adı okunan milletvekilleri ve bakanlar çığlıklar içinde salondan çıkarılarak kurşuna dizilmeye götürüldü. Salonda kalanlar ise canlarını kurtarmak için "Yaşasın Saddam!" sloganları atarak ağlıyordu. Bu tüyler ürpertici tiyatro, mutlak gücün tek bir adamda toplandığının resmi belgesiydi.

SOYKIRIMLAR ÇAĞI

Saddam’ın iktidarı, komşularıyla girdiği yıkıcı savaşlar (8 yıl süren İran-Irak Savaşı ve Körfez Savaşı) ile kendi halkına uyguladığı vahşi katliamlarla lekelendi:

  • Enfal Harekâtı (1986 - 1989): Kürt nüfusa karşı yürütülen askeri operasyonlarda, sistemli bir etnik temizlik yapıldı. Uluslararası kuruluşlara göre 100 binden fazla sivil Kürt katledildi, binlerce köy haritadan silindi.
  • Halepçe Katliamı (16 Mart 1988): Enfal Harekâtı’nın en karanlık günüydü. Saddam'ın kuzeni "Kimyasal Ali" (Ali Hasan el-Mecid) komutasındaki Irak uçakları, Halepçe kasabasına hardal ve sarin gazı bombaları yağdırdı. Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere en az 5.000 sivil, birkaç saat içinde acılar içinde can verdi.
  • Şii ve Kürt Ayaklanmalarının Bastırılması (1991): Birinci Körfez Savaşı'nın ardından güneydeki Şiiler ve kuzeydeki Kürtler Saddam’a karşı ayaklandı. Saddam'ın elit Cumhuriyet Muhafızları ayaklanmaları bastırırken kutsal Şii şehirlerini bombaladı; on binlerce insanı toplu mezarlara gömdü.
  • Duceyl Katliamı (1982): Kendisine yönelik başarısız bir suikast girişiminin ardından Duceyl kasabasında yaşayan 148 Şii sivilin işkenceyle katledilmesi emrini verdi. Yıllar sonra mahkemede idam edilmesine neden olan yasal gerekçe de bu katliam olacaktı.

MAHREM SARAYLAR

Saddam Hüseyin, dışarıdan monolitik bir lider gibi görünse de, ailesi içindeki kaos ve güç savaşları saray duvarlarını aşıyordu.

  • Uday ve Kusay'ın Dehşeti: Saddam’ın oğulları, babalarının diktatörlüğünü kendi kişisel sadizmleri için kullandı. Özellikle büyük oğlu Uday Hüseyin, tecavüzleri, barlarda sebepsiz yere işlediği cinayetleri ve Irak Olimpiyat Komitesi başkanı olarak başarısız atletlere yaptırdığı işkencelerle tam bir korku figürüydü. Saddam bile bazen Uday'ın aşırılıklarından bıkıp onun spor arabalarını yaktırmıştı. Küçük oğlu Kusay ise babasının sırdaşı ve güvenlik bürokrasisinin başıydı.
  • Kaçan Damatlar ve İhanet: Saddam'ın kızlarıyla evli olan General Hüseyin Kamil ve kardeşi Saddam Kamil, 1995 yılında Ürdün’e kaçarak Irak’ın kitle imha silahları programına dair gizli bilgileri Batı’ya sızdırdı. Saddam, damatlarına "can güvenliği garantisi" vererek onları Bağdat'a geri çağırdı. Ancak ülkeye döndükleri günün ertesinde, aile onurunu temizlemek bahanesiyle ikisi de kurşuna dizilerek öldürüldü.

AZ BİLİNENLER

Kendi Kanıyla Yazdırdığı Kur'an-ı Kerim

Saddam Hüseyin, 1990'ların sonunda geçirdiği bir suikast girişiminden sağ kurtulmasını ve oğlu Uday'ın bir saldırıdan sağ çıkmasını kutlamak amacıyla sıra dışı bir dini adakta bulundu. Kendisinden alınan yaklaşık 27 litre kan kullanılarak bir Kur'an-ı Kerim yazılmasını emretti. Sanatçı Abbas Şakir el-Bağdadi tarafından iki yılda tamamlanan bu "Kanlı Kur'an", bugün hâlâ Bağdat'ta sıkı güvenlik altındaki bir kasada saklanmaktadır ancak İslam alimleri kanla kutsal kitap yazmanın haram olduğunu belirterek kitabın sergilenmesini yasaklamıştır.

Çok Satan Bir Aşk Romanının Yazarıydı

Saddam Hüseyin, siyasi nutuklarının yanı sıra gizli bir edebi hırsa sahipti. 2000 yılında Irak'ta anonim olarak yayınlanan ve en çok satanlar listesine giren "Zabiba ve Kral" (Zabiba and the King) adlı aşk romanının yazarının bizzat Saddam olduğu daha sonra CIA analistlerince doğrulandı. Kitapta kral (Saddam), dış güçlerin (ABD) tecavüzüne uğrayan saf ve güzel bir köylü kızı olan Zabiba'ya (Irak halkı) aşık oluyordu.

Frank Sinatra Tutkusu

Bağdat'taki saraylarında ultra lüks ve rüküş bir hayat yaşayan Saddam'ın en büyük kişisel tutkularından biri Batı popüler kültürüydü. Özellikle Amerikalı efsanevi şarkıcı Frank Sinatra hayranıydı ve onun "My Way" (Benim Yolum) şarkısını sık sık saraylarında dinletirdi. Kaderin bir cilvesi olarak, kendi hayatı da tamamen "kendi bildiği yolda" yürürken felaketle bitti.

Amerikalı Gardiyanlarıyla Kanka Olan Mahkum

2003 yılındaki ABD işgalinden sonra Tikrit'te bir yer altı sığınağında (örümcek deliğinde) yakalanan Saddam, idam edilene kadar geçen sürede kendisini koruyan Amerikalı askeri inzibatlarla şaşırtıcı derecede yakın ilişkiler kurdu. Gardiyanlarına gençlik hikayelerini anlatan, onlara Kürtçe kelimeler öğreten ve hücresinde sürekli bahçe işleriyle uğraşıp bisküvi yiyen bu yaşlı adam, gardiyanlarının ifadesine göre son derece kibar ve babacan davranıyordu. Hatta asılmaya götürüldüğünde, bazı Amerikalı gardiyanlarının arkasından ağladığı belgelenmiştir.

Darağacındaki Son Sözler:

30 Aralık 2006 sabahı, Bağdat'ta idama götürülürken etrafındaki cellatların ve Şii görevlilerin hakaretlerine karşı sükunetini koruyan Saddam Hüseyin'in son sözleri, Kelime-i Şehadet getirmek ve ardından şu cümleyi kurmak oldu: "Irak yaşayacaktır, Filistin yaşayacaktır. Bu benim şahadetimdir."

Saddam Hüseyin, modern tarihin en büyük tezatlarından biridir. O, ülkesine hastaneler, üniversiteler ve gurur aşılayan bir lider olarak başladığı yolu; kitle mezarları, kimyasal bombalar ve yabancı işgaliyle tarumar edilmiş bir enkaz devrederek tamamladı.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz