Osmanlı İmparatorluğu'nun "kendi küllerinden doğma" mücadelesi verdiği 19. yüzyılın en kritik diplomatik hamlelerinden biri olan Hünkâr İskelesi Antlaşması, tam 193 yıl önce bugün, 8 Temmuz 1833 tarihinde imzalandı. İstanbul’un Beykoz sırtlarında, Boğaz'ın serin sularına bakan Hünkâr İskelesi’nde kayda geçen bu ittifak, sadece Osmanlı ve Rusya’nın kaderini değiştirmekle kalmadı; Avrupa diplomasisinde onlarca yıl sürecek modern bir "Boğazlar Meselesi" fırtınası kopardı.
Peki, bir dönemin ezeli düşmanı olan iki imparatorluğu İstanbul'da aynı masaya oturtan süreç nasıl gelişti? İşte nedenleri, gizli maddeleri ve tarihin satır aralarında kalmış ilginç detaylarıyla Hünkâr İskelesi Antlaşması...
'DENİZE DÜŞEN YILANA SARILIR'
1830'lu yılların başında Osmanlı İmparatorluğu, kendi valisi olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da başlattığı büyük isyanla sarsılıyordu. Mısır kuvvetleri, Osmanlı ordusunu üst üste mağlup ederek Kütahya’ya kadar ilerlemiş ve doğrudan payitaht İstanbul’u tehdit etmeye başlamıştı.
Dönemin padişahı Sultan II. Mahmud, bu ölümcül tehdit karşısında ilk olarak İngiltere ve Fransa’dan askeri destek talep etti. Ancak Avrupa devletlerinin bu iç meseleye kayıtsız kalması üzerine, Sultan II. Mahmud tarihe geçen o meşhur sözü söyledi: "Denize düşen yılana sarılır."
Osmanlı, yüzyıllardır savaştığı kuzey komşusu Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı. Fırsatı kaçırmayan Rus Çarı I. Nikolay, hemen bir Rus donanmasını ve askerlerini İstanbul Boğazı’na, Beykoz’daki Hünkâr İskelesi ordugahına sevk etti. Rus askerlerinin İstanbul kapılarına dayanması üzerine paniğe kapılan İngiltere ve Fransa, alelacele araya girerek Mısır Valisi ile Osmanlı arasında Kütahya Antlaşması'nın imzalanmasını sağladı. Mısır tehlikesi geçici olarak durdurulmuştu ancak Rusya, verdiği bu "dostluk" desteğinin bedelini almak için masaya oturacaktı.
ANTLAŞMANIN ÖZÜ
Mısır krizi yatıştıktan hemen sonra, 8 Temmuz 1833'te Hünkâr İskelesi'nde 8 yıl süreli bir karşılıklı savunma ve saldırmazlık ittifakı imzalandı.

- İmzalayanlar: Osmanlı İmparatorluğu adına sadrazamlık ve hariciye bürokrasisinin yetkilileri ile Rusya İmparatorluğu adına Çar'ın olağanüstü elçisi Kont Aleksey Orlov ve Rusya'nın İstanbul Elçisi Apolloniy Butenyov (Butenef) arasında yürütülen müzakerelerle mutabakata varıldı. Metinler Türkçe ve Rusça olarak iki dilde hazırlandı.
Antlaşmanın resmi olarak ilan edilen açık maddelerine göre; iki devlet arasında yeni bir dostluk temeli atılıyor ve taraflardan biri saldırıya uğrarsar diğeri ona hem karadan hem denizden askeri destek vermeyi taahhüt ediyordu. Eğer Rusya yardım isterse, Osmanlı tüm masrafları kendine ait olmak üzere yardım gönderecekti.
GİZLİ MADDE KRİZİ
Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı dünya tarihinin en çok tartışılan metinlerinden biri yapan şey, Avrupalı diplomatların uykusunu kaçıran gizli ayrı bir maddeydi.
Bu gizli maddeye göre; Rusya, Osmanlı Devleti'nden askeri yardım (asker veya donanma) talep etmeyecekti. Bunun yerine Osmanlı İmparatorluğu, Rusya'nın batılı devletlerle savaşa girmesi gibi acil bir durumda (yani "gerektiğinde") Boğazları diğer tüm yabancı savaş gemilerine kapatacak, Rus savaş gemilerine ise geçiş serbestisi tanıyacaktı.
Gizli Maddenin Anlamı: Rusya, bu maddeyle Karadeniz'deki güvenliğini tamamen garanti altına alırken, Osmanlı'yı adeta kendi himayesi altına alıyor ve sıcak denizlere inme politikasında devasa bir stratejik üstünlük elde ediyordu.
AVRUPA PROTESTOSU
Antlaşmanın duyulması ve gizli maddenin sızmasıyla birlikte Avrupa başkentlerinde adeta bir diplomatik deprem yaşandı.
- İngiltere ve Fransa Şokta: İngiltere ve Fransa, kendi çıkarlarına tamamen ters düşen bu ittifakı sert bir şekilde protesto ettiler. İngiliz donanması protesto amacıyla Ege Denizi'ne (Bozcaada önlerine) kadar gelerek gövde gösterisi yaptı. İngiliz elçisi Lord Ponsonby, Londra'ya yazdığı mektuplarda İngiliz donanmasının doğrudan İstanbul'a girip bu antlaşmayı zorla yırtmasını tavsiye ediyordu.
- Boğazlar Meselesinin Doğuşu: Bu antlaşmayla birlikte "Boğazlar", iki devlet arasındaki bir konu olmaktan çıkıp ilk kez uluslararası diplomasinin en büyük kördüğümü, yani "Boğazlar Meselesi" haline geldi.
TARİHİMİZ İÇİN ÖNEMİ
Hünkâr İskelesi Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun Boğazlar üzerindeki mutlak egemenlik hakkını tek başına kullandığı son antlaşmadır. Osmanlı bu antlaşmayla kendi toprak bütünlüğünü korumak adına egemenlik kartını oynamıştır.

Ancak bu durum aynı zamanda imparatorluğun ne kadar zayıfladığının ve kendi valisine karşı bile yabancı bir devlete sığınmak zorunda kaldığının trajik bir nişanesidir. Antlaşmanın 8 yıllık süresi 1841 yılında dolduğunda, İngiltere ve Fransa'nın baskılarıyla Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanmış, Rusya’nın bu ayrıcalıkları elinden alınmış ve Boğazlar ilk kez uluslararası bir statüye bağlanmıştır.
AZ BİLİNENLER
- İki Düşmanın Kamp Arkadaşlığı: Antlaşmanın imzalandığı Beykoz Hünkâr İskelesi mevkisinde, birkaç yıl öncesine kadar cephede birbirini öldüren binlerce Rus askeri ile Osmanlı askerleri aylarca yan yana kamp kurdu. Rus askerlerinin İstanbul’daki varlığı, halk arasında büyük bir şaşkınlık ve merakla takip edilmişti.
- Beykoz'daki Dikili Taş (Rus Abidesi): İttifakın ve Rus askerlerinin İstanbul'a gelişinin anısına, 1833 yılında Beykoz Selvi Burnu'na (Hünkâr İskelesi sırtlarına) üzerinde Osmanlıca ve Rusça kitabeler bulunan devasa bir hatıra anıtı/abidesi dikildi. Bu abide, iki devletin tarihteki en sıra dışı "zoraki dostluğunun" somut bir kanıtı olarak uzun süre orada kaldı.
- Kelime Oyunu ve Sansür Savaşları: Antlaşmanın gizli maddesindeki "gerektiğinde" ibaresi İngiliz diplomatları çıldırtmıştı. Dönemin İngiliz dışişleri, bu kelimenin ucu açık olduğunu ve Rusya'nın canı her istediğinde Osmanlı iç işlerine müdahale etmek için bunu bir bahane olarak kullanacağını savunarak Bâbıâli'yi (Osmanlı hükümetini) soru yağmuruna tutmuştu. Osmanlı yetkilileri ise İngilizleri geçiştirmek için antlaşmanın orijinal metnindeki bazı ifadeleri diplomatik dille adeta "sansürleyerek" yumuşatmaya çalışmıştı.




