Tam 186 yıl önce bugün, 15 Temmuz 1840’ta İngiltere’nin başkenti Londra’da, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Orta Doğu’nun kaderini kökten değiştiren tarihi bir belgeye imza atıldı. Dönemin küresel süper güçleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan 1840 Londra Antlaşması (Mukavele-i Londra), kendi valisi karşısında yok olma tehlikesi yaşayan bir imparatorluğun uluslararası diplomasi ve askeri müdahaleyle hayatta kalma mücadelesinin en somut belgesidir.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın durdurulamaz yükselişini frenleyen, Suriye ve Filistin’in kaderini çizen ve modern Orta Doğu’nun sınırlarına ilk diplomatik neşteri vuran Londra Antlaşması’nın tarihsel sürecini, nedenlerini, perde arkasındaki aktörleri ve satır aralarında kalmış ilginç detayları derinlemesine bir haber dosyasıyla inceliyoruz.
BİR VALİ VE İMPARATORLUĞUN DİZE GELİŞİ
1830’lu yıllar, Osmanlı İmparatorluğu için tam anlamıyla bir "beka" dönemiydi. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, modernleştirdiği güçlü ordusuyla Osmanlı’ya isyan etmiş; Suriye, Filistin ve Adana’yı ele geçirmişti.

- Hünkâr İskelesi’nin Gölgesi: 1833 yılında Kavalalı’nın ordusu Kütahya’ya kadar gelince, Sultan II. Mahmud can havliyle ezeli düşmanı Rusya’dan yardım istemiş ve karşılığında Rusya’ya Boğazlar üzerinde büyük ayrıcalıklar veren Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzalamıştı. Bu durum, İngiltere ve Fransa’nın Akdeniz’deki çıkarlarına indirilmiş ağır bir darbeydi.
- Nizip Bozgunu (1839): Sultan II. Mahmud, intikam almak ve Suriye’yi geri kazanmak için 1839’da ordusunu tekrar Kavalalı’nın üzerine gönderdi. Ancak Osmanlı ordusu Nizip Muharebesi’nde bir kez daha ağır bir hezimete uğradı. Bu sırada II. Mahmud vefat etti ve tahta henüz 16 yaşındaki Sultan Abdülmecid çıktı. Ordu dağılmış, Osmanlı donanması ise hain bir amiral (Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi Paşa) tarafından götürülüp Mısır’a, Kavalalı’ya teslim edilmişti. Osmanlı tamamen savunmasızdı.
NEDEN LONDRA?
Mısır Valisi’nin doğrudan İstanbul’u ele geçirip Osmanlı tahtına oturması ya da imparatorluğun tamamen parçalanması an meselesiydi. Böyle bir durum, Avrupa’daki güçler dengesini (Restorasyon Dönemi statükosunu) altüst edecekti.
İngiltere Başbakanı Lord Melbourne ve dönemin dahi Dışişleri Bakanı Lord Palmerston, Rusya’nın Hünkâr İskelesi’ne dayanarak İstanbul’a tek başına çömesini engellemek ve Kavalalı’nın Fransız güdümlü bir Orta Doğu imparatorluğu kurmasının önüne geçmek için uluslararası bir kongre topladı. Amaç, Mısır Sorunu’nu bir "Osmanlı iç meselesi" olmaktan çıkarıp "Avrupa hakemliğinde" çözmekti.
MASADAKİ AKTÖRLER
15 Temmuz 1840’ta imzalanan antlaşma, tarihe "Dörtlü İttifak" veya Osmanlı’nın katılımıyla "Beşli İttifak" olarak geçti.
- Büyük Güçler: İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya.
- Osmanlı İmparatorluğu Adına: Dönemin Londra Sefiri (Büyükelçisi) Şekib Efendi.
- Masada Olmayan Devrimci: Fransa. Fransa, Akdeniz’de kendi nüfuzunu artırmak için el altından Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı desteklediği için bu ittifakın dışında bırakıldı ve diplomatik olarak tamamen yalnızlaştı.

AĞIR ŞARTLAR VE KAVALALI'YA GÖZDAĞI
Antlaşma, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya adeta bir teslimiyet belgesi olarak sunuldu. Şartlar net ve sertti:
- Mısır eyaletinin yönetimi babadan oğula geçmek üzere (hıdivlik yoluyla) Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya bırakılacaktı.
- Güney Suriye (Aka Kalesi ve Filistin) yönetimi kayd-ı hayat şartıyla (ölene kadar) Kavalalı’ya verilecekti.
- Buna karşılık; Kavalalı işgal ettiği Kuzey Suriye, Adana, Cidde ve Hicaz topraklarını derhal Osmanlı’ya iade edecek, kaçırdığı Osmanlı donanmasını geri verecekti.
Zaman Ayarlı Ültimatom: Kavalalı’ya bu şartları kabul etmesi için 10 gün süre verildi. Eğer 10 gün içinde kabul etmezse Suriye ve Aka üzerindeki haklarını kaybedecekti. Bir 10 gün daha direnirse, müttefik devletler askeri güç kullanarak onu Mısır’dan da atacaklardı.
ÖNEMİ
- Tarihin İlk Müttefik Orta Doğu Müdahalesi: Kavalalı, Fransa’nın arkasında duracağına güvenerek ültimatomu reddetti. Bunun üzerine İngiliz ve Avusturya donanması Suriye ve Beyrut kıyılarını bombaladı, Aka Kalesi’ni denizden vurdu. Karaya çıkan Osmanlı ve müttefik askerleri Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa’yı mağlup etti. Kavalalı diz çökmek zorunda kaldı.
- Osmanlı Toprak Bütünlüğünün Tescili: Osmanlı, tek başına yenemediği valisini Avrupa devletlerinin süngüsüyle durdurdu. Suriye, Lübnan, Filistin ve Adana yeniden doğrudan İstanbul’a bağlandı.
- Boğazlar Üzerindeki Rus Gölgesinin Kalkması: Londra Antlaşması, 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’ne zemin hazırladı. Rusya’nın Hünkâr İskelesi ile elde ettiği ayrıcalıklar son buldu ve Boğazlar uluslararası bir statüye kavuştu.
AZ BİLİNENLER
Mustafa Reşit Paşa’nın Diplomatik Dehası ve "Tanzimat" Bağlantısı
1840 Londra Antlaşması’nın mimarlarından biri de, belgede imzası Şekib Efendi görünse de arka planda mekik diplomasisi dokuyan Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa’ydı. Paşa, Avrupalı devletlerin desteğini alabilmek için Osmanlı’nın "modern, hukuka saygılı ve azınlık haklarını koruyan" bir devlet olduğunu kanıtlamak zorundaydı. Antlaşmadan sadece birkaç ay önce, 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı, aslında Londra’da İngilizlerin desteğini alabilmek için masaya sürülen en büyük diplomatik kozdu.
Kavalalı’nın Kumarı: Fransa’nın Paris’te Hükümet Deviren Blöfü
Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Londra Antlaşması’na karşı direnirken en çok Fransa’ya güveniyordu. Dönemin Fransa Başbakanı Adolphe Thiers, Kavalalı’ya her türlü desteği vereceğini söyleyerek İngiltere’ye karşı adeta bir dünya savaşı blöfü yaptı. Ancak İngiliz donanması Beyrut’u bombalamaya başladığında Fransa geri adım attı. Fransız halkı ve meclisi bu diplomatik rezaletin ardından Başbakan Thiers’i görevden düşürdü. Kavalalı, Paris’in blöfü yüzünden Suriye’yi tamamen kaybetti.
Hain Donanmanın Hüzünlü Dönüşü
Nizip Savaşı öncesi Osmanlı’ya ihanet ederek tüm filoyu İskenderiye Limanı’na götürüp Kavalalı’ya teslim eden Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi Paşa, antlaşmanın ardından gemilerin İstanbul’a geri gönderilmesiyle tamamen ortada kaldı. Osmanlı donanması İstanbul Boğazı’na döndüğünde halk sevinç gözyaşları dökerken, hain amiral Mısır’da unvanlarını kaybetmiş, yapayalnız bir sığınmacı olarak hayatını kaybetti.
1840 Londra Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’na ömrünün son döneminde yaklaşık 80 yıllık bir zaman kazandırmış olsa da, devletin kendi iç sorunlarını bile dış müdahaleler olmadan çözemediğini tescilleyen acı bir dönüm noktasıdır. Bugün Suriye ve Filistin coğrafyasında yaşanan uluslararası güç mücadelelerinin ilk modern prototipi, 186 yıl önce Londra’da mürekkep kururken çoktan çizilmişti.


