Tarihin en büyük diplomatik satranç oyunlarından biri, bundan tam 148 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nun en zorlu döneminde oynandı. Berlin Kongresi’nin gölgesinde, 4 Haziran 1878’de imzalanan ancak resmiyet kazanması Temmuz ayını bulan gizli bir ittifak antlaşmasıyla, Akdeniz’in kalbi Kıbrıs Adası, 300 yılı aşkın süren doğrudan Osmanlı egemenliğinin ardından sessiz sedasız İngiltere’ye devredildi.

Koyun Dolly ve Klonlama Çağı
Koyun Dolly ve Klonlama Çağı
İçeriği Görüntüle

Bugün Doğu Akdeniz’deki tüm jeopolitik krizlerin temel harcı olan bu devir, alelade bir toprak satışı değil; çökmekte olan bir imparatorluğun can havliyle attığı trajik bir imza, İngiliz diplomasisinin ise tarihe geçen bir kurnazlık şaheseriydi. Padişahın gözyaşlarından sarayın gizli rüşvet iddialarına kadar, Kıbrıs’ın İngilizlere verilişinin tüm perde arkasını inceliyoruz.

93 HARBİ BOZGUNU VE ARANAN DESTEK

Kıbrıs’ın İngilizlere geçici olarak bırakılmasının arkasındaki ana neden, Osmanlı tarihinin en yıkıcı mağlubiyetlerinden biri olan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) idi.

Kıbrıs Sözleşmesi 3

  • İstanbul Kapılarında Rus Ordusu: Rus orduları hem Balkanlar'dan hem de Kafkaslar'dan Osmanlı topraklarını çiğneyerek Yeşilköy’e (Ayastefanos) kadar ilerlemişti. İmzalanan Ayastefanos Antlaşması ile Osmanlı Devleti neredeyse haritadan silinme noktasına gelmiş, Rusya Asya ve Avrupa'da devasa bir güç kazanmıştı.
  • İngiltere'nin Fırsatçılığı: Rusya’nın sıcak denizlere inmesinden ve Basra Körfezi’ne sarkma ihtimalinden dehşete düşen İngiltere, Osmanlı’ya bir "kurtarıcı" maskesiyle yaklaştı. İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli, Rusya’nın Ayastefanos şartlarını hafifletmek için toplanacak Berlin Kongresi’nde Osmanlı’yı savunma sözü verdi. Ancak bu dostluğun çok ağır bir bedeli vardı: Kıbrıs.

NEDEN KIBRIS?

İngiltere için Kıbrıs, Süveyş Kanalı’nın açılmasının ardından (1869) dünyanın en önemli ticaret rotası haline gelen Hindistan Yolu'nun güvenliğini sağlamak için kusursuz bir "batmaz uçak gemisi"ydi. Rusya, Kafkasya üzerinden güneye inecek olursa, İngiltere Kıbrıs’taki askerî varlığıyla anında İskenderun Körfezi’ne ve Orta Doğu’ya müdahale edebilecekti.

AKTÖRLER

Kıbrıs’ın devrini öngören İstanbul İttifak Antlaşması (Kıbrıs Konvansiyonu), kamuoyundan tamamen gizli olarak 4 Haziran 1878'de İstanbul'da imzalandı.

Kıbrıs Sözleşmesi 4

  • Osmanlı Adına: Dönemin Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Safa Paşa.
  • İngiltere Adına: İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi Sir Austen Henry Layard.
  • Nihai Onay: Kuşkusuz antlaşmanın arkasındaki mutlak güç, tahta çıkalı henüz iki yıl olmuş, Rus baskısı altında bunalmış olan Sultan II. Abdülhamid idi.

ANTLAŞMA ŞARTLARI VE 'GEÇİCİ' KURNAZLIĞI

Metne göre Kıbrıs, Osmanlı’nın mülkiyetinde kalmaya devam edecek ancak adanın idaresi, askerî savunması ve vergi toplama yetkisi tamamen İngiltere’ye bırakılacaktı. Antlaşmaya çok kritik bir şerh düşülmüştü: Eğer Rusya, 93 Harbi'nde Doğu Anadolu'da işgal ettiği Kars, Ardahan ve Batum'u Osmanlı'ya geri verirse, İngiltere de Kıbrıs'ı derhal boşaltıp Osmanlı'ya iade edecekti.

Ancak İngiltere’nin adayı geri vermeye hiç niyeti yoktu. Nitekim 1914 yılında I. Dünya Savaşı patlak verip Osmanlı karşı blokta yer alınca, İngiltere bu "geçici" statüyü tek taraflı olarak feshettiğini ve ada'yı resmen ilhak ettiğini duyurdu. Türkiye ise bu ilhakı ancak 1923 Lozan Antlaşması ile resmen tanımak zorunda kaldı.

AZ BİLİNENLER

Padişahın Tarihi Şerhi: "Hukuk-u Şahaneme Halel Gelmemek Şartıyla..."

Sultan II. Abdülhamid, İngilizlerin adayı bir daha asla geri vermeyeceğini tahmin ediyordu ancak Rus ordusu Yeşilköy'deyken yapacağı fazla bir şey yoktu. Antlaşmayı imzalarken metnin altına kendi el yazısıyla çok sert diplomatik bir şerh düştü: "Hukuk-u şahaneme (padişahlık haklarıma) halel gelmemek şartıyla işbu muahedenameyi tasdik ederim." Padişah bu şerhle, adanın mülkiyetinin hâlâ Osmanlı'da olduğunu hukuken dünyaya ilan etmek istemişti ancak bu şerh İngiliz süngüleri karşısında sadece kağıt üzerinde bir teselli olarak kaldı.

Lefkoşa Burçlarında Ağlayan Osmanlı Askerleri

12 Temmuz 1878 günü, İngiliz donanması limana yanaştı ve Amiral John Hay komutasındaki askerler Lefkoşa’ya girdi. Vali Konağı'ndaki gönderden 307 yıldır dalgalanan Osmanlı sancağı indirilirken, adayı teslim etmekle görevli Osmanlı subayları ve askerleri gözyaşlarına boğuldu. Adadaki Türk halkı büyük bir yas içine girerken, Rumlar İngiliz askerlerini neşeyle, çiçeklerle karşıladılar; çünkü İngilizlerin adayı kısa süre içinde Yunanistan'a hediye edeceğine inanıyorlardı.

Kıbrıs Sözleşmesi 1

Büyükelçi Layard'ın Gizli Rüşvet ve Hediye İddiaları

Antlaşmayı İngiltere adına koparan Büyükelçi Henry Layard, sıradan bir diplomat değildi; kendisi Mezopotamya’da Ninova harabelerini kazmış ünlü bir arkeologdu. Layard'ın saraydaki nüfuzlu paşaları ikna etmek için çok değerli antikalar, paha biçilemez hediyeler ve örtülü ödenekten rüşvetler dağıttığı dönemin muhalif jurnallerinde ve İngiliz arşivlerindeki bazı gizli muhasebe kayıtlarında satır aralarında iddia edilmiştir.

Kıbrıs'ın Bedeli: "Fazla Vergi" Oyunu

İngilizler adayı bedavaya almamıştı; Osmanlı'ya her yıl adanın gelirlerinden elde edilen "artık miktarı" (yaklaşık 92 bin altın) ödemeyi taahhüt etmişlerdi. Ancak kurnaz İngiliz diplomasisi bu parayı hiçbir zaman doğrudan Osmanlı hazinesine göndermedi. İngiltere, Kırım Savaşı sırasında Osmanlı'nın batılı bankalardan aldığı ve ödeyemediği borçların taksiti olarak bu paraya el koydu ve doğrudan kendi bankalarına aktardı. Yani Kıbrıs'ın kirasıyla yine Osmanlı'nın borcu, Osmanlı'nın cebine girmeden tahsil edilmiş oldu.

Kıbrıs’ın 1878'deki bu trajik kaybı, Türk dış politikasında yüzyıl boyunca kapanmayacak devasa bir yaranın açılmasına neden oldu. Osmanlı İmparatorluğu'nun "toprak vererek günü kurtarma" siyasetinin en acı kurbanı olan ada, İngiliz idaresinde geçen onlarca yılın ardından, bugün bile çözülemeyen küresel bir etnik ve siyasi kördüğümün merkezi olarak kalmaya devam ediyor.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz